|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Her konuya bir maç, bir yarışma gibi yaklaşmamız yok mu, herşeyi içinden çıkılmaz hale sokan, kördüğüme döndüren bu alışkanlığımız... "Elimize fırsat geçmişken sorunu elbirliğiyle çözmeye bakalım, işe akılcı tespitler ve mâkul tekliflerle başlayalım" diyen hemen hiç çıkmıyor. Hep yapılan, biri bir şey söylüyorsa, o söyleyeni konumlandırdığımız yere göre tavır belirlemek... Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bir grup 'aydın' ile görüşmesinin başlattığı sürece bu gözle bakın bakalım, gördüğünüz tablo hoşunuza gidecek mi? Bir de tersini yapmayı deneyelim mi? Herhalde duydunuz: DEHAP kendini feshedip Leyla Zana ve arkadaşları tarafından oluşturulan Demokratik Toplum Hareketi'ne katılma kararı aldı. Ani gibi görünse de bir süreden beri beklenmekte olan bir gelişme bu. Güneydoğu eksenli politikalarda tıkanma olduğu ve DEHAP'ın daha geniş yığınlara ulaşmada âciz kaldığı tespiti üzerine dayalı bir yönelişin sonucu bu gelişme. Leyla Zana adının Türkiye sınırları dışındaki câzibesini de hesaba katıyor yeni oluşum... Bu gelişmeye, "Bölgeci ve ayrılıkçı politik dürtülerin eseri" olarak bakıp yeni oluşumu daha başlangıçta mahkum etmek mümkün; çoğu yorumcunun konuya bu biçimde yaklaşacaklarını tahminde zorlanmıyoruz. Onlara göre, HEP, DEP, HADEP ve DEHAP çizgisinden başka ne beklenir zaten? Oysa, DEHAP'ın kendini feshederek farklı bir zeminde koşacak bir grupla birleşmesi, her şeyden önce bir 'yenilik' arayışıdır. O yeniliği temsil edenlerin bazı söylem ve tavırları yadırganacak unsurlar içeriyor bugün; önder konumundaki bazılarının ağızları ile kulakları arasında bir âhenk olmadığı belli. Ancak adı üstünde 'yeni' bir durum bu ve her yeni durum gibi kendini ifadede ve sınırlarını çizmede sorunlar yaşamasını doğal karşılamak lâzım. Yapılması gereken, böyle bir 'yeni' arayışa çıkanlara yol göstermek değil midir? Yeni oluşumun, gerçekten farklı bir işleve sahip olabilmesi için, geçmişin yanlışlıklarıyla kendisi arasına kalınca bir çizgi çekmesi şart, her şeyden önce... Yanlış kişilerin, yanlış söylemlerin ve düşünülmesi bile cinayet sayılabilecek hedeflerin uzağında durmalı yeni oluşum. Daha da önemlisi ise şu: Belli bir bölgenin partisi olmak ve hep aynı çıkarları temsil etmek yerine, ülkenin bütününe hitap eden, herkesin sorunlarını sahiplenen bir parti olmaya bakmalıdır. Etnik oylara göz diktiği için ülkenin dağ gibi sorunlarına ilgisiz bir partiydi DEHAP; yeni oluşum bundan ısrarla kaçınmaya çalışmalıdır. Bunun için uzak coğrafyalardan örnekler aramaya gerek yok; Türkiye'de üç yıla yakın süredir iktidarı elinde tutan kadronun dönüşümü yeterince göz açıcı. MNP, MSP, RP ve FP'de politika yaparken kendilerini bir-iki konuya hapseden insanlar, Ak Parti adıyla yeniden partileşirken çok radikal bir çizgi değişikliğine gittiler. İktidarlarını o eski sınırlı gündem maddelerine indirgeme tehlikesinin tuzağına da düşmedi Ak Parti önderleri. Kurulduktan hemen sonra kuranları iktidara ulaştıran politik bir başarı öyküsü değil yalnızca, ülkenin bütününe tâlip olma bakımından da başarılı bir örnek Ak Parti... Ak Parti önderlerinin yaptıkları başkalarınca da tekrarlanılabilir bir örnek... Türkiye'yi ön planda tutan, 'vatandaşlık' ilişkisini ön plana çıkartan, taleplerin önceliğini ortak konulara veren, sorunları 'etnik, dinsel, çıkar ortaklığı' ilişkilerinin ötesinde bir anlayışla dillendiren yeni bir siyaset, Ak Parti'yi yüzde 20 diliminin üstüne ve iktidara taşıdı; benzer politik kabullere dayalı yeni oluşum da, böyle bir çizgi tutturabilirse, yüzde 10 barajını aşmakta zorlanmayacaktır... Sorunlarımızı beraberce çözebileceğimizi öğrendiğimizde, aklımızı karşı takımın kalesine gol atma saplantısından uzaklaştırıp fırsatçılığı elimizin tersiyle reddettiğimizde, pek çok sorunun 'sorun' olmaktan çıktığını da göreceğiz. Yeni oluşumcuların ilk ödevi terörün sona ermesine katkıda bulunmaktır.
|
|
![]() |
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv Bilişim | Dizi | Çocuk |
© ALL RIGHTS RESERVED |