|
|
|
| Türkiye'nin birikimi... | ||
|
|
Kıbrıs restleşmesiyle gerilen Türk-AB ilişkileri mektup skandalıyla kopma noktasına geldi. PKK'ya gönderilen mektup, örgüte resmi muhatap sıfatı kazandırma manevrası olarak nitelendi.
AB Komisyonu Türkiye Masası Şefi Servantie'nin, terör örgütünün Başkanlık Konseyi'ne hitaben AB Komisyonu Başkanı Prodi'nin adına mektup göndermesi AB'nin PKK'yı siyasallaştırma çabasının bir aşaması olarak gösteriliyor. Kıbrıs restleşmesiyle zaten kopma noktasına galen ilişkiler mektup skandalıyla daha da kötüleşti. Üstelik AB, Komisyon Başkanı Romano Prodi'nin adına yazılan bir maktupla PKK'yı resmen tanımış oldu. Türkiye, AB Komisyonu'nu Servantie'nin terör örgütüne yazdığı mektup dolayısıyla kınayarak, mektubun Komisyon adına yazılıp yazılmadığı konusunun açıklığa kavuşturulmasını istedi. Konuyu çok ciddiye aldığını açıklaşan Ankara ayrıca sorumlular hakkında yasal işlem yapılmasını da istedi. Türkiye'nin en üst düzeyde gösterdiği sert tepki sonunda Servantie'nin, 'hatasının sonuçlarına katlanacağı' ifade ediliyor. Güvenilir kaynaklar, Servantie'nin süratle bu görevden uzaklaştırılacağını belirtiyorlar. AB Komisyonu Başkanı Prodi'nin bizzat olayı 'aptallık' olarak nitelendirdiği öğrenildi. PKK siyasal platforma taşınıyor
Dışişileri eski Bakanı Murat Karayalçın, "Türkiye bu olayla ilgili tavrını çok açık ve net bir şekilde ortaya koymalıdır" dedi. Karayalçın, "Bütün Türkiye'yi böylesine üzen bir olayda AB Parlamentosu'nun Türkiye'den özür dilemesi yetmez. Türkiye'nin artık bu kişiyle çalışması imkansızdır ve AB Parlamentosu bu kişiyi derhal görevden almalıdır" şeklinde konuştu. Karayalçın, PKK'nın özellikle Öcalan'ın yakalanmasının ardından Türkiye'ye karşı mücadelelerini siyasi platforma taşdığını hatırlatarak, Avrupa'da güçlü örgütlenme içinde olduğunu söyledi. Almanya ve İngiltere'de kamu kuruluşlarının PKK ile görüşme yaptıklarına dikkat çeken Karayalçın, Türkiye'nin PKK ile etkin bir mücadelede bulunması için yapması gerekenleri, "Türkiye, yurtdışında özellikle de PKK'nın güçlü olduğu Avrupa ülkelerine bu örgütün yasa dışı bir örgüt olduğunu anlatmalıdır. Bu örgütün Türkiye'nin toprak bütünlğünü tehdit ettiği, bölücülük yaptığı bu ülklere gösterilmelidir" şeklinde sıraladı. Karayalçın, Servantie olayı ile İsmail Cem'e yönelik saldırının birbirinden bağımsız olaylar olduğunu söyledi. "Türkiye'nin imajı zedelendi"
Eski Büyükelçi ve CHP Genel Başkan Yardımcısı İnal Batu, saldırıları sert bir dille eleştirerek, "Bütün bu olaylar akortsuz bir hükümetin Türkiye'nin dışardaki imajını zedelemesinden kaynaklanıyor. Hükümet bu tür saldırılara uygun zemin hazırlıyor" dedi. Batu Yeni Şafak Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB'ye yakınlaşmasını istemeyen, çağdaşlaşmasını ve demokratikleşmesini istemeyen bazı dış ve iç unsurların tahrikleri sonucu bu saldırıların meydana geldiğini söyledi. Son bir hafta içinde Türkiye'ye karşı girişilen saldırıların bunlara örnek teşkil ettiğini kaydeden Batu, "Bu mektup olayından önce, İsmail Cem'e karşı girişilen saldırı, ondan önce Ermeni soykırımı yasa tasarılarıyla Türkiye'nin önünü kesmeye ve ona zarar vermeye çalışıyorlar. Özellikle Fransa ve İtalya gibi ülkelerin paslaşarak gündeme getirdiği bu tür konular Türkiye'nin AB'ye yaklaşmasını engelemeye yönelik" şeklinde konuştu. Batu, "Akortsuz Hükümet, çağdaşlaşma, insan hakları ve demokratkileşme yolunda bir takım reformları yapmayarak bu tür saldırılara uygun zemin hazırlıyor" diyerek hükümetin suçlu olduğunu kaydetti. Batu, "Türkiye, dışardan bakıldığında ekonomisi çökmüş, bankaları hortumlanan, vurgunlar ve soygunlar ülkesi olarak görülüyor. Bunların hepsi PKK gibi yasal olmayan örgütleri tahrik eden görüntülerdir. Türkiye artık güçlü ülke imajında değil. Son bir buçuk yılda bu imaj çok zedelendi" dedi.
Şermin CURA
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|