|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Siyaset ve ahlak arasındaki ince çizgi her zaman çeşitli spekülasyonların yapılmasına yol açmıştır. Siyasetin temelinde genel olarak "menfaat"in bulunması ve söz konusu "menfaat"in temini için gerekli eylemlerde bulunmanın zorunluluğu bunun ne kadar ahlaki ölçüler dahilinde gerçekleştirileceğini sorun haline getirmiştir. Çünkü ahlak alanında "menfaat" değil "erdem" ve "iyi" olarak benimsenen hususların gerçekleştirilmesi söz konusudur. Dolayısıyla "menfaat" ile "erdem" arasında her zaman bir uyumluluğun bulunması ve menfaatin gerçekleştirilmesi için "erdem"li eylem ve davranışların olumlu sonuç vereceğini beklemek mümkün değil. Siyaset ve ahlakın tabiatlarındaki bu temel nitelikler bu iki alan arasındaki uyumluluğun sağlanmasını zorlaştırmaktadır. Bu tartışmanın temelinde siyasete ilişkin eylem ve davranışların ahlak bağımlı mı, yoksa ahlak bağımsız mı olduğu tartışması bulunmaktadır. Herkes biliyor ki insanların eylemleri, davranışları ve hatta düşünceleri hiçbir biçimde içinde yaşanan kültür ortamından, ahlaktan ve kişinin sahip olduğu "iyi" ve "erdem" anlayışından bağımsız olamaz, olması düşünülemez. Bu durumda bir eylem ve davranış olarak siyaset de ahlak ve kültür bağımlıdır. Siyasetin icra edildiği toplumun kültürel değerleri, ahlak anlayışı ve "erdem"e ilişkin düşüncelerinden bağımsız ve ayrı olması düşünülemez. Siyaset menfaati esas alıyor... Peki siyaset ve ahlak arasındaki sorun nerede? Madem bir eylem olarak siyaset de ahlak bağımlıdır ve başka türlü olamaz öyle ise siyasetle ahlak arasındaki ince çizginin sorunlu olmasının anlamı nedir? Ben siyaset ve ahlakla ilgili tartışma gündeme geldiğinde şu çarpıcı örneği vermeyi tercih ediyorum. Söz konusu örnek bugünlerde 60. yılı münasebetiyle anma programları düzenlenen Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD) İkinci Dünya Savaşını bitirmek için 6 Ağustos 1945 tarihinde Hiroşima'ya, üç gün sonra da Nagazaki'ye attığı atom bombası olayıdır. Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları 300 bin insanın ölümüne sebep olmuş, şehirlerin nerede ise haritadan silinmelerine yol açmış, tabiatta büyük tahribat meydana getirmiştir. ABD yetkililerinin savaş halinde bulundukları Japonya'ya karşı atom bombası kullanmaları temelde bir siyasal eylem ve davranıştır. Bu eyleme siyaset planından baktığımızda ABD'nin ulusal menfaati için atom bombasının atılması son derece rasyonel bir davranış olarak görülebilir. ABD savaşın bitmesini, düşmanın yenilmesini ve kendisinin zafer elde etmesini istiyordu. Bu amacın temini için düşmanı alt edecek eylemlerde bulunması gerekiyordu. Son anda ABD siyasetçileri atom bombasının kullanılmasına karar vermiş ve bu kararı uygulayarak düşmanın yenilmesini, savaşın bitmesini sağlamışlardır. Ahlak açısından onaylanamaz... Ancak söz konusu eyleme ahlak açısından yani "erdem" ve "iyi" olarak tanımladığımız üstün değerler açısından bakacak olursak Japon şehirleri üzerine atom bombasının atılmasını, 300 bin masum insanın ölmesine yol açılmasını ve yıllarca devam edecek etkilerin sürmesini onaylamak hiçbir biçimde mümkün değildir. Ahlaken bu eylem tasvip edilemez ve kesinlikle ahlaki açıdan kötü, vahşiyane ve insanlık dışı bir davranıştır. Siyaset açısından rasyonel ve başarılı olarak değerlendirilebilen bir eylem ahlaki açıdan tasvibi imkansız olabiliyor. Bu olay üzerinden yürüdüğümüzde ABD yetkililerinin ve atom bombasını Japon şehirleri üzerinde bırakan görevlilerin ahlak dışı davrandıkları, açıkçası ahlaken düşük bir görüntü verdikleri söylenebilir mi? Japon şehirleri üzerinde atom bombasını atan görevlilerler bugün yaptıkları açıklamalarda biz işimizi yaptık. O zaman öyle yapmamız gerekiyordu, bize görev verildi ve o görevi yerine getirdik. Yapacak başka bir şey yoktu... anlamında şeyler söylemektedirler. Evet o görevliler üstleri tarafından verilen görevi yerine getirmişlerdir. Elbette attıkları atom bombasıyla üç yüz bin insanın ölümüne sebep olduklarından acı duymuşlardır. Ama eylemleriyle ulusal menfaatin teminine yardım ettiklerini de düşünmüşlerdir. Peki bu durumda siyaset ahlaktan bağımsız ve ayrı bir alan mı olmaktadır? Ben siyasetin ahlak dışı ve ahlaktan bağımsız olduğunu düşünmüyorum. Ancak siyaset denilen alanın işleyişinin, günlük hayatın genel ahlak ilkeleriyle olmadığını ve siyasetin kendisine özgü ve günlük genel ahlaktan ayrı bir ahlak anlayışına sahip olduğunu gözlemekteyiz. Siyasette günlük davranışlarımızı yönlendiren "erdem" ve "iyi" anlayışının yerine "menfaat " geçmektedir.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |