AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Cem Yılmaz yorumsuz

Herkes komikmiş gibi yapıyor, ama aynı herkes, o kadar da komik olmadığını biliyor. Sanki. Cem Yılmaz'ın son reklamında "saat kolunda abi" cümlesini bir tarafa koyduğunuzda, ulusal değerimiz, kendinden payetli yıldızımız, hiçbir sözüne kayıtsız kalınamayacak pop mucizemizin tıpkı g.o.r.a'da olduğu gibi, bu sefer de cepten yediğini görüyor gibi oluyorsunuz.

Oluyorsunuz da, her anı, her durumu gülünç kılabilen muzipliği, gündelik hayat ayrıntılarına düşkün uyanıklığı ve her daim yüzüne yakışan sevimliliğiyle bu güldürü markasının elinden "vasat" çıkmayacağına dair "iman"ınız depreşiyor, vazgeçiveriyorsunuz o uğursuz histen. Ne de olsa O, milletin resmi komiği. Ne eylerse gülünesi şahsiyet.

Herkesin, karşısında "acep diline dolanır mıyız?" kabilinden derin bir ürküntüyle durduğu, böylesine bir mizah oyunbazının, kendinden emin rahatlığıyla rastlaşmamak için hafif bir mahcubiyetle çalıyı dolandığı Cem Yılmaz, hatırlarsanız g.o.r.a'yı eleştirenlere de, hiç komik olmadan veriştirmek yoluyla, o hazırcevaplıkla galibiyeti kesinleşecek itişmelere girebileceğinin sinyallerini vermişti.

At oynattığı, uzmanlığı dışındaki alanlarda bile "otoritesine" yöneltilebilecek en ufak eleştiride, ciddiyet kalelerinin burçlarından başını göstererek, sorumlulara gereken dersi verme konusundaki maharetinin kanıtıydı bu.

Bütün bir söylemini "küfür" üzerine inşa eden "uyanık Türk Arif" bu kez, ciddiyetini ele almış, "komplolarla savaşma noktası"ndan vatandaşına seslenmiş, eleştirmenlere en derin teessürlerini gönderme konusunda da, komik tiplemesine halel gelse de, bir an tereddüt etmemişti.

Limitsiz imtiyaz

Ne de olsa o adıyla sanıyla Cem Yılmaz'dı O.

Orta sınıf şehirlinin sürekli bir ciddiyet taklidiyle bunaldığı gündelik hayatıyla kafa bulmuş, giderek o hayatın içinden insanlara bile, "şu berbat dünyayı" ona gülerek en azından çekilir hale getirmenin sihirli, altın anahtarını sunmuştu. Bir güç kaynağıydı, yitirilmesi kaygısıyla bağra basılması gereken bir memleket cevheri.

Rakipsiz olan her şeye verilen, kendisine de bütün Türkiye'nin iyiniyet dilekleriyle sunduğu imtiyaz limitinin, pişkin pişkin Ferrari arabasından bahsederken de, en güzel kızları kaparken de tamamını kullanmadığına emin o.

Parayı sonradan bulmanın şımarıklığı, yine aynı nedenin yol açtığı hovardalık, onu rahatsız edebilecek her durumda ortaya çıkıverdiği görülen çiğlikler ve ağzını bozmak kabahat kapsamında değil toplum nazarında, "Türklük halleri mütehassısı" Cem Yılmaz bahsi geçince.

Türkiye'nin yeni şehirlileri, O'na gülmeme ihtimali sözkonusu olduğunda, daima bir açığı faş edilebilir, onyıllarda kurduğu hayat bir cümleyle devrilebilir gibi korkuyla-sevgi karışımlı hisleriyle mazurdur.

Bildiğiniz gibi orta sınıf alışkanlıkları, klişeleri, çelişkileri, O'nun birbirinden komik mizah silahlarının hedef tahtasında. Kelimeleri cebinden çıkarıp sallaması an meselesi.

Gücü türlü saiklerle kendinden menkul 'cool', tamamen bunun üzerine bina edilmiş bir tenezzülsüzlük hali değil midir zaten? O yayvan rahatlığıyla istisnasız bütün kesimlerin sevgisine mazhar olan Cem Yılmaz, Türkiye'nin değer semalarında dalgalanan 'cool'un mizah adresi.

Üzerinde her aklı başında Türk'ün ittifak edeceği zeka ve yeteneklerinden bahsetmiyoruz bile...

O dünya, bu dünya mı?

Ajans Press'in geçtiğimiz günlerde yayınlanan araştırmasına göre 7 ayda medyada en çok konuşulan sanatçılar sıralamasında 2 bin 338 haberle üçüncülük koltuğunda oturan Cem Yılmaz, bütün popülaritesiyle hükmünü sürmeye devam ediyor.

Ama işte gelgelelim, tanımı ne modernizm evrimini tamamlayabilmiş, ne de geleneğe yakın durabilmiş bir toplumda tamamen tersine dönmüş olan "sanat politiktir" şiarından "apolitiklik"i çıkarmış "sanatçı"lardan biri de, bu toplumun sırtını bitimsiz kahkahalarla sürekli yere getiren yine aynı 2 bin 338'lik Cem Yılmaz.

Özgüven, rahatlık, korkusuzluk karışımı, ne pahasına olursa olsun sözünü sakınmaz bir dünyanın anahtarını her haliyle elinize veren bu adamın, sandığınız kadar "cesur bir biçim-bozan"ın temsilcisi olmadığı ihtimali düşebilir bu durumda aklınıza.

Neden mi?

Çünkü, araba koleksiyonundaki modellerden, marazaya varan hararetli dille ve derin bir gönül rahatlığıyla bahseden bu adam, iş Aktüel'in başörtüsü soruşturmasına gelip dayanınca, tıpkı, söylemini üstüne kurduğu, günlük işlerini tamamlayıp evlerine dönen orta sınıfın ortalama insanları gibi, garip bir çekingenliğe bürünüyor. Bir anda, tek kişilik gösterilerine kolaylıkla malzeme olabilecek "aman adımı yazmayın" tavırlarına rücu eden orta halli vatandaşa dönüşen, Türkiye semalarının sözünü sakınmaz yıldızı, belli ki, hiçbir kesimi es geçmeden herkesten onay bekleme hususunda hayli hassasiyetli... Başörtüsü mü, "No Comment" diyerek sözünü hayatında belki de ilk kez esirgen komedyen, fikrini açıklayacak kadar bile sivilleşememiş, "ne yardan ne serden geçen" orta sınıf hayat algısının içinde, o algıyla dalgasını geçerek cebini doldurmaya devam ediyor.


11 Ağustos 2005
Perşembe
 
ÖZLEM ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED