| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Göstermelik uygulamalar
Kimse kimseyi kandırmasın. Devletin el koyduğu 5 bankanın 4'ünün yöneticilerine yurtdışı yasağı getirildi. Bu kişiler, sahip oldukları bankaların içleri boşaltıldığı için soruşturma geçirecekler. Geçirecekler de ne olacak sanki? Bugüne kadar aynı olaydan dolayı kime ne yapıldı? Bu sorunun cevabı koca bir hiç. Bundan önce yine devlet tarafından el konulan ve Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu'na devredilen TYT Bank, Marmara Bank ve İmpeksbank'ın sahip ve yöneticileri hakkında ne yapıldı? Aldığımız duyumlara göre, söz konusu bankaların sahip ve yöneticilerinde, bir dönem Adalet Bakanlığı yapmış Selçuk Öztek'in bilirkişi raporuyla kusur bulunamamış. Çarpıklıklar bunlarla sınırlı değil. Devletin, el koyduğu bankalara atadığı yöneticilerin isimlerine bakıyorum da, atanan isimler bir çoğunun gerek bankayla gerekse bankanın sahipleri ile önceden ilişkileri olan isimler. Bu durum örneğin; Cavit Çağlar'ın sahip olduğu İnterbank operasyonu sonrasında yaşandı. Devlet, bankanın başına, daha önce Çağlar'ın bakanlık yaptığı dönemde yine Çağlar tarafından Ziraat Bankası'nın başına getirilen Ekrem Aydemir'i getirdi. Son bankalar operasyonu sonrası Yaşarbank'ın Genel Müdürlüğü'ne atanan Nuri Aydınoğlu ismi de çok ilginç. Aydınoğlu İş Bankası'nın emekli eski müdürlerinden. Aydınoğlu, İş Bankası'nın eski Genel Müdürü Ünal Korukçu ile olan yakınlığıyla tanınıyor. Tesadüfe bakın ki, Korukçu'nun Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı yaptığı ve devlet tarafından el konulan Yaşarbank'ın yönetimine Nuri Aydınoğlu getiriliyor. Bu, tesadüf olmadığına inandığımız, atamalar kamuoyunda güvensiz bir ortamın oluşmasına neden oluyor. Bugüne kadar içleri boşaltıldığı için batan bankaların sorumluları hakkında herhangi bir adım atılamamasının nedeni bu atamalar olabilir mi? TR vurgunu Biliyorsunuz Gümrük Birliği'ne girdikten sonra araçlara TR rumuzlu plaka zorunluluğu getirildi. Bu zorunluluk her zaman olduğu gibi kimi fırsatçıları da harekete geçirdi. Yine bildiğiniz gibi TR rumuzlu plakaları bir tek firma üretiyor ve plakalar Türkiye Şoforler Odası tarafından araç sahiplerine veriliyordu. Bu söz konusu plakalar 1999 yılında 9 milyon liraya verilirken, ortaya atılan iddialar nedeniyle İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin teftişleri sonrası, fiyat 6 milyon liraya indirildi. Artık bu plakalar 2000 yılından itibaren 6 milyon liraya alınabilecek. Ancak bu indirimden dolayı sadece 1999 yılında 3 trilyon liralık bir fark oluştuğu belirlendi. 3 trilyon liranın kimin veya kimlerin cebine gittiği şu anda belli değil. Biz belli değil desek de, İçişleri Bakanlığı bu fırsatçıları saptamış zannedersem. Çünkü bakanlığın, teftiş sonrası TR rumuzlu plakaları veren şoförler odasından bu yetkiyi aldığını öğrendik. Ziraat'te ATM skandalı Geçtiğimiz hafta içinde devlet, 5 özel bankaya el koydu. Ben, kamu bankaları için ne zaman harekete geçileceğini çok merak eden kesim içinde yer alıyorum. Ve sabırla bekliyorum. Neyse bunu bir kenara bırakalım. Geçtiğimiz günlerde 6.2 katrilyon lira görev zararı açıklayarak bir rekora imza atan Ziraat Bankası'nda yaşanan traji komik bir uygulamayı sizlere aktarmak istiyorum. Bankanın, kendi kredi kartı ile hiç bir müşterisine ATM cihazlarından nakit avans veremediğini, buna karşın aynı ATM cihazlarından sayısı 20'yi bulan başka bankaların müşterilerine hem kredi kartı hem de bankamatik kartı ile nakit ödemesi yaptığını öğrendik. Ayrıca banka, bu durumu
mkelkitlioglu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|