| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İki 63'ün hikmeti
Bugün İstiklâl Marşı ve bağımsızlık şâirimiz Mehmet Akif Ersoy'un 63. ölüm yıldönümü. İslâmın, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde maruz kaldığı durum karşısında, Pakistan'daki yankısı Muhammed İkbal'le birlikte, bu manzarayı evrensel bir ıztırab tablosuna dönüştürmeyi başaran çok az kişi çıktı. Temelinde ıztırap yatan bu senfoni, fikrî-İslâmî tefekkürünün önünün tıkanmasına rağmen, mâşerî vicdanda Akif'in yerine alabildiğine sağlamlaştırdı. Hatta denilebilir ki Akif'in bu tarafı, ortaya koyduğu İslâmî tefekkürü fersah fersah aştı ve kendisiyle birlikte istinad ettiği tefekkürün de sürekli gündemde kalmasını sağladı. M. Âkif gerçeği Kuşkusuz İstiklâl Marşı'nı yazmış olmasının da bunda büyük bir payı vardır. Fakat böyle bir durum doğmamış olsa idi dahi, Âkif'in, 20. yüzyıl başındaki diğer İslâmî önderlerden farklı olarak, gene de gündemimizde ciddi bir yer tutmuş olacağından kuşku duymuyoruz. Ondaki büyük sırrı, iyi düşünmek ve yakalamak durumundayız. Mehmet Âkif'in çağdaşları arasında, bu sırra en yakın mesâbede duran ikinci bir kişi daha görüyoruzki, o da Yahya Kemal'dir. Tarzı, tefekkürü ve ortaya koyduğu ıztırap itibariyle, Âkif'ten ne kadar farklı durursa dursun, Yahya Kemal'in yaptığı iş de bizi gene Âkif'e taşıyor. Osmanlı'nın son çeyrek asrında ortaya konulan her türlü millî-İslâmî yaklaşım; taşıdığı muhteva, ifade biçimi ve siyasal içerik bakımından, yeni dönemin şartları karşısında ister istemez kendisini boşlukta buldu. Zira yeni rejim yirminci yüzyıl başlarında üretilen İslami algı ve siyasal telâkki itibariyle Osmanlılığa ilişkin bütün değerleri geçersiz kıldı. İşte bu engeli ama geç, ama erken aşabilen iki kişi, gene de Mehmet Akif ve Yahya Kemal oldu. Yahya Kemal, siyasal tutum ve medeniyet olarak bütünüyle tasfiyeye maruz kalan Osmanlı gerçeğini şiiriyle yeni yüzyıla taşırken; Akif bu taşıma işini daha İslami bir şekilde gerçekleştirdi. Belki Akif'in yaptığı, Yahya Kemal'e göre daha zor ve imkânsız birşeydi. Yahya Kemal'in yaptığı; hatırası silinmek ve unutturulmak istenen bir dönemi ve medenî-kültürel muhtevâyı, inkârı kabil olmayan estetik hürriyetlere dönüştürmekti. İnsanın ve toplumun hafızasız, hatırâsız ve günübirlik yaşamalara zorlandığı bir aşamada Yahya Kemal'in, "Kökü mâzide olan âtiyim" sırrına ermesi, ve bütün sanatını bu tür temalara yaslaması az şey değildi. Akif - Y.Kemal Buna karşılık, Akif'in sanatının yeni döneme taşıdığı muhtevâ, Yahya Kemal'in ürettiğinin hem daha ötesinde, hem de daha risklisi idi. Bu şiirden tezahür eden her türlü muhteva, daha bir ağırdı. Siyasî özü itibariyle de, yüklendiği alternatif İslâmî yaklaşımlar itibariyle de. Eğer dikkat edilecek olursa, yeni şartların sansürünü aşabilmek pek o kadar da kolay değildi. Alelâde, pastoral nitelikteki folklor malzemesinin ötesinde, geçmişten geleceğe taşınan herhangi bir değer dikkati çekmiyordu. Hafızasız, tarihsiz, toplumun kendisini içtimâî bir süreklilik içinde algılayabileceği hemen hiçbir dini göstergeye imkân tanınmıyordu. Alelâde günü birlik zevkler, günü birlik değerler ve alabildiğine sathi pozitivist tutumlar. Yani yepyeni bir toplum teşekkül ettirilmeye çalışıldığı zamanlara ermiştik. İşte yeni dönemin şartları bu olmakla beraber, Akif ve Yahya Kemal'in her durumu aşarak, kendilerini gene de gündemde tutmayı başarabildiklerini görüyoruz. Bütün olumsuz şartlara, yasaklara, gözden düşmelere ve düşürülmelere rağmen!.. Yani onlar, yazdıkları mısralarla, yeni insanın dahi yoksunluğunu derinden duyduğu bir ihtiyaca, dokundurdular. Kitapları basılsa da basılmasa da, özellikle Akif'in şiiri resmi müfredata girse de girmese de, bu iki şiir, açık veya gizli sürekli başvurulan iki kaynağa dönüştürmeyi başardı kendisini. Şiir engel tanımaz Ne varki bu iki şiirin taıdığı özgün muhteva; eğer o devirde kendi kendisini bildiğimiz fikrî ve siyasî bir tefekkür halinde nesirle ifadeye dönüştürmüş olsalardı, yeni döneme taşınma şansını büsbütün yitirmiş olacaklar ve bizim tarafımızdan da kolay kolay hatırlanmayacaklardı. Burada kendisini, estetize etme şansını yakalamış bir tutum yatıyor. Ve her türlü yasağı aşma kabiliyetleri de buradan neş'et ediyor. Bu bakımdan, ikinci meşrûtiyet sonrası nesiller arasından, kendilerini zamanımıza taşıyabilen isimler meyânında, Âkif ve Yahya Kemal'den daha şanslı başka bir isim hatırlamıyoruz. Belki Sait Halim Paşa? Bu durum sizin dikkatinizi çekmiyor mu? Şimdi Âkif bütün Türkiye'de, çok az faniye nasib olacak bir ilgi odağı halinde. 63 yaşında hayata gözlerini yuman ve ölümünün üzerinden de 63 yıl geçmiş bulunan bu adam, ortaya iki büyük eser bıraktı. Biri Safahat, diğeri de çok faniye nasib olacak ahlâk abidesi bir hayat!.. Allah rahmet etsin.
aridvan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|