|
AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ |
| |
|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Başbakan R. Tayyip Erdoğan sonunda sorunu tanımladı: KÜRT SORUNU. PKK'nın koşulsuz olarak silah bırakmasını isteyen aydınları kabul eden Başbakan Erdoğan beklenenin üzerinde açık ve net mesajlar verdi. Abdullah Gül başta olarak birçok bakan ve milletvekilinin de bulunduğu kabul, Hükümetin siyasi perspektifini ortaya koyması açısından kritik önemdeydi. Başbakan sorunu tanımlamakla kalmayıp, "Hiçbir sorunu görmezden gelmek, yok saymak, tarihi ve toplumsal dinamiklerinden kopararak karikatürize etmek ve kaba yaklaşımların içinde olmak gibi bir tutumu asla benimsemiyoruz." diyerek "yok sayma" ve "dışlama" gibi bir tutumu olmadığını da gösterdi. Erdoğan'ın "geçmişte yapılan bazı siyasi ve idari yanlışlar"a atıf yaparak, bu yanlışlıkların teröre sarılmayı gerektirmediğini vurgulaması, bazı sorunları görmenin ötesinde kabullenmesi anlamını taşıyordu. Erdoğan'ın konuşmasında önem taşıyan ikinci bir vurgu da terörle Güneydoğu sorununu birbirinden ayıranların ötesine geçerek, "Kürt sorunu ile terör arasına ayrım koymak" gerektiğini belirtmesidir. Kürtlerle PKK'yı örtüştürenlerin yaptıkları yanlışlara karşı, sadece Kürtlerin değil, Kürt sorununun da terörden ayrıştırılması, bir kısım sorunların çözümü açısından önemli bir açılımdır. "Kürt sorunu da bu ülkede ayrılıkçılık şiddet ya da toplumsal barışı bozan yöntemler yoluyla ele alınabilecek bir sorun değildir" sözleriyle Kürt sorunu adı altında siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik sorunların teşhis edilmesi çözüm yolunda iyi bir açılım olarak görülebilir. Toplantıya katılan herkesin son aylarda tırmanan terör olaylarının önkoşulsuz durması gerektiği yönündeki talebi, aynı zamanda terörün bir yöntem olarak seçilemeyeceği anlayışının paylaşılması açısından da önemliydi. Erdoğan, terörle mücadele yasası konusundaki çalışmalarla ilgili olarak da aydınları rahatlatan bir açıklama yaptı. "Terörle mücadelede demokrasiden taviz verilemez, kazanılmış özgürlüklerden geri adım atılamaz…" anlamında bir tutum sergiledi. Özellikle Avrupa Birliği süreci açısından demokratik kazanımların korunmasında özen gösterilmesi herkesin menfaatinedir. Artık şunu herkesin anlaması gerekir: Terör hiçbir hakkın elde edilmesi için başvurulacak ve tasvip görecek bir yöntem değildir. Terör, her türlü açılımın; demokratik, sosyal ve ekonomik gelişimin önünü kesmektedir. Terör ortamlarında elde edilemeyen haklar, demokratik açılım dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Terörün olduğu ortamda yatırım da, ekonomi de olmaz. Terör önce Kürtlere zarar vermektedir. "Herhangi bir toplumsal hakkı şiddet yoluyla aramaya çalışanlar en çok temsil ettiklerini iddia ettikleri toplumsal kesimi ve hakları zarara uğrattıkları açıktır." PKK'nın yeniden kanlı eylemlere başlaması, Kürt sorununda inisiyatifi kaybetme telaşının bir neticesidir. Bölgede giderek çoğulculaşan ve gelişme istidadı taşıyan sivil inisiyatiflere karşı "boğma taktiği" artık netice vermemelidir. Madem terör yolu kapanmalıdır, o halde sivil örgüt ve kuruluşlar legal zeminde gelişme ortamını bulabilmelidir. "İpotek" yaklaşımlarıdır bu sorunu bugünlere taşıyan. Terör yoluyla konumlarını korumaya çalışanlar ya da terörü bahane ederek sivil alanı daraltmak isteyenler onlarca yıldır yaşanan zarardan artık ders çıkarmalı ve bu halka yazık etmemelidir. Bu ülkenin birlik ve bütünlüğü demokratik gelişmeden ve ekonomik refahtan geçiyor. Aydınların "teröre son verin" çağrısı ve Başbakan Erdoğan'ın sorunu siyasi/demokratik alana taşıyan yaklaşımı inşallah olumlu bir netice verir…
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |