YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Dizi

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...


  Arşivden Arama

 

Önceki sayılar

Röportaj:
Ferhat Ünlü


Yeşil bizlerin eseri. Onu suçlamak yerine sistemi suçlamak daha mantıklı."

YEŞİL bizim eserimiz

Malum işte biliyorsunuz Mesut Yılmaz'ın yumruklanması olayı. Ne garip bir tecellidir ki 'yumruk olayının nasıl organize edildiğini de Mesut Yılmaz'a anlatan kişi benim. Kimlerin bu işin arkasında olduğunu hep ben söyledim.

Eymür'ün, MİT'te Kontr-Terör Başkanlığı görevini yürütürken Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım gibi 'fazla faal' sivil eylemcilerle yakın teması sözkonusu olmuştu. Bu sürecin nasıl başladığını şöyle anlatıyor ünlü istihbaratçı:

"Bunlar MİT'in rutin işleri arasında yer alır. Benim Yeşil'le, onla bunla münasebetim tamamen meslekidir. Teşkilatta benim gibi birçok isim aynı ilişkilerin içindedir. Ama benim ismim bilindiği için yapılan bütün faaliyetlerde Mehmet Eymür adı ön plana çıkmıştır. Bizim teşkilatımızda hiçbir şey böyle keyfi, isteğe göre yapılmaz. Özellikle karargahta bu tip çalışmalar yapmak çok zordur. Karargahta herşey ceride dediğimiz günlük raporlarla üstlere bildirilir. Ben ikinci kez göreve geldiğimde Yeşil diye birisini tanımıyordum. Göreve başladıktan sonra teşkilattan bir memurumuz geldi. Sanırım 1994'ten sonraydı. 'Başkanım böyle bir şahıs var. Bizim eski elemanımız, daha sonra Jandarma'yla filan falan da çalışmış. Sizi kastederek ben başkanla çalışmak istiyorum diyor. Çok yetenekli bir arkadaş, ne dersiniz' dedi. 'Getir bir görüşelim. Kapasitesi nedir onu bir anlayalım' dedik. Geldi konuştuk."

Yeşil MİT'in karargahına kadar gelmişti Eymür'ün anlatımına göre. Ve 'nerelerde' faydalı olacağını açıklamıştı:

'Üç operasyonda kullandık'

"Karargaha geldi. Daha önce teşkilatla ve Jandarma'yla çalıştığını söyledi. Ben, 'Bizim yurtiçinde herhangi bir faaliyetimiz yok. Senin terör örgütlerine yönelik faaliyetlerde bir katkın olabilir mi?' dedim. 'Vallahi benim yurtdışına çıkmışlığım yok, ne Avrupa gördüm ne de başka bir yer. Ama çok tanıdığım var, Avrupa'dan çok bir Arap ülkesinde faaliyet gösteririm' dedi. 'Tamam' dedik. 'Lazım olduğu zaman bir seni çağırırız' diye ayrıldık. Sonra bazı faaliyetler gündeme geldi ve çağırdık. Ve Yeşil yurtdışında toplam üç operasyonda kullanıldı."

Eymür'ün bu kasettiği operasyonlardan 'Mercedes' az-çok biliniyordu. Ünlü istihbaratçı diğer ikisi hakkında ise 'fazla' konuşmamayı tercih ediyordu:

Türkiye'nin milli faaliyetleri

"Operasyonlar konusunda detaya girmek istemiyorum. Sadece şunu söyleyeyim. Bunlar Türkiye'nin milli faaliyetleridir. Malum, Türkiye'nin başına bela olmuş terör örgütlerine yönelik faaliyetlerdir. Yeşil de Mercedes operasyonunda pekçok insan gibi görev aldı.

Ve bence operasyonların neticesi ne olursa olsun verilen görevleri başarıyla yerine getirmiştir." Operasyonlar haricinde Yeşil'in kişisel menfaat temini noktasında da faaliyetleri olmuştu. Peki MİT bundan bihaber miydi? Eymür bu konuda şöyle diyordu:

"Vallahi bizim bilgimiz dahilinde olan hiçbir şeye girdiğini zannetmiyorum. Tabii eğer bilgimiz dışında olduysa buna bir şey söyleyemem. Zaten öyle spesifik bir şey de yok."

