|
|
|
Bugünkü Yeni Şafak |
|
|
|
|
|
|
Kapkaççı çocuklarla yüzyüze görüşen psikiyatristler şiddete karışan çocukların ailesi ile olan sorunlarını topluma yansıttığını belirtiyor. Ekonomik geliri düşük aile yapısı, eğitimsizlik ve aile içi şiddetin yanısıra ilgisizlik, mutsuzluk çocuğu sokağa itiyor.
FATMA DURMUŞ
10 binden fazla çocuğun risk altında sokakta yaşadığı ve büyükşehirlere kapkaçcı çocuk transferinin merkezi olarak öne sürülen, Diyarbakır'da, polis, kapkaç ve yankesicilik yapan 141 çocuğun hayatını büyüteç altına aldı. Mardin, Bingöl ve Şırnak gibi iller ile ilçelerinden göç edenler yüzünden nüfusu ikiye katlanan şehirde, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şubesi 2004 yılında kapkaç suçuna karıştığı gerekçesiyle 85, yankesicilik yaptığı gerekçesiyle 56 çocuğu gözaltına aldı. Gözaltına alınanların 30'unun birden fazla suç işlediği anlaşıldı. Çocuk Şubesi'nin uzman polisleri ile Diyarbakır Devlet Hastanesi'nden gelerek dönüşümlü olarak görev yapan psikiyatristler yıl boyunca suçlanan çocuklarla görüştü. Uzmanların gözaltına alınan yaşları 13-17 arasında değişen 141 çocukla yüz yüze yaptıkları görüşmeler sonunda çarpıcı sonuçlar çıktı. Çocukları mutlu eden soru Uzmanlar çocuklarla yaptıkları görüşmenin sonuçlarını raporlarında şöyle değerlendirdi: Bu çocuklara 'Şu anda ne hissediyorsun? Gelecek hakkındaki düşüncelerin nedir?' diye sorulduğunda uzun bir süre sessiz kaldıkları görülmüş, mülakatın sonucunda bu soruların kendilerine daha önce hiç sorulmadığı ve bu soruyla çok mutlu olduğu gözlenmiştir. Çocukların sokakta suç işlemesine karşı polisiye tedbirlerin çözüm olmadığı belirtilen raporda şöyle denildi: "Suça karışan çocukların ailelerinde parçalanmaların yaşandığı, anne ve babalar çocuklarına karşı ilgisiz olduğu ve sorunlarını paylaşmadıkları belirlendi. Anne ve babaları en küçük sorun ve olumsuzlukta çocuklarına şiddet uygulamaktadır." Kapkaçın raconu Kapkaç çetelerinin yazılı olmasa da belirli kuralları var. Çeteye giren kişi poliste yaşının küçük olduğundan hareket ederek suçunu inkar etmesi öğretiliyor. Polise çetenin başındaki isimleri söylemenin cezası ağır olduğu için 'aç kaldım çaldım' diyor. Suç üstü halinde yakalanmış olsa bile kapkaç çetelerinin ailesine para yardımı yapacağını biliyor ve cezaevinde ihtiyaçları karşılanıyor. Cezası bittiğinde aileleri değil, çete üyeleri tarafından karşılanıyorlar. Kapkaç çeteleri etrafında grup bilinci oluşuyor. Çocuğu sokağa iten faktörler
Ekonomik gelirin düşük olması Büyükşehirlere göç Anne ve babanın eğitimsizliği Aile içinde yaşanan şiddet Eğitime devam edememe Sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı Şiddet içerikli yayınlar Hollywood dünyaya 'şiddet nesli' yetiştirdi Gençlerde suça eğilim ve şiddet olaylarının artışının sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada gözlemlendiğini geçmişe oranla ABD'de okullarda şiddetin artışa geçtiğini hatta aile içi şiddette ölüme varan vakaların sayısının gittikçe arttığını belirten Emekli Psikiyatrist Albay Nevzat Tarhan, dünyada son 20 yıldır Hollywod'un yapıp dünyaya servis ettiği şiddet filmleri furyasının sonuçlarının tüm dünyada bir 'şiddet nesli' yetiştirmeye yaradığını söylüyor. Kendi klinik gözlemlerini de anlatan Tarhan, kendi kendini kesen, kanına ekmek batırıp yiyen' çocuklar gördüm diyor. Suça eğilim nereden kaynaklanıyor, bu eğilimi bilimsel olarak tanımlamak mümkün mü? Şiddet eğiliminin biyolojik ve psikolojik boyutları var. Biyolojiyle ne ilgisi var diye düşünürsek; insan beyninin rasyonel edinimleri yöneten bir tarafı olduğu kadar, duygusal beyin alanları da var. Bu duygusal beyin alanları, duyguları özdenetim becerisini yönetiyor. Beynin duygusal tarafındaki sorun, çocuğun ahlaki erdemlerinin gelişmemesine yol açar. Empati yeteneğinin gelişmemesi, örneğin kişiyi 'ben merkezci' yapabilir. Bunun ileri safhaları ise, diğer bir deyişle sorunun kronikleşmesi ise, kendi çıkarı için başkasına acı çektirmek, şiddetten zevk almak gibi hastalıklara kadar gidebilir. Başkasının çektiği acıyı bilmiyorlar
Okulda şiddet uygulayan çocuklar üzerinde yapılan bir terapide şu uygulanıyor: çocuğa videodan işkenceye uğrayarak acı çeken bir insanın görüntüsü gösteriliyor. Bu şekilde çocuğa kurbanın çektiği acıyı farketmesi öğretiliyor. Günümüzde televizyonlarda saldırganlığı ve şiddeti kanıksatan bir kültür hakim. İşte gençler arasındaki şiddet, bu kültürün sonucu. Suç işleyen çocuklara, pişmanlık duygularını uyandıracak özel eğitimler verilmeli. Bu çocuklara 'Sen o acı çeken insanın yerinde olsan, ne hissederdin' soruları yöneltilmeli.. Bu 'suçlu' diye nitelediğimiz çocuklar, karşı tarafın çektiği acının farkında değiller. Aslında ben bu şiddete eğilimin altında, biraz da Hollywood kültürünü görüyorum. Bu kültür, kendi çıkarını kutsallaştıran bir kültür.
|
|
![]() |
|
|
|
|