AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
S A Ğ L I K
Hatıraları yok eden hastalık

Yaşlı hastalarda bellek kaybıyla başlayan ve geçmişe yönelik hatıraları birer birer yok eden ve son aşamasında kişiyi günlük hayatını tek başına sürdüremez hale getiren alzheimer hastalığı yaşlı nüfusun önemli sorunu.

Eşyalarını kaybeden, koyduğu yeri unutan, tanıdık yerlerde yolunu kaybetmeye başlayan, ocağı açık unutan, tanıdık insanların ya da nesnelerin ismini bir türlü çıkartamayan, olmadık hatalar yapmaya başlayan yaşlı insanların yavaş yavaş günlük yaşamlarını felce uğratan alzheimer hastalığı günümüzün önemli sağlık sorunlarından biri sayılıyor. İnsanın ortalama yaşam süresi yüzyılımızın başından bu yana özellikle aşılama, sanitasyon ve antibiyotiklerin bulunmasıyla geliştirilmesi sonucu hızla artmaya başladı. Dünya nüfusundaki bu yaşlanma da beraberinde bunama, parkinsonizm, inme gibi ileri yaş hastalıklarının frekansının artışını da getirdi. Yapılan araştırmalar 85 yaşının üstündeki nüfusun yaklaşık yarısının Alzheimer hastalığı riskiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Yaşlı ileri nüfus arttıkça, toplumda Alzheimer hastalığına yakalanan insan sayısı da artıyor. Ülkemizde yaklaşık 200 bin Alzheimer hastası olduğu tahmin ediliyor. ABD'de bu sayı 4 milyona ulaşıyor.

Hasta geçmişinden kopuyor

Anadolu Sağlık Merkezi Konsültan hekimlerinden Nörolog Dr. Lütfü Hanoğlu, hastalığın bunama ile birlikte başladığını belirtiyor ve hastalığın ilerlemesinin 5 ile 20 yıl sürebildiğini söylüyor. Bunamanın en ileri evresinde ortaya çıkan Alzheimer hastası 24 saat bakıma ihtiyacı oluyor. Belirtilerini ise Dr. Hanoğlu şöyle sayıyor: "Hastalık sıklıkla bellek kaybı ile başlıyor. Özellikle yakın geçmişte yaşanan olaylar kolay unutuluyor. Örneğin hastalar sohbet sırasında aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmaya başlıyor. Erken dönemde Alzheimer hastası yeni bilgiyi öğrenemiyor. Hastalık ilerledikçe Alzheimer hastasının kafası iyice karışıyor ve etrafa ilgisi, çevresinden haberdarlığı azalıyor. Bazı hastalar konuşurken kelime bulmakta zorlanıyor. Nesneleri ve yüzleri tanımakta güçlük çekiyor. Yargı ve akıl yürütme de önemli ölçüde bozulabiliyor. Zamanla hasta en basit işleri bile yapamaz hale geliyor. Sık rastlanan bir belirti de kişilik ve davranışlarda değişiklik olması. Hastalarda kolay sinirlenme, depresyon ve aşırı kuşkuculuk görülebiliyor. Hastalar bazen aşırı sakin ya da saldırgan olabiliyor. Bu bulgulara hastaların kendilerine bakabilme, kendi başlarına yaşayabilme yeterliliklerinde azalma eşlik ediyor ve ileri dönemlerde 24 saat bakım gerekli hale geliyor."

Kesin tedavisi yok

Uygulanan tedavi hakkında ise Dr. Hanoğlu şunları anlatıyor: "Alzheimer hastalığının henüz kesin bir tedavisi yok, ancak bazı belirtilerle baş etmeyi kolaylaştıran tedaviler söz konusu olabiliyor. Erken ve orta dereceli Alzheimer hastalığının tedavisinde, hastalığın ilerlemesini durdurmak ve ortaya çıkan bunama durumunu geriye döndürmek amacı güden pek çok ilaç üzerinde tüm dünyada yoğun bir çaba sarf ediliyor. Günümüzde modern tıbbın elinde hastadaki bellek bozukluğunu bir süre için durağan bir seyir göstermesini sağlayan hatta bazı hastalarda geçici de olsa kısmi iyilik yaratabilen ilaçlar mevcut. Ancak hastalığın ilerlemesini tümüyle durduran ya da unutkanlığı geri dönüşsüz bir biçimde düzelten bir tedavi biçimi bulunmuyor. Bu nedenle hastanın uygun bir biçimde bakımının sağlanması büyük önem taşıyor. Hastalığa eşlik eden ve hem hastanın bunama durumunu ağırlaştıran, hem de bakımını üstlenenlerin işlerini güçleştiren; depresyon, aşırı sinirlilik, kaygı ve hezeyanların tedavisi için kullanılan etkili birçok ilaçlar bulunuyor. Bu ilaçlarla yüz güldürücü sonuçlar alınıyor.Davranışsal ve fiziksel sorunlar için stratejiler geliştirilmesi hasta ve yakınlarının yaşam kalitesini artırabiliyor. Hastanın görme ve işitme problemlerinin de mutlaka çözülmesi gerekiyor. Bu bahsedilen tıbbi tedavi biçimlerinin dışında hastaya bakım sorumluluğunu üstlenen hasta yakınlarının da en az hastalar kadar yardıma ve desteğe ihtiyaçları bulunuyor.Hasta bakımını üstlenen kişilere konunun uzmanları gerekli bilgi desteğini vermeye çalışıyor."


 
Anne sütü, bebeği alerjik hastalıklardan da korur
Anne sütü bebeği çeşitli enfeksiyon hastalıklarından korur ve bu yüzden çok önemlidir.
Klimalı ortamda bol bol sıvı almak lazım
Sudaki basınç kulakları ağırtıyor
Akrebin soktuğu yeri sakın emme!
Havaların ısınmasıyla sıkça görülmeye başlanan yılan ve akrep sokmalarına karşı halkın doğru bildiği yanlışların ölüme kadar götürebileceği belirtildi. Uzmanlar, yılan ve akrep sokmalarında sokulan bölgeyi kesip kanın emilmesinin tehlikeli olduğunu belirterek, vatandaşların bu tür yanlış tedavi yöntemlerinden uzak durmasını istedi Diyarbakır Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlusu Dr. Murat Orak, filmlerde yılan ve akrep sokmasında kan emildiğini ve bu durumun bir kahramanlıkmış gibi halka yansıtıldığını ifade ederek aslında emme işlemini yapan kişinin ölümle burun buruna gelebileceği belirtti. Orak, "Zehir, sokulan kişinin dokusu arasında kalıyor ve kana geçmiyor. Ancak emen kişinin hayatını tehkikeye düşürüyor"dedi.
18 Ağustos 2005
Perşembe
 
Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED