YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Koğuşlar tamam da, yazıhaneler ne olacak?

Ölüm orucu yapılan ve sol eylemci örgütlerin hakim olduğu ya da etkin olduğu cezaevlerine yönelik beklenen operesyonlar yapıldı.

Şimdilik 20'ye yakın tutuklu ya da hükümlünün öldüğünü biliyoruz. Ortalık sakinleşince, hiç temenni etmeyiz ama ölü sayısının artacağı düşünülebilir.

Bunların bir bölümü, örgütlerin kararıyla kendilerini yakan ölüm orucu eylemcilerine ait...

Biraz ölüm oruçlarının bireysel değil örgütsel kararlarla yapılıyor olması, biraz yine bu örgütlerin cezaevlerinde yarattıkları baskı ortamı ve hepsi birden, kamuoyunda sanki bir 'İyi oldu, derslerini aldılar' havasının esmesine neden oluyor.

Ben ölüm oruçlarını alkışlamadım, insanların kendi bedenlerini, çaresizliğin gırdabında ölüme yatırmalarını onaylamıyorum.. Hele örgütlerin bu insanların hayatları üzerine politika yapmalarını kabul edemiyorum.

Geçmişte çok daha küçük bir grubun açlık grevini sona erdirmeyi başardığım için hâlâ seviniyorum.

Ama Adalet Bakanı'nı da alkışlayacak değilim. Devletin herzaman yalan söylediğini kanıtlamak ona düşmezdi.

Dehşetle izliyorum olayı...Hürriyet Gazetesi'nin koordinatörlüğünde, şu ya da bu nedenle açlık grevine yatmış şimdi de ya kendini yakarak ölmüş ya da zorla hastaneye kaldırılmış gençlere karşı bir linç politikası sürdürüldü. Daha da sürdürülüyor.

Ha devletin ha örgütlerin pençesine düşmüş -farketmez-, bu gençlerin ölüsünden herkes bir rant çıkarma peşinde.

Hükümet de son günlerde yerlerde sürüklenen prestijini cezaevleri baskınlarıyla düzeltme gayretinde...

Çoğunluk örgütlerden, cezaevlerinin örgüt binalarına ve eğitim alanlarına dönmüş olmasından, devletin yıllardır bu koğuşlara girememesinden dem vuruyor. Sanki cezaevlerini örgütler yönetiyor da Adalet Bakanlığı'nın personeli içerde, İçişleri Bakanlığı'nın personeli de dışarda rehin...

Çoğunluk olayın insani boyutuyla ilgili değil.

Olayın devleti ilgilendiren boyutuyla ilgili değil.

Cezaevlerinde, örgütlerin ya da çetelerin denetiminde yatan insanlar bizim insanımız değil mi?

Devletin ve bizlerin onlara bakışımız, suçlandıkları ceza maddeleri ya da aldıkları cezanın türüyle mi ilgilidir sizce?

Onların da insanca yaşama hakkı yok mu? Cezavlerinde olsalar da?

Devlet düşmanı örgütlerin mensubu olmaları onların böyle bir linç ortamında, bulundukları koşullara ilaveten bir kere daha mahkum edilmeleri sonucunu haklı kılar mı?

Asıl can alıcı soru şu değil mi?

Kim teslim ediyor onları cezaevinde örgütlerin eline? Bütün kabahat koğuş sisteminde mi? F tipi cezaevimiz olmadığı için mi oldu hep bunlar?

F tipine geçince bitecek mi ne dersiniz?

F tipine geçince cezaevi personelinin aniden dünyaya bakışı mı değişecek? Kendisine devlet tarafından teslim edilmiş insanların mahkum ya da tutuklu olmaktan önce insan olduklarını mı keşfedecekler aniden?

Sonra birden bire hayat seviyeleri mi yükselecek gardiyanların, müdürlerin?

Cezaevlerinde sadece sol eylemci örgütler mi var egemenlik taslayan?

Çeteler, mafya mensupları da başka cezaevlerine, cezaevlerinin başka bölümlerine hakim değil mi?

Kim açıyor cezaevlerinde yazıhane? Kimler cezaevinden dışardaki işlerini yönetiyor?

Medyatik linç uzmanları mesailerinin bir kısmını da bunlara harcayabildiler mi şimdiye kadar?

Harcayamazlar, çünkü sol örgütlerin insafına terkedilmiş gençler onlar için kolay lokmadır.

Hiç düşündünüz mü? Şimdiye kadar tutuklu ve mahkumların bir bölümünü eylemci örgütlere, diğer bölümünü de çetelere, mafyalara niye teslim eder devlet?

Daha çok işine geldiği için, cezaevlerini böylece daha kolay yönettiğini sandığı için. Tabii girmez koğuşlara sittin sene... Girip de cezaevinin müesses nizamını niye bozsun? Giremediği için değil... Gerektiğinde nasıl giriyor?

İşler tıkırında... Devlet gardiyanına, müdürüne maaş vermez, fazla mesai vermez ama örgütlerden, çetelerden personelinin sebeplenmesine de ses çıkarmaz. Devlet tutuklusuna, mahkumuna yemek çıkaramaz, onun insanca yaşamasını sağlayamaz ama onların bu sorunlarını istedikleri gibi çözmelerine de birşey diyemez.

Sonra da hep birlikte şaşılır... Cezaevlerini örgütler yönetiyor, diye...

Cezaevlerini devlet yönetmek istemediği için örgütlerin yönetmesine ses çıkartmıyor devlet de ondan...

Sonra, örgütler cezaevi adına disiplini de sağlıyorlar. Onlar da devlet anlayışı ile örgütlendikleri için katı hiyerarşı ve katı disiplin söz konusu olduğu için bir anlamda, cezaevlerinin nizam ve intizamını da örgütler sağlıyor.

Cezaevlerinin içindeki ihtilaflar da onların aracılığı ile çözülmüyor mu?

Sonra deniyor ki, önceki günkü baskında tutuklu ve hükümlüler kaleşlerle karşılık vermişler devletin jandarmasına.

Hiç şaşmadım doğrusu. Bu silahların içeriye nasıl girdiğini açıklamak mükellefiyeti sanırım örgütlere ait değil, Adalet Bakanı'na ait bir sorumluluk....

Şimdi siz hemen hiçbir şeyi değiştirmeden sadece tutuklu ve mahkumların mekanını daraltınca herşeyin düzeleceğini sanıyorsunuz değil mi?

F tiplerinin en kısa zamanda neye benzeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

Bu son kanlı olay vesilesiye herkesin kafasını eğip düşünmesini ve kendine göre dersler çıkartmasını temenni ediyorum.

Öncelikle de ölümlerden rant çıkartma fırsatında olanlara sözüm...


21 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...