AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Donla denize girme

Aydınlarımız sadece Kürt meselesi üzerine kafa yormuyor, memleketi sıkıntıya sokan, ülkenin başını ağrıtan ne varsa, çare bulunması için uğraşıyorlar.

Hem de gece gündüz demeden.

Çevrenizde oturan bir aydın biliyorsanız, gecenin bir yarısı gidip bakın, mutlaka ışığı yanıyordur.

Ve yaklaştığınızda, içeriden "pat pat" diye sesler geldiğini duyarsınız.

İlk başta belki anlayamazsınız ama, bereket ki o pat patların ne olduğunu söyleyecek biri var.

Bendeniz tabii ki.

Kafa patlatıyorlar efendim, başka bir şey değil.

Aydınlarımız son zamanlarda "donla denize girme" konusunu ele alarak, enine boyuna tartıştılar.

Alınan sonuç nedir diye merak ederseniz, ilk başlangıç noktasından bir arpa boyu kadar mesafe kaydedildi.

*

Köşe başlarında bu konunun hararetle tartışıldığı günlerde -ki üzerinden fazla zaman geçmiş değil- yolda bizim Temel'e rastladım.

Birbirinden değerli yazarlarımızın donla denize girmeye karşı çıkmasına kafası takılmış.

"Ne yani" dedi, "bunlar milletin denize donsuz mu girmesini istiyor?"

Her şeyi en baştan anlatmak gerekiyordu.

Elime kâğıt-kalem alarak "Bak şimdi" dedim ve anlatmaya başladım.

Bir yuvarlak çizdim, "Bu Güneş..."

Ardından Dünya'nın oluşumu vs.

Meseleye bilimsel yaklaşacağız ya!

GAZETELERE KURŞUN

Gazetelerin kurşun ihtiyacı nedir? Bu soru bugün için anlamsız.

Eskiden, gazetelerin tipo basıldığı dönemde, yazılar kurşunla dizilirken yani, geçerli bir soruydu ama bugünkü teknoloji bilgisayara dayanıyor.

Fakat günümüzde bu konuya başka türlü yaklaşanlar var.

Ay geçmeden, bir gazeteye yönelik bir silah bulunduğu haberiyle karşılaşıyoruz.

"Namlusu Hürriyet'e dönük bir silah bulundu."

"Milliyet'e dönük bir silah..."

Bir vakitler bizim gazeteye de sık sık ateş edilirdi.

Özellikle geceleri.

Ertesi gün polisler gelir, inceler, ölçüm tartım yaparlar, sonra da giderlerdi.

Sonunda binanın etrafı kamerayla donatıldı.

Yoldan geçenler çakmak çıkarmak için elini cebine atsa görülüyor.

Yaktığı sigaranın markası bile tespit edilebilir.

Nedense, güvenlik kameraları konulduktan sonra kimse kurşun yağdırmadı.

SÜRAT FELAKETTİR

Trafikte sürat felakettir diye istediğiniz kadar bağırın, tuttuğunuza ceza kesin, yine bir şey değişmiyor.

Gazı kökleyen uçup gidiyor, yakalayabilene aşk olsun.

Sürat yapmaya müsait lüks arabalardan başka, bir de yük taşımak için üretilmiş araçlar var rüzgâr gibi geçip giden.

Bu araçların çok hızlı gitmesini insan anlamakta zorlanıyor.

Halbuki biraz düşünsek sebebini buluruz.

Adam esnaf.

Senelerce eski kamyonetiyle yük taşırken, yanından hızla geçen otomobillere iç geçirerek bakmış.

Günün birinde hem yük taşımaya elverişli, hem de hız yapabilen araçlar üretilmiş.

Kango mango, doblo moblo her neyse.

Şimdi pahalı arabalarla yarışarak, eski yılların acısını çıkartıyorlar.

Bu arada bazıları pestilini de çıkartıyor, o ayrı.

İşin orası "kaza" bahsine girer.

Biz sadece konunun sosyo-psikolojik boyutuna değindik.

TAZİYE

Değerli kardeşim Erdoğan Olçok'un vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim.

Allah rahmet eylesin, yakınlarına sabır versin.

O şimdi köyünün toprağında, sabırla geridekileri bekleyecek.

Aramızdan genç yaşta ayrılanlara daha fazla üzülüyoruz.

Yunus ìgök ekini biçmiş gibiî der ya.

İşte öyle.


18 Ağustos 2005
Perşembe
 
MEHMET ŞEKER


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Sağlık | Arşiv
Bilişim
| Dizi | Çocuk
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED