YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

 

 

Renkli bir bürokratın ardından

Vural Savaş'ın Yargıtay Cumhuriyet başsavcılığına veda etmesi beni etkiledi. Yargıtay'da yapılan seçimde bugüne kadar kaydedilen en yüksek oyu almayı başarmıştı Vural Bey; elde ettiği küçümsenmeyecek bir başarıydı: Sadece kendisinin geleneksel yol arkadaşlarından değil, geçmişte ters düştüğü SHP'li adalet bakanı Seyfi Oktay'ın dostlarından da oy aldı. Oy aldı, ama görevde kalmayı başaramadı...

Seçimin yapıldığı ve Vural Bey'in açık farkla listenin başına yerleştiği duyulduğunda, kendisine destek verenlerin birbirlerini tebrik ettiği görüldü Yargıtay'da; biri, hem de yüksek sesle, "Hadi bakalım" dedi, "Bu durumda isminin üzerini çizsin..." Kaynaklarım, Cumhurbaşkanı Sezer'in tercihini ikinci adaydan yana kullandığı haberi Yargıtay'a ulaşana kadar Vural Savaş'ın tebrikleri kabul ettiğini söylüyorlar... Sonradan "Ben zaten böyle olacağını biliyordum" demesine bakmayın, o da görev süresinin uzatılacağından neredeyse eminmiş...

Vural Savaş adını kamuoyu ilk kez 1992 yılında duymuştu; Seyfi Oktay'ın partizanlık kokan tutumuna karşı çıkan bir grup hukukçuyla birlikte... Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) üyesi olan yargıçlar zehir zemberek bir bildiriyle bakanın tavrını kınamışlardı o günlerde. Bildirinin altında imzası olanlar arasında Anayasa Mahkemesi'nin bugünkü başkanı Mustafa Bumin ile Vural Savaş yanında, Necdet Mutiş, İhsan Özmen, Uzdem Akyüz, H. S. Terzibaşoğlu, Arif Yüksel, Cavit Gençkaya, Selim Asmaz, Ender Çetinkaya ve Cengiz Şahin vardı. Bu gruptan bir tek Vural Savaş, protestosunu, HSYK'ndan istifaya kadar vardırdı.

Dostluklarıyla ünlü biri Vural Savaş... Birini bütün Türkiye ile birlikte öğrenmiştik: Başsavcının tatilini geçirmekte olduğu Alanya'daki Royal Resort Hotel'de, korumaları, Harika Avcı'nın yanına yaklaşmasına izin vermemişti; canının yandığını söyleyen Harika Avcı pılısını pırtısını toplayıp oteli terk etmişti. "Başsavcı orada ne arıyor?" diye soranlar, otel sahibi Mehmet Eyilik ile Vural Bey'in 'eski dost' olduğunu öğrenip şaşırmışlardı...

Başsavcılığa getirildiği seçimde, ilk sırada yer almadığı halde, Süleyman Demirel'in tercihi Vural Savaş olmuştu. Kendisini Süleyman Demirel'e Genelkurmay başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı ile Refahyol hükümetinin başbakanı ve adalet bakanı tavsiye etmişlerdi. Bir de Ali Şener... Süleyman Bey'in kayınbiraderi Ali Şener ile başsavcının yollarını kesiştiren 'ortak dost' da ilginç bir kimlik: Nevzat Ak... Devlet arazisini iç eden bir şebekenin lideri olduğu savıyla halen cezaevinde tutulan Nevzat Ak ile Vural Savaş'ın yolları nerede kesişti acaba?

Mehmet Eyilik de, Nevzