![]() |
![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Maşukun durumu (2)"Sevildiğimi biliyorum, ama ben bu sevgiyi kaldırabilir miyim?" kaygısını yaşayan bir maşukun durumu, "seviyorum, ama ona tahammül edemiyorum" diye düşünen âşıkın yaşadığı durumun ters yüz edilmiş biçimidir. "Seviyorum, ama tahammül edemiyorum" diye düşünen âşık, sevgilisinde kusur görmeye tahammül edemiyor. Çünkü sevgili, sevilmeye başlandığı anda, sevenin indinde kusurlarından arınmış hale geliyor, eğer her şeye rağmen onda kusur bulunabiliyorsa, âşık indinde bu kusur da meziyete dönüşüyor, maşuk âşık indinde arınmış, kusursuz bir halde bulunuyor. Kendine yöneltilmiş sevgiyi kaldıramayacağına ilişkin kaygı taşıyan sevgiliyse, belki kendi gözünde kusur olarak gördüğü özelliklerinin seven tarafından da bir kusur olarak görülebileceği ihtimalinin kaygısını, tasasını yaşıyor. Çünkü sevgili sevilmek istiyor. Ve eğer kusurları farkedilebiliyorsa, bu durumda, kendine yöneltilmiş sevgide bir arızanın ortaya çıkma ihtimali (veya gerçeği) beliriyor. Kendine yöneltilmiş olan sevgiyi kaldıramayacağını düşünen sevgili, kusuruna rağmen sevildiği hissini yaşadığı anda, bilir ki, bu sevgi artık katışıksız olmaktan çıkmış; sevgi, bir ölçüde hoş görüyle bulandırılmıştır. Bir kusurun hiç görülmemesi ile onun hoş görülmesi arasındaki farka dikkatimizi yöneltebiliriz. Sevgilinin kusurdan arındırılmış olduğunu kabul etmekle, onu kusuruna rağmen kabul etmek birbirine denk düşen telakki tarzları değildir. Birincisinde safiyet ve ihlasla yönelinmişlik söz konusuyken; ikincisinde bir tür fedakârlığa katlanma hali ortaya çıkıyor. Sevgiliyse, kendine yöneltilmiş olan sevginin fedakârlık ve feragatla malul olmasını içine sindirmek istemiyor. Böyle bir ihtimalin vukuu halinde bu sevgiyi kaldıramayacağını düşünüyor. Sevgilinin kusurdan arındırılmış olarak düşünülmesi sevgi ilişkisinin sanıyorum temel ırasını oluşturuyor. Allah (cc) ve O'nun sevgilisi (sav) ve O'nun sevgilisi ile Allah arasındaki sevgi ilişkisi mutlak biçimde böyle bir kusursuzluğu öngörüyor. Allah, Kulunu (sav) anarken ve betimlerken, onu sevmenin Kendi'ni sevmeyle denk olduğunu belirtirken aynı zamanda böyle bir kusursuzluğu da dile getirmiş olmuyor mu? Aynı şekilde Kul (sav) da sevgisini Allah'a yöneltirken onu mutlak bir tenzih içinde telakki etmiyor mu? Ve böylece Allah ile Kul'u arasında bir seven/sevilen ilişkisi yaşanırken, kimin seven ve kimin sevilen konumunda durduğu hususundaki karıştırma ile bir daha karşılaşmış olmuyor muyuz?
rozdenoren@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|