|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 1 ARALIK 2005 PERŞEMBE | ||
|
|
Türkiye'de vergi oranlarının yüksek olduğu uzunca bir zamandır telaffuz ediliyordu. Bu durumun düzeltileceği, iktidara oynayan hemen her partinin programında allı pullu cümlelerle ifade ediliyordu. Ama bugüne dek bu konuda ciddi bir adım atılmamıştı. Vergi oranlarının düşürüleceği AK Parti'nin de kamuoyuna verdiği bir sözdü. Ancak iktidara geldiğinden bu yana AK Parti hükümeti, mali disiplini sağlama ve kamu bütçesinin belini düzeltme çabası sebebiyle bırakınız oranları düşürmeyi, dolaylı vergilerde artışlara bile gitmek durumunda kalmıştı. Nihayet bu konuda bugüne dek atılan en ciddi ve en radikal adımın müjdesini, Başbakan Erdoğan parti grup toplantısında verdi. 2006 yılından itibaren kurumlar vergisi % 30'dan % 20'ye çekiliyor. Bu durum, artan rekabet şartlarından bunalarak işlemlerinin önemli bir kısmını kayıtdışına kaçıran iş âlemini rahatlatacak. Kayıt içine geçişi kolaylaştıracak. Bu sayede Türk yatırımcısı üzerine düşen yaklaşık % 44'lük vergi yükünün % 34'e çekilmesi umuluyor. Benzer şekilde yabancı yatırımcı üzerindeki % 37'lik yükün % 28'e ineceği tahmin ediliyor. Asıl amaç, yatırım ortamı Bu müjde daha ziyade şirketleri ve yabancı yatırımcıyı ilgilendiriyor. Çünkü düzeltme gerçek anlamda ülkedeki yatırım ortamının iyileştirilmesi için yapılıyor. Bu hususta yerli yatırımcı taleplerini uzunca bir zamandır ısrarla dillendiriyordu. Öte yandan özellikle Doğu Avrupa ülkelerinin benimsediği düşük vergi oranları, bu ülkeleri yabancı yatırımcı için Türkiye'den daha cazip kılıyordu. Bununla birlikte gelir vergisinde yapılacak olan düzeltme, ücretliler açısından fazla bir anlam ifade etmiyor. Hatta kimi ücret seviyesindekiler için ödedikleri vergide artışlar bile söz konusu olabilir. Gelir vergisi hususunda Başbakan'ın açıklamasında ifade edilen oran düşürme işlemi, beyanname ile gelir vergisi ödeyenler için geçerli. Bu noktada yapılan farklı gelir vergisi yapılarını teke indirmek. Özetle sistemi basitleştirmek. Kimi yorumcu, bu durumu fakirden alıp zengine vermek olarak adlandırabilir. Ancak bu, kanaatimizce haksız bir bakış tarzı. Uygulamaya konacak olan yeni oranların fakire yükleneceği tezi yanlış, çünkü düzeltme bütçenin gider kalemlerinde sağlanan tasarruflarla temin ediliyor. Kaldı ki, kayıtdışılığın azalması ile vergi kaybının asgari olacağı tahmin edilebilir. Öte yandan ücretliler üzerindeki vergi yükünün azaltılmasını zaten gelir vergisi ile temin etmekten ziyade istihdam vergilerini ıslah ederek yapmak gerekiyor. Bu da sosyal güvenlik sisteminin ihyası ile yakından ilişkili. Mali disiplin zarar görür mü? Vergi oranlarındaki indirim kararının, IMF'in oluru olmadan alındığını söyleyemeyiz. IMF, bir yılı aşkın bir süredir Türk vergi sistemi ve yatırım teşvikleri üzerine yoğunlaşmıştı. Ülkeye gelen heyetlerde hemen her zaman vergi uzmanları da bulunuyor, vergi meselesi heyetin girdiği her toplantıda, heyet tarafından gündeme getiriliyor, IMF bu konuda çeşitli kesimlerin yorumlarını dinliyordu. Bu noktaya, ancak hükümetin belli bir bütçe disiplinine gelmesi ulaşılmasının ardından gelindi. Bütçe üzerindeki faiz yükünün azalmasıyla birlikte hem dolaylı vergilerde, hem de BSMV gibi aracılık işlemlerinden alınan vergilerde daha düzeltme bekleyebiliriz. IMF bunun sinyallerini bir müddettir veriyordu zaten.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |