AYDINLIK TÜRKİYE'NİN HABERCİSİ
Bugünkü Yeni Şafak
Y A Z A R L A R
Kadın kolları

Adının sözdiziminde "kadın" kelimesi geçtiği için sırıtkan bir gülümsemeyle üstünden atlanma, hele hele sırf bir partinin, herhangi bir siyasi partinin çatısı altında faaliyetlerine devam ettiği için, ardı ışıksız bir alışveriş yerinin neonlu vitrini gibi görülerek ciddiye alınmama gibi bir problem olduğunu, bu problemin öncelikli olarak aşılması gereken en büyük engel olduğunu söylüyorum medyayla ilişkilerden sorumlu Ülkü Hanım'a.

AK Parti Kadın Kolları Başkanı Selma Kavaf, töre cinayetleri, cinsel istismar, şiddet hakkında en azından bir veri edinilmesi açısından önem taşıyan, illerde kurulmuş henüz bir aylık İzleme Komiteleri'nden bahsederken de, Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin siyasetteki kadın temsilinin azlığı ve önümüzdeki seçimler için bu konuda yaptıkları çalışmaları önünüze serip, Kızıltepe'de HADEP'li kadınların toplumsal barış adına başörtüsü sorununun çözülmesine dair isteklerini anlatırken de, aynı mesele gelip gelip zihne saplanıyordu toplantıda.

Oyundaki pay

Kadın meselesinin ve bu meseleyle ilgili yapılan çalışmaların öteden bu yana, en hafifinden üzerine tuz basılarak geçmesi beklenen hafif bir diş ağrısı gibi algılandığını görmemek mümkün değil. Kadının mobilizasyonu sürecinden, deniz kirliliği rakamlarını verir gibi değil de, heyecanla ışık saçarak bahsetmek, meselelere harıl harıl çözüm üretmeye çalışmak da bu bakışı kırmaya yeterli değil ne yazık ki.

Seçimlerde kadın kotası uygulamak ya da belirli bir limit oranında kadın aday göstermekle çözülebilir bir durum değil çünkü önümüzde duran. Elbette kadının aktif siyasete katılım oranını takip ederek, siyasi partiler üzerinde baskı unsuru oluşturmak son derece önemli bir hareket.

Ancak bu konuda düşünmenin, yeni hayat önerileri geliştirmeye çabalamanın, alaylı, sırıtkan yaklaşımlarla değersizleştirildiği, biçiminin ve anlamının bozulduğu bir ülkede yaşadığımız düşünülürse, meselenin bununla sınırlı olmadığı daha iyi anlaşılacaktır sanırım.

Çünkü... Kadın ya akla fikre ziyan, sadece küçük dozlarda alındığında faydası dokunan bir altcanlı olarak tarif edilir ya da süsleme amaçlı kullanılan dekoratif unsurlar olarak önünüze sürülür bu memlekette.

Yaptığı iş her ne olursa olsun, ismine mutlaka genç-güzel-çirkin-yaşlı-zayıf-şişman sıfatlarını bir ön ek gibi alan kadının, siyasetin ihtiyacı olan zarafet, uzlaşmacılık ve estetiğin sağlanması açısından işlev görebilen birer ceket cebi mendili görevi vardır Türkiye'nin kravatlı ortamlarında.

Karar verici merci olarak değil, sert erkek trafiğinin darbesini azaltacak birer dekoratif hava yastığı mahiyetinde...

Bir kadının portresi

Meclis'teki temsil oranını yükseltmek elbette ki bir amaçtır ve iyi bir amaçtır ama, parmağını kaldırarak söz alan kim olursa olsun, toplumsal varoluşu ağır tehdit altında bulunması nedeniyle diyeceklerini bir türlü diyememekle, hangi taraftan saldırıya uğrayacağını bilmediği için hiçbir tarafa dönemez hale gelmekle, konuşsa da popüler dilin salvolarına karşılık ince, cılız birer ses olarak ortaya çıkabilmekle mazur kadınlar var.

"Meclis'te kaç kadın var" sorusundan umudunu kesmeden, önerecek yeni sorular da bularak tek ayak üzerinde yürümenin bıkkınlık ve tehlike getireceğini bilmek yani. Gerek.

Bir film vardı: Bir Kadının Portresi (The Portrait Of A Lady). Gelen bütün evlenme tekliflerini elinin tersiyle iterek, cebindeki miras milyonlarla Avrupa'yı dolaşmaya karar veren kadının, para avcısı ve kısa süre sonra bir "zalim"e dönüşecek John Malkovich'le hikayesini anlatır. Adamın ince zevkli, parlak bakışlı bir âşıktan, astığı astık kestiği kestik bir zorbaya dönüşmesi süreci ve kadının, İsabel'in gözyaşları...

Ağzının payını almış olarak evine dönüşünün öyküsüdür.

Cinsiyet duygusundan sıyrılarak, dünya üzerinde kimin kime zulmü varsa, sırf bu gezegende hayat sürme ortak paydasında bulunduğunuz için o zulümlerin utancını her bir zerrenizde hissetmenize neden olan, insanın içine derinden bir "adalet duygusu" yerleştirerek, gücü ve hakkı zihinde bir kez daha döndürmenize neden olan bir filmdi.

Önce bayanlar diyordu yani. Belki de herkes demeli.


6 Ekim 2005
Perşembe
 
ÖZLEM ALBAYRAK


Künye
Temsilcilikler
Abone Formu
Mesaj Formu
Online İlan

ALPORT Trabzon Liman İşletmeciliği

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi
Dünya | Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon
Ramazan | Arşiv | Bilişim | Dizi
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED