T Ü R K İ Y E ' N İ N    B İ R İ K İ M İ
Y A Z A R L A R 1 ARALIK 2005 PERŞEMBE
  Ana Sayfa
  Gündem
  Politika
  Ekonomi
  Dünya
  Aktüel
  Spor
  Yazarlar
  Televizyon
  Sağlık
  Karikatür
  Bugünkü Yeni Şafak
 
  657'liler Ailesi
  Bilişim
  Çalışanın Sesi
  Diziler
  Düşünce Gündemi
  Hayat
  Kültür-Sanat
  Nar-ı Beyza
  Okur Sözcüsü
  Röportaj
  Sinema
  Yemek
  Zamanda Yolculuk
 
  Bize Yazın
  Abone Formu
  Temsilcilikler
  Reklam
  Künye
 
  Arşiv

  Yeni Şafak'ta Ara
 

Fehmi KORU

Yargı bugünler için var

Birbiri ardına yapılan iki 'güvenlik zirvesi'nin etkisi Şemdinli konulu gelişmelerin hızlanmasında görüldü. Serbest bırakılan iki uzman çavuş yeniden gözaltına alındı ve tutuklandı; ağır ceza mahkemesi yargıcının da, eylemi, savcı gibi, 'örgütlü terör suçu' kapsamında gördüğü böylece anlaşıldı. Savcılık, sanıkların, 'suç örgütü oluşturma' (TCK m. 220), 'topluma karşı işlenen suç' (TCK m. 170), 'hayata karşı suç' (TCK m. 82) ve Terörle Mücadele Kanunu (m. 1 ve 3) uyarınca yargılanmalarını istiyor...

Şemdinli konusuna üç farklı açıdan yaklaşmak mümkündür.

Birincisi, bombalama eylemini PKK ile ilintileyip devlet görevlilerinin olay yerinde bulunmalarını 'tesadüfe' bağlamak... Olaya devletin verdiği ilk tepki bu yoldaydı; konuyu soruşturmakla görevlendirilen savcı, şimdi tutuklanan iki uzman çavuşu muhtemelen bu görüşten hareketle serbest bırakmıştı.

İkincisi, olay yerinde bulunan devlet görevlilerinin eylemde parmağı olduğunu kabul etmek, ancak eyleme kendi başlarına karar verip hayata geçirdiklerini düşünmek...

Üçüncüsü ise, Şemdinli ve Yüksekova'da meydana gelen eylemlerin yol açtığı gerginlikleri 'Susurluk-türü' bir örgütsel yapıyla ilintilemek... Bu sonuncu tercih, 'devlet içinde devlet' yapılanmasının devam ettiği ve o yapının ülkeyi istediği an karıştırma potansiyelini hâlâ elinde tuttuğu anlamına da geliyor doğal olarak...

Mahkemeye intikal ettiğinde nasıl bir yol izleneceğini kestirmek mümkün olmayan olayın içyüzünü bütün açıklığıyla görmek olağanüstü zor; ancak yine de, soruşturmanın 'ikinci bakış açısı' yönünde sürdürüldüğü açık. Dâvânın bundan sonra alacağı biçim süreç içerisinde elbette değişebilir, ama bugünkü manzara şu: Savcılık ve tutuklama kararı veren mahkeme, Şemdinli'de meydana gelenin, örgütlü ve hayata kast eden bir eylem olduğunu, hedef olarak da toplumun seçildiğini bir önkabul olarak belirlemiş durumda.

Sözün kısası, yargının, "Şemdinli Susurluk değildir" varsayımına itibar ettiği görülüyor.

Dün, bir meslektaş, 'askerî kaynaklara' dayanarak, "Ordunun bir süredir jandarma istihbaratını kötü alışkanlıklardan temizlemek için bir çalışma yürüttüğü" bilgisini sundu. Askerî kaynaklardan aldığı 'bilgi' şu: 2004 Ağustos'undan sonra, Jandarma, istihbarat başkanlığı birimlerinde, önceki dönemlerden kalan politize olmuş ve sivil kesimle kontrol dışı ilişkilere girmiş personelden kurtulma amacıyla kapsamlı bir değişikliğe gitmiş… Bilgi şu soruyu sordurmuş: "Acaba değişim dalgası oraya ulaşamadan Şemdinli mi patladı?" (Murat Yetkin, Radikal).

Bu bilgi, "Şemdinli Susurluk'un bir versiyonu mu?" endişesi taşıyanların kuşkularını azaltmıyor, tersine büyütüyor. Tabii olayı soruşturan ve yargılayacak olanların sorumluluğunu da... Demek ki, yapılması gereken, yalnızca Şemdinli'de meydana gelen olayı irdelemekle yetinmemek, 'kendi başına harekete geçebilen', 'politize olmuş' ve 'sivil kesimle kontrol dışı ilişkilere girmiş' başka devlet görevlileri ve onlara ait başka eylemler olup olmadığıyla da ilgilenmek gerekiyor... Yukarıdaki 'bilgi' doğru kabul edilirse, başka olayların da bu gözle mercek altına alınması şart...

Birbiri ardına gerçekleşen iki güvenlik zirvesinden sonra işlerin hızlanması yerinde. Savcı ve yargıçlar, gerçeklerin bütün boyutlarıyla ortaya çıkması için devletin kendilerine sonuna kadar destek verdiğinin bilinciyle daha da rahat hareket edeceklerdir. Bir şeyi daha bilmelerinde yarar var: Kamuoyu da bütünüyle arkalarında.

Geri dön   Yazdır   Yukarı


ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Aktüel | Spor | Yazarlar
Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak
Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi