YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Kuklacı nerde?

Kendimi birden bir Kafka öyküsü içinde buldum. Bir ziyaretten dönüyordum. Ortalık günlük güneşlik görünüyordu. Her ne kadar her taraf birbirini tanımayan insan yığınıyla dolu olsa bile.. Gene her zamanki yolumu izliyordum. Kentin merkezine yaklaşırken yolların biraz tuhaflaştığı sezinleniyordu. Ama bu tuhaflık hiç de bazı polislerin yolumu kesmesini bekletecek denli ileri gidecek gibi durmuyordu. Ama yolum kesildi: trafik işaretleriyle ve bir de yolun ortasına yanlamasına parkedilmiş bir polis arabasıyla.. O dirseği dönersem her zamanki güzergâhıma ulaşacağımı sanırken yanılıyordum. Sonradan anladığım kadarıyla kentin ana meydanına çıkan bütün yollar tutulmuştu. Bu olağanüstü durumun sebebini öğrenmek üzere arabamı yavaşlattığımda düdüklerini öttüren polisler oradan derhal uzaklaşmamı işaret ettiler. Ben de yoluma devam ettim. Trafiğin sıkıştığı bir noktada, arabanın camını indirerek oradaki sivil birine: "Ne oluyor?" diye sorduğumda, eliyle müphem bir işaret yaptı. Elini şöyle bir yarım daire çevirerek başını yana salmanın anlamı acaba ne olabilirdi? Ah, bu işaretin, kentin ana meydanında bir gösteri yapıldığını anlattığını keşke o zaman anlasaymışım! Demek ki benim böyle bir gösteriye katılmam önlenmek isteniyordu. Ama neden? Bırakılsaydım, ben de herkes gibi, orada slogan atar; atıp tutardım. Gösteri yapanların kim olduğu önemli değildi, sonunda hepsi benim hemşerim oluyordu ve benim onlarla paylaşabileceğim ortak bir şeylerimin bulunması denli doğal bir şey olamazdı. Ama gösterinin dışında bırakılmak zorunda kalmıştım. Şimdi, benim, bu gösterinin dışında kalmak zorunda bırakıldığım üzerine düşünmeye başlamıştım. Benim içinde yer almadığım bir gösterinin ne kadar içe sinebileceği, gösteriye katılanların bensiz neler yapabileceklerini merak ettim. Ama aynı anda, bu gösteriye katılanların, ne kadar, katıldıkları gösterinin içinde yer aldığı hususu da aklıma takıldı. Orada belki binlerce insan şu anda bağırıp çağırıyor, hak arama denemesinde bulunuyordu. Ama acaba gösteriye katılanlar kendi adına mı hareket ediyordu? Onları böyle davranmaya sevkeden saik neydi? Acaba gerçekten her katılımcı kendi zatını mı temsil ediyordu? Yoksa hepsinin birlikte oluşturduğu topluluğun temsil ettiği anlam, onların teker teker oluşlarından farklı bir yere mi göndermede bulunuyordu? Yoksa herkes bir kukla mıydı? Yolum kesildiği için ben kukla olmaktan mı kurtarılmış oluyordum? Benim kuklacım kimdi? Çünkü kuklalar durduk yerde oynamazdı, onların bir oynatanı olurdu. Kimdi kuklacı? Malcolm X'in dediğine uyarak kuklayı değil de kuklacıyı hedefleyecek olsam onu nerde bulacaktım? Nerde?


21 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Rasim Özdenören

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...