YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Başkalarına yaranmak hastalığı

Toplumsal sistem, öyle kolay kolay açıklanabilir bir gerçek değildir. Sosyal sistemin temelinde, oldukça köklü inançlar, kabuller, alışkanlıklar ve beklentiler bulunmaktadır. Bu yüzden de, insan topluluklarının medeniyet sahibi olması, hem belirli bir zamanın geçmesine, hem de kültürel niteliklerin gelişmesine bağlı bir hadisedir.

Birçok medeniyetin incelenmesi, bize o medeniyetin oluşumunda mevcut duygu, düşünce, gayret ve aşkların varlığını göstermektedir. Bir diğer ifadeyle, toplumların olgunluğu ve gelişmesi; yapmacık hareket veya göstermelik oluşumların sonunda olmamaktadır. Toplumun bağrından çıkan samimi, köklü ve insanları kucaklayan düşünce ve çabaların gayreti sonucunda gerçekleşmektedir. Bu yüzden de, insanın tabii varlığının gelişimi ve zenginleştirilmesi, belki de medeniyetlerin en temel gücü olmaktadır.

Bütün bunlar, herkes tarafından kabul edilebilir gerçekler iken; neden bu tabii değer ve tutumları bir kenara bırakıp da, başkalarına yaranma ihtiyacı duyarız. Onların persfektiğinden olaylara ait hüküm verme ihtiyacını hissederiz? Veya, kendimize ait bir görüş veya anlayışın değerini, farklı görüşteki grupların beğenisi ile ölçmeye kalkışırız?..

Acaba, bu tutum bizim kendimize ve sahip olduğumuz değerlere karşı yeterli bir güven duygusu içinde olmayışımızdan mı kaynaklanmaktadır, yoksa bir başka psikolojik veya sosyal gerçeğin etkisinde mi gelmektedir..

Burada çok hassas bir tesbit yapmak zorundayız. Öncelikle yapacağımız bir teşebbüs veya çalışmanın doğruluğu, kendimiz tarafından uygun bulunmalı ve faydası kabul edilmelidir. Bir şeyin değeri, bizi içten ve samimi olarak kuşatabilmelidir. Daha doğrusu, onun gerekliliği ve doğruluğunu bizim rahatlıkla savunabilmemiz gerekir.

Bilineceği gibi, insanlar kendilerini kolay kolay kandıramazlar. Bu yüzden, doğrular ve gerçekleri gizlemek pek mümkün değildir.

Bizim doğru ve gerekli diye bildiklerimizin; başkaları tarafından onaylanması, genellikle doğru bir yolda olduğumuzun belirtisidir. Böyle bir noktada, fikir ve hareketlerimiz desteklenmiş ve gerekliliği kabul edilmiştir. Fakat bu durumun da, değişik faktörlere bağlı olarak değişebileceğini bilmekte fayda vardır.

Bu noktada, ele alınan konunun bir diğer açıdan değerlendirilmesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu konu, ya bir kültürün temel değeri veya onun uygulanması olabilir; veya, herkesi ilgilendiren fakat değer yüklü olmayan bir uygulama olabilir. Mesela; başkalarıyla ilişki kuran eşlerin, büyük bir vicdan azabı içerisine girmesi, bazı kültürlerde inanç ve değerlerle ilgilidir ve telafisi son derece zordur. Ama bazı kültürlerde konu, sıradan bir olaydır ve telafisi de kolaydır.

İşte böyle bir durumda, farklı kültürlere mensup kişilerin bu olay üzerinde aynı hükmü vermesi veya bir diğerini onaylayabilmesi; ele alınan konunun değer yüklü olması sebebiyle, pek mümkün gözükmemektedir.

Diğer yanda ise, pratik konularla ilgili bir bilgi veya yaklaşım tarzının tasdiki sözkonusudur. Bu husus, kültür ve medeniyetler arasında çok daha rahat kabul edilebilen bir husustur. Mesela; eğitim konusunda öğrenme kabiliyetlerinin araştırılması kanaati gibi.

Görülebileceği gibi, başkalarının görüş ve kanaatleri nezdindeki onay; bizim hayati konularımız çerçevesinde olmamalı, pratikte başkalarını da ilgilendiren bir çerçevede belirlenebilmelidir.

Ayrıca; başka fikir ve anlayışların, yaşama tarzlarının bizim inanç ve değer yargılarımızla ilgili görüşleri; ancak pratik yönleri itibariyle tartışmaya sokulmalı ve değer yargıları ile inançların tartışması noktasına gidilmemelidir.

Biz, belki de birçok konuda kendi değer ve anlayışlarımıza güvenmediğimiz, onların değerini küçümsediğimiz için, görüş ve tutumlarımızın başkaları tarafından da onaylanmasını bekleme ihtiyacı hissetmekteyiz. Böyle bir yaklaşım, hem kendimizi hakir görmemize yol açmakta ve hem de, orijinal görüş ve sistemler geliştirmemize imkan vermemektedir.

Şu anda ülkemiz insanı, "kendisi olamama"nın yoğun sıkıntı ve zorluklarını çekmektedir.


3 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...