T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 1 ARALIK 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Akif EMRE

Bir Amerikan karşıtlığı anatomisi(!)

The Brookings Institution bu ay içinde Türkiye'de yükselen Amerikan karşıtlığını sebep-sonuç ilişkisi bakımından analiz etmeye çalışan bir rapor yayınladı. İlişkilerinin tarihi seyrinden yola çıkarak bugünkü krizin geçmişte yaşananlardan farklılığına dikkat çekiliyor.

Soğuk Savaş Dönemi'nin bitmiyle mevcut ideolojik kamplaşmanın ortadan kalkması sonucu, rejim açısından en hassas iki farklı kimlik sorunun ortaya çıktığı belirtiliyor: Türt sorunu ve İslamcılık. Kestirmeden Türkiye'nin bu sorunlarıyla ancak liberal demokrasi (her derde deva olarak sunulan ve tarif yapılmayan) ile aşacağı müjdesi veriliyor. Soğuk Savaş Dönemi'nde komünizm tehlikesini atlattığımız gibi, aynı akıl bize, bu iki düşmanla nasıl başedeceğimizin formülünü vermektedir.

Bu dönemdeki ilişkileri hassas hale getiren husus; Amerika'nın güvendiği iç dinamikler yani askeri bürokrasi ve Kemalist seçkinlerin kendilerini tehdit altında görmeleri; ilk defa Amerika'ya karşi rejimin savunmacı bir refleks geliştirdiği tespitini yapıyor. Cumhuriyetin kutsanmış ideolojisi olarak Kemalizm'in Kürt sorununu bir güvenlik, sosyokültürel bir sorun olan başörtüsünü ise köktenci bir devrim tehlikesi olarak algıladığını ilave ediyor. Yani Türkiye 50 yıllık Soğuk Savaş Dönemi'nden sonra 1930'ların refleksine geri döndü.

Peki, Türk seçkinlerini böylesi refleks gelişitirmelerinin sebebi nedir? Rapor devamla 11 Eylül sonrası Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde Türkiye'ye yüklediği misyonun formüle edilişinde bir yanlışlık yapıldı. Türkiye'nin ilk defe 'nerede olduğu' için değil 'ne olduğu' için değer kazandığı bu dönemde, İslam dünyası için "ılımlı İslam" bağlamında "model ülke" olarak sunulması Kemalist seçkinlerin tepkisini çekti.

İkinici olarak da Amerika'nın Irak politikasına gösterilen tepkiyi Kuzey Irak ve Kerkük sorununa bağlayan raporda Avrupa ve Türkiye'de yapılan kamuoyu yoklamalarında ortaya çıkan tepki farkının muhtevasını anlamış görünmüyor.

Sonuç olarak Amerika hatasını anlayarak projede bazı değişklikler yapmış. Mesela Türkiye bundan böyle ılımlı İslam ve model ülke olarak sunulmayacakmış!

Ortadoğu'da gerçek serbest seçimlerin yapılması durumunda radikal dincilerin gücü ele geçirmelerinden Amerika ciddi biçimde endişe duyuyormuş. Irak savaşının nedeninin petrol olmadığı ısrarla vurgulanmasına ragmen özellikle Amerika'da 1950'den itibaren geçerlilik kazanan 'modernleşme kuramı'na ( Fahrettin Altun'un kitabı BOP'un teorik çerçevesini anlamak için yararlı olabilir, Modernleşme Kuramı, Küre Yay.) geri dönen Bush yönetimi, bölgede ne aradığı açıklama zahmetine katlanmıyor.

Resmin tümüne bakıldığında Amerika'nın IMF, Dünya Bankası ilişkilerinde ve özellikle Avrupa Birliği konularnıda Türkiye'ye verdiği destek sürüyor; sanılanın aksine diyor rapor; AKP'nin fişinin çekildiği de yok. AKP'nin kamuoyunu ikna etmede daha çok çaba göstermesi gerektiği vurgulansa da iki ülke ilişkilerinin şekillenmesindeki kritik rolüne işaret ediliyor.

Türkiye'nin hassas olduğu konuların çözümü liberal demokraside yatmaktadır ve bunun gerçekleşmesi için de AB ilişkileri hayati öneme sahiptir. Amerikan karşıtlığı adına AB'cilik yapanlarla dalga geçercesine, Amerika'nın Türkiye'nin AB'ye girişini hangi gerekçelerle desteklediğinin ipuçları veriliyor.

Uzun raporda özetlenen siyasi tarih ve kuramsal göndermeler bir yana bırakılırsa aklımızda kalan sonuç şu. Amerika bölgeyle petrol ve ekonomik kaygılarla ilgilenmemektedir ama tam demokrasinin gelmesinden de korkmaktadır. Türkiye'de esas iş tutulan seçkinlere karşı ayıp edilmiştir ama düzeltilmeyecek hata da yoktur. AKP ilişkilerde yeni aktör olarak yerini almıştır, "ideolojik olmadığı" kesin olan popülist söylemleri bırakıp dış politikada daha "akıllı davranış" sergilemelidir.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi