|
Avrupalılık başka,
Avrupalılar başka!.

Şimdi biz, bu tarihi kenara iterek, Avrupa'yı tek bir ülke gibi görmeyi deniyoruz.. Ama bakalım onlar, bunu başaracak mı?
Geride kalan 20'nci yüzyıla Amerikalılar mı, yoksa Ruslar mı damgalarını vurdu? Bu konu tartışılıyor..
Amerika'nın her alanda elde ettiği başarılar ve 20'nci yüzyılı "tek süper güç" olarak bitirmesi, bu ülkenin şansını artırıyor..
Ancak Rusya da, 1917'den 1990'a kadar, tüm dünyayı derinine etkiledi.. "Bilimsel Sosyalizm"i (veya Marxsizm) resmi ideoloji olarak benimseyen Sovyet rejimi, sadece uluslararası ilişkilerde değil, çeşitli ülkelerin düşünce hayatında da çok etkili oldu.. "Sol" kavramının 20'nci yüzyıldaki merkezi, Moskova'ydı.. Mao'dan Ho Şi Minh'e, Castro'dan Kim il Sun'a uzanan isimler ve kolonyalizmi sona erdiren bağımsızlık savaşçıları, hep Moskova desteği ile, hedeflerine ulaştılar..
Evet.. Komünizm, totaliter rejimleri ve diktatörleri yarattı..
Ama kapitalizmin de diktatörleri ve toplum mühendisleri vardı.. Mussolini'ler, Hitler'ler, anti-komünist değil miydiler?
Neyse.. Tarih, 21'inci yüzyılı kimin daha fazla etkilediğini uzun süre tartışacaktır..
Bizi ilgilendiren şey ise "Avrupa"dır..
Çünkü 21'inci yüzyıl, Türkiye için "Avrupa yüzyılı" olmaya aday..
Tarih boyunca, birbirleri ile çeşitli nedenlere (milliyet, din, mezhep, toprak, haneden, v.b.) dayalı olarak sürekli boğuşmuş uluslardan oluşan ve şimdi "tek bayrak-tek para" hedefi altında birleşen Avrupalılar'ın arasına gireceğiz 21'inci yüzyılın ilk döneminde..
Biz Türkiye'de, Edirne'den Kars'a kadar uzanan topraklardaki 65 milyon insanın Türkçe konuştuğunu varsayarız..
Bir de Avrupa'ya bakın. Hepsi İstanbul'dan daha az nüfusa sahip İsviçre, Belçika benzeri devletlerde, kaçar tane "resmi dil" vardır.
Bir Çerkez efsanesine göre, Allah dünyayı ve insanları yarattıktan sonra, bunların konuşacağı dilleri de oluşturmuş..
Meleklerden biri, bu dilleri bir torbaya koyup, dünya coğrafyasındaki insan topluluklarının üzerine atmış.. Çinliler'e Çince, Japonlar'a Japonca, Fransızlar'a Fransızca, İtalyanlar'a İtalyanca böyle gelmiş..
Melek, bütün uluslara birer dil attıktan sonra, torbasında atılmadık bir sürü dil kalmış.. O da, gitmiş, torbayı Kafkaslar'ın üzerine boşaltmış..
İşte bu olay sonucu, Kafkaslar'da bu kadar çok milletin varolduğu vurgulanır bu Çerkez efsanesinde..
Aslında Avrupa'nın da Kafkaslar'dan pek farkı yok..
Şimdi biz, bu tarihi kenara iterek, Avrupa'yı tek bir ülke gibi görmeyi deniyoruz.. Ama bakalım onlar, bunu başaracak mı? Kendi aralarındaki farkları yok ettikten başka, bir de bizleri, Türk'ü, Kürt'ü, Çerkez'i, Laz'ı ve "Türkiye Mozayiği"nın bütün üyelerini, Avrupalı kabul edecek mi?
Avrupalılar'ın, birbirlerine bakış açılarını hatırlatalım isterseniz.. İşte bir "Avrupa" halk deyişi..
- Şeytan dünyaya düşüp, organları parça parça etrafa dağılsaydı, beynini İspanyollar, kalbini İtalyanlar, midesini Almanlar, bacaklarını da Fransızlar alırdı (Çek halk deyişi)
Evet.. Hiç unutmayalım ki, sade "milliyetçilik" değil, "ırkçılık" ve "şovenizm" de, birer Avrupa icadıdır..
Örneğin Einstein da bir Avrupalı'dır ve bu icadlar konusunda şöyle der:
- Milliyetçilik, bir çocuk hastalığıdır. Milliyetçilik, insanlık için kızamık gibi bir bulaşıcı hastalıktır..
Fransız oyun yazarı Jean Giraudox da, "ülkeler meyva gibidir.. İçlerinde mutlaka kurtlar da vardır" diyor.
İngiliz rahip W.R. İnge'ye göre de, "millet, tarihini abartan ve komşularından nefret eden insanlar topluluğudur."
İşte şimdi, bizi de Avrupalı yapacak bir süreç içinde, bu düşüncelerin seslendirildiği bir ortama giriyoruz..
ÇANKAYA
Temiz bir isim bulmalıyız!.
Türkiye, yeni bir cumhurbaşkanı arama sürecinde..
Eğer sorunlarını büyük ölçüde çözüme kavuşturmuş ve başarılı kadroların arasından bir isim arama lüksüne sahip bir ülke olsaydık, yeni cumhurbaşkanında, öncelikle "vizyon" arardık..
Ne yazık ki, bu durumda değiliz..
Diyoruz ki:
Hiç olmazsa, üzerinde şaibe bulunmayan bir isim seçelim..
Geçmişinde, çevresinde, ailesinde ve ilişkilerinde, kamuoyunun şüphesini çekmeyen bir isim olsun yeni cumhurbaşkanı..
Şu ya da bu şekilde, kardeşleri veya akrabaları dolayısıyla, suçlanmamış olsun.. İhalelere fesat karıştırmaktan ötürü, damgalanmamış olsun..
Çankaya'nın şeffaf olması gereken bir dönemini, belki yaratabiliriz..
Şaibe söylentileri siyaseti sarınca böyle bir cumhurbaşkanı, hiç çekinmeden rahatlıkla duruma müdahale edebilir. Kimse ona, "tencere dibin kara" diyemez..
Vizyondan falan vazgeçtik..
Bize şimdi "temiz olmak" yeterlidir..
ŞAKA
Değişim!.
Çok bilinen bir öz-deyiş vardır..
Şöyle denilir:
- Gazetecilerle arkadaşlık, bir numara küçük ayakkabı giymeye benzer.. Arkadan vurur!.
Şimdi bu özdeyiş değişti. Şöyle oldu:
Bazı gazeteciler terlik gibidir. Onları elde ederseniz, hem çarpıklıklarınızı örterler, hem de sizi rahat ettirirler..
27.ARALIK.1999
|