AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Meselenin varlığını kabul ederek demokrasiye sığınmak

En kötü görüşme bile kavgadan iyidir. Başbakan Erdoğan'ın dün, bir süre önce memlekette dökülen kanın durdurulabilmesi amacıyla PKK'ya silah bırakma, hükümete de bazı yasal düzenlemeler yapma çağrısında bulunan bildiricilerin bir bölümüyle görüşmesinin özeti, bu cümle ile ifade edilebilir.

Görüşmeye başlamak, aynı zamanda bir meselenin varlığını da kabul etmek anlamı taşıyabilir.

Bir meselenin varlığını kabul etmek ise, o meseleyi çıkmaza sokacak zorlama yöntemler yerine görüşme, mutabakat ve insani yöntemlerin devreye girmesine zemin hazırlar.

Bu anlamda Başbakan'ın dünkü toplantıda, "adı ne olursa olsun, yaşanan sorunların daha çok demokrasi ve daha çok refah ile çözüleceğini" söylemesi başlangıç olarak umut vericidir.

Başbakan Erdoğan'ın dünkü toplantıda bana göre belki de ilk defa, Kürt sorunundan, sorunun adını telaffuz ederek bahsetmesi ve meseleye yaklaşımını şu cümlelerle özetlemiş olması önemlidir:

''Kürt sorunu, ayrılıkçı şiddet ya da barışı bozma suretiyle ele alınacak bir sorun değildir. Toplumsal sorunları bahane ederek şiddete başvurmak çözüm değildir. Bütün sorunlar demokrasi şemsiyesi altında anayasal düzen içinde ele alınmalıdir."

"Yaşanan sorunları yok sayma anlayışında değiliz."

"Adı ne olursa olsun, her türlü sorunun daha fazla reform, daha fazla demokrasi ve daha fazla refah ile çözüleceğine inanıyoruz."

Bunlar hiç kuşkusuz Diyarbakır gezisinin öncesinde verilmiş önemli mesajlardır.

Dilerim Hükümet'in meseleye sadece polisiye yaklaşımla değil, toplumsal ve siyasi bir mesele olarak baktığının göstergeleri de bu mesajlar olur.

Çünkü bu bakış tarzının ötesindeki yollar meseleyi şiddet sarmalına götürür. Şiddet ise asla herhangi bir meselenin çözümü olamaz. Olmamıştır. Olduğu görülmemiştir.

Bir süredir meselenin nasıl adım adım bu şiddet sarmalına götürülmek istendiğini izliyoruz.

Çatışmalara ve şimdiye kadar hep şiddet yöntemin uygulanması nedeniyle bir türlü sona erdirilemeyen Kürt meselesine daha az demokrasi, daha baskıcı bir rejim ve daha çok yasak çıkmazından yaklaşanlar, günlerdir yasak listeleri, güvenlik güçlerinin ek yetki taleplerini yayınlatıp, yayınlayıp duruyorlar. Başbakan'ın yapması gereken açıklamaları askerlerin yapmasını alkışlıyorlar.

Biliyorlar ki hükümet de böyle bir yasaklama, kısıtlama ve şiddet sarmalına girdiği takdirde o sarmalın merkezkaç kuvvetine kapılmaması mümkün değil.

Böylece hükümetten de kurtulabileceklerini hesaplıyor olmalılar.

Göründüğü kadarıyla Başbakan geç de olsa bu gidişatın farkına varmış durumda.

Hükümetle Genelkurmay arasında süren "yetki" tartışmasıyla ilgili görüşünü ilk kez partisinin önceki gün (geçtiğimiz salı) yaptığı Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında dile getirmiş.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Özkök'ün "Kısıtlanmış yetkilerimize rağmen terörle mücadeleyi sürdüreceğiz" sözlerine atfen, "hükümetin ihtiyaç olması halinde gerekeni yapacağını" söylemiş. "Bu konuda kamuoyunda yanlış bir algılamanın hakim olduğuna" da değinerek, "Sanki bir yetki istenmiş de verilmemiş gibi bir görüntü ortaya çıkarılmaya çalışılıyor. Bu çok yanlış. Böyle bir şey yok. İhtiyaç olursa gerekeni yaparız" diye konuşmuş.

Her ne kadar ayni hükümetin Adalet Bakanı Çiçek farklı tellerden çalıyor ve "askerler ne isterlerse anında karşılarız" gibisinden bir peşincilik yapıyorsa da, Başbakan'ın açıklamasını esas almak gerekir.

Netice olarak meseleye fazla iyimser yaklaştığımı söyleyenler çıkacak olsa bile Erdoğan'ın görüşmesini ve açıklamalarını olumlu yorumlama eğilimindeyim.

Hem geç de olsa meselenin varlığını kabul ettiğini göstermiştir. "Kürt sorunu vardır, bunu kabul etmek gerekir" demiştir. Hem de bu meseleyi demokratik yöntemlerle çözmek gerektiğinin altını iyice çizmiştir.

Tabii şu söylenebilir: "Keşke 2,5 yıl önce bunu kabul ettiğini söyleseydi, belki bu kadar kan dökülmeyebilirdi."

Ama olan olmuştur. Ölenler bu memleketin gençleridir, insanlarıdır.

Biran önce, çatışmaların durması ve kan dökülmesine son verilmesi için hangi adımların atılması gerektiği tesbit edilip süratle adımların atılacağı sürece yönelmek gerekir.

Başbakan ne diyor:

"Adı ne olursa olsun, her türlü sorunun daha fazla reform, daha fazla demokrasi ve daha fazla refah ile çözüleceğine inanıyoruz"

Başbakan'ın bu sözlerini Diyarbakır'da da tekrar edip Kürtlerle de diyaloğu başlatacağını umuyoruz.


11 Ağustos 2005
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED