| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bankalar batmazsa millet batar
Hükümet özelleştirmeden sağlanacak kaynaklarla, büyük boyutlara ulaşan bütçe açıklarını kapatmayı planlıyordu. Ancak, Merkez Bankası'nın beş özel bankaya el koyması, denkleştirilmesi oldukça zor olan bütçeyi bütünüyle altüst etti. Sovyetler Birliğinin dağılmasıyle, gelirleri giderlerini karşılamıyan devletin, uzun süre ayakta kalamayacağı açıkca görüldü. Devletin, kaynakların kullanım ve dağıtımında, piyasa mekanızmasından daha başarılı olduğunu artık kimse savunmuyor. Sözkonusu Türkiye olunca, nerede devletin kararlarının, nerede de piyasanın kurallarının geçerli olduğunu anlamak mümkün değil. Sol, liberal ve milliyetçi partilerden oluşan hükümetin, ilkesiz ve tutarsız politikaları, demokratik mekanızma ile birlikte pazar mekanizmasını da işlemez hale getirdi. İlkesi ilkesizlik olan politikacıların elinde devletin bütün kurum ve kuruluşları bir bir dökülüyor. Bankalar, tasarruf sahipleriyle iş ve ticaret çevreleri arasında "para" ticareti yapan kuruluşlardır. Bu bağlamda bankalarla diğer ticari kuruluşlar arasında bir fark yoktur. Banka mevduatlarına yüzde yüz garanti vermek, aslında tasarruf sahiplerini değil, onlardan alınan komisyonlarla, banka sahiplerini korumaktır. Önce üç, sonra beş bankanın yönetimine el koymakla, mevduat sahiplerinin paralarıyla, bankaları soyanların borçları ödenmek isteniyor. Bütün bankaları aynı kefeye koyarak, hepsine devlet garantisi vermeye kalkışmak dürüst çalışanla, ilkesiz çalışanı bir tutmaktır. Eski Sovyetler Birliği ülkeleri gibi, üretenle üretmeyenin, çalışanla çalışmayanın bir tutulduğu ülkelerde, bankalarla birlikte millet de batar. Türkiye'deki bankalarda olduğu gibi, hiçbiri batmıyorsa, o ülkenin ekonomisi çöküyor demektir. Çünkü bir ekonominin sağlıklı olduğunun en önemli göstergelerinden biri, her yıl piyasadan çekilmek zorunda olan şirketlerin sayısıdır. Bir ekonomide, birleşen, dağılan ya da el değiştiren şirket sayısı, yeni kurulan şirket sayısından daha az ise, ekonomi iyiye gittiği kesindir. Aksi durumda ise, o ekonomiyi, banknot matbasını elinde tutan Merkez Bankası da kurtaramaz. Amerika'da her on yılda, ilk beşyüz şirketin üçte birinin yok olması, ekonominin zayıflığının değil, dinamizminin bir göstergesidir. Aslında şirketler batmaz, el değiştirir. El değiştirme devlet eliyle olursa, devletle birlikte millet de çöker.
ngurdogan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|