O paradan haberimiz oldu

Bu sözler üzerine Eymür'e 'Ahmet Demir hesabına yatırılan paraları ve Yeşil'in haraç ilişkilerini' anımsattım. İlginç bilgiler verdi:

"Sorguya aldığımız zaman o paradan haberimiz oldu. Evet gelmiş o para, ama bir faaliyetten dolayı gelmiş bir para değil. Parayı yolluyorlar, bu da 'Allah razı olsun işi biz yaptık sandı adam para yolladı' diyor. Parayı alıyor, paranın yarısından fazlasını da bir polis müdürüne veriyor. İsmi önemli değil, Susurluk olayına karışan polis müdürlerinden biri. Ayrıca, Yeşil'in 24 saatini inceleyecek durumda değildik. Çeşitli metodlarla izliyorduk ama her anını kontrol edemezsiniz. Benim zamanımda bir kere detaylı mülakat oldu. Zaten Emniyet'te alınmış ve çıkmıştı. Üç dört gün sorgulandı bizde."

Yeşil'den Kürt Ahmet'e tehdit

Yeşil'in güçlü biri tarafından ihbar edildiği ve MİT'e çalıştığı için bilinçli olarak gözaltına alındığı ileri sürülüyordu. Eymür bu konuda şöyle diyor:

"Evet Yeşil Ankara'ya yerleştikten sonra Kürt Ahmet'i tehdit etmiş. Kürt Ahmet beni de aradı bunu anlattı. Ben de dedim ki Kürt Ahmet'e, 'Bizim böyle birşeyi tasvip etmemiz mümkün değil.' Sonra Yeşil'e, 'Sen böyle yaparsan biz seninle çalışamayız. Sana hiçbir şekilde sahip de çıkmayız' dedik. Yalnız bu Emniyet'teki alınma olayı İranlıların ölümünden sonraki bir alınma olayıydı. Ben dedim ki tamam bu konuyla ilgili sorgulanıyor herhalde. Ama maalesef bu konuyla ilgili tek bir soru bile sormamışlar."

Yeşil eski Emniyet Müdürü Ahmet Demir'in adını da kullanıyordu. Çokları bunun nedeninin onu çok sevmesi olduğu sanıyordu. Oysa Eymür bu konuda bambaşka birşey söylüyor:

"Bildiğimiz kadarıyla Ahmet Demir'le bir çekişmesi olmuş bunun. Eğer yanlış hatırlamıyorsam Tunceli'de görevli olduğu dönemde bir anlaşmazlık olmuş. Ona inat olsun diye Ahmet Demir adını kullanıyormuş bilgisini edinmiştik biz."

Sahte isim kullananlarla gerçek isme sahip olanlar birbirini tanır diye bir aksiyom vardır. Ama Yeşil'le Ahmet Demir'in ilişkisinde farklı bir durum sözkonusuydu. Acaba Yeşil, polis müdürünü töhmet altında bırakmak mı istiyordu? Eymür bu soruya şu karşılığı veriyor:

"Hayır sanmıyorum ama belki de öyle tam olarak bilmiyorum doğrusu. Ne söylesem yanlış olur şimdi."

Eymür'e Yeşil'in öldüğü yönündeki iddiaların gerçekten beslenip beslenmediğini anlamak için onunla yapılan son görüşmeyi soruyorum. Bu konuda yeterince net konuştuğu söylenemez:

"Bir yurtdışı görevinden gelmişti. Hatta bu yurtdışı görevini Macaristan'a gitti falan diye bir sürü tantanayla yorumladılar. Malum işte biliyorsunuz Mesut Yılmaz'ın yumruklanması olayı. Ne garip bir tecellidir ki 'yumruk olayının nasıl organize edildiğini de Mesut Yılmaz'a anlatan kişi benim. Kimlerin bu işin arkasında olduğunu hep ben söyledim. Yoksa kendisinin dünyadan haberi yoktu. Ama döndü dolaştı olaya yine bizim adımızı karıştırdılar. Oysa Yeşil o dönemde Lübnan'a gitmişti. Lübnan dönüşü bir toplantıya gelecekti gelmedi. 30 Kasım'dan sonra izini kaybettik."

