|
T Ü R K İ Y E ' N İ N B İ R İ K İ M İ |
||
![]() | ||
| Y A Z A R L A R | 1 ARALIK 2005 PERŞEMBE | ||
|
|
Postmodern çağın, çoksatan konusu aşkın ömrü bir yıla düşmüş. Haber bu. Birkaç yıl önce aşka üç yıl biçen Frederic Beigbeder'e karşı, "Kişiden kişiye değişirci"lerin tartışmalarının arasında, satacağı garanti kitapların, konuyu tiraj vitesine dönüştürmüş gazete haberlerinin, tefrika yazıların oluşturduğu simülasyonla, olması gerekenden başka bir şeye evrilen aşk, süresi doldukça üretim tezgahlarından geçirilerek, bir kez daha kırpılıp biçilerek parlak fiyonklar atılmış yeni ambalajına yerleştiriliyor anlayacağınız. Artık aşkın son kullanma tarihi, kalbinize doğmasından itibaren bir yıl, unutmayınız. Aşkı tercih ettiğiniz için teşekkürler, iyi günlerde kullanınız. Bitince yine bekleriz! İnsanlığın en kadim, en naif tarafının rakamlara, dilimlere, grafiklere bölünerek ucube haline getirilmesi, her şeyin tüketilmesinden sonra elde avuçta kalan tek insanlık belirtisinin de popüler imge mühendislerinin kirli nazarlarına bırakılması, reva mı hakikaten? Aşkın, önceden kestirilemezlik ve "aşkın"lık değişkenleri nedeniyle, kurgusu, tanımı başkaları tarafından yapılarak imal edilmiş, tepkimesi deneylerle kanıtlanarak içine kullanım kılavuzu yerleştirilmiş bir "ürün"e dönüştürülemeyeceğini bildiğimize/bilmemiz gerektiğine göre... Bu elimizdeki gösterişli şey nedir? İnsanın kendini aşma, varlığını başka bir varlığa aktarma, ucu ölüme kadar varabilecek bir acı-mutluluk med cezirine savrulma halinin adıdır aşk. Dünyanın üzerine yaratıldığı, hatırına döndüğü bu halin, herkesten elini eteğini çekerek uzaklaştığı gerçeğinin, yerine kalan aynı adlı şeyle oyalanan insanlık tarafından farkedilemiyor olması durumu değiştirmiyor: Aşk, artık bu alemde oturmuyor. Belirli günlerde hediye edilen güller, bedensel hazza dayalı şarkı sözleri, medyanın ucuz romantizm yönlendirmeleri, akşam yemekleri ve haftasonu sinema ritüellerinin yanısıra "aşıkken kullanılacak hitap sözlerinin" bile çeşitli vasıtalarla müşteriye ulaştırılması yoluyla sunulan "aşk"la avunarak, hatta mutlu bile olarak yaşayıp gitmek ya da gitmemek insanın ruhi olgunluğu ve yeteneğiyle orantılı. Ve görünen o ki, ruh ve kalplerin ortak nirengi noktasına varma istidadıyla gerçek anlamda varolabilecek aşk, toplumun, medyanın ve daha da önemlisi çıkarlar üzerine inşa edilmiş sistemin bu kalıplar, seremoniler ve taktikli paket programları karşısında yenilgiyi çoktan kabullenmiş, köşesine çekilmiş durumda. İnsanoğlunu motive ettiği, tüketim endüstrisine geniş bir pazar oluşturduğu ve modern toplumlarda bütün işlevlerinden sıyrılarak, sosyal statü ve üremeyi sağlayan bir kuruma dönüşen evliliğin heyecanını kaybetmesiyle onun yerine ikame edilen aşk, sistem tanımları üzerinden tüketicisine ulaşarak emniyetli seyrini tamamlıyor. İbn-i Arabî'nin İlahi Aşk'ta, manevi bir menzil ve şerefli bir makam olarak andığı, kuşatıcılığını, ego ve iradeyi yerle bir edişini etraflıca anlattığı bir mertebe olarak tarifi yapılan aşkla, klişeler dünyasının bayağılık düzleminden damıtılarak elinize tutuşturulan kalp züppesi moda aşklar geceyle gündüz gibi. Çok isteseniz de, elinize verilen paketin çöle düşen, dağları delen versiyonu üretilmiyor, hatırlayan bile kalmadı onları. Hatta "Seni ölene dek seveceğim" diyen ve sözünü de tutan Yeşilçam aşkları bile, komikler rafında. Siz iyisi cep mesajlı, chat başlangıçlı aşklardan buyurun. Hem avantajlı: Canınız sıkıldı mı "hadi be sende" deyip, kalp ağrısız kurtulabilirsiniz. Süresi mi? 1 yıl, idareli kullanırsanız 3 yıla kadar da çıkabilir.
|
![]()
| ||||||||||||||
|
Ana Sayfa |
Gündem |
Politika |
Ekonomi |
Dünya |
Aktüel |
Spor |
Yazarlar Televizyon | Sağlık | Bilişim | Diziler | Künye | Arşiv | Bize Yazın |
| Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © Yeni Şafak Tasarım ve içerik yönetimi: Yeni Şafak İnternet Servisi |