'En masum ilişki bizimle'

Eymür'ün verdiği tarih Kutlu Savaş'ın Susurluk Raporu'nda yer alan MİT notundaki tarihle örtüşüyor. 30 Kasım 1996. Ama başka kuşkulu noktalar var. Yeşil'in kayıp olması öldüğü fikri için yeterli bir maddi delil mi? Eymür'e göre öyle:

"Vallahi Yeşil ortalarda olsa çok kişinin rahatsız olacağı bilgilere sahip biri olarak dikkat çekerdi. Benimle ilgili kısmını kamuoyu aşağı yukarı biliyor. Ama, Yeşil'in Jandarma'yla daha uzun süreli ciddi bir irtibatı sözkonusuydu. Şu kadarını söyleyeyim. Yeşil'in en masumane ilişkileri bizimle olan ilişkileridir."

Eymür'e bu sözünün, 'Yeşil'in diğer kurumlarla ilişkisinde gayrikanuni faaliyetlere girmiş olduğu' yorumlarına yol açabileceğini hatırlatıyorum. Bu kez başka bir yorumda bulunuyor:

Yeşil'i kim kullandı?

"Diğer kurumlarla ilişkisini tam bilmiyorum. Ama bizden önce başka birimlerde koordinasyon toplantılarına girecek kadar önemli bir eleman olarak görülmüş. Bazı şeylerin araştırılmasına birtakım insanlar mani oluyorsa o iş yürümez. Ben bu konuda açığım. Yeşil'i eleştirmeyin, onu kim kullandıysa -ben de dahil- onlara sual sorun diyorum. Bizim dışımızda Jandarma ve Polis kullandı bu adamı. Onlara da hesap sorsunlar."

Yine soruyorum: Emniyet'te kim kullandı efendim Yeşil'i?

"Bu İbrahim Şahin'lerle falan iyi irtibatı vardı" diyor, Mehmet Eymür.

Yeşil ortalarda olsa çok kişinin rahatsız olacağı bilgilere sahip biri olarak dikkat çekerdi. Mesela Jandarma'yla daha uzun süreli ciddi bir irtibatı sözkonusuydu.

Yeşil'in en masumane ilişkileri bizimle olan ilişkileridir.

Veli Küçük neden rahatsızdı?

Yeşil'in Jandarma ile irtibatı noktasında adı sık sık geçen emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ü anımsatıyorum:

"O konuda bir bilgim yok. Veli Küçük'ü de tanırım. Ama bildiğim kadarıyla Küçük, İzmit'te Alay Komutanıyken o bölgede infazlar yapılmasından çok rahatsızdı."

Acaba Küçük'ün rahatsızlığı adres bilip de bir şeyler yapamamanın rahatsızlığı mıydı, yoksa faili meçhulleri çözememekten kaynaklanan bir rahatsızlık mıydı? Eymür daha çok ikinci seçeneği tercih ediyor:

"Bölgesinde cinayet işlendiği için rahatsızdı. Veli'nin o tarihte bana söylediği bundan ibaretti. Esasen Yeşil'e bu kadar zaman ayırmamız bile yanlış. Türkiye'de Yeşil'den çok daha fazla Yeşil var. Türkiye'de kimse bir yerlerden destek görmezse suç işleyemez. Yeşil gibi insanlar birtakım destekler almazlarsa bir günde bitirilir, zavallı bir hiç haline getirilir.

Yeşil'i suçlamak yerine Yeşil'i yaratan bizleriz, sistemi suçlasak daha mantıklı. Devlet iyi bir ahenk içinde çalışması gereken bir orkestra gibidir. Ama benim dönemimde herkes ayrı bir havadaydı. Sorun buradan kaynaklandı."

 

YARIN: Çok önemli bir tatbikat

 


Kağıda basmak için tıklayın.



 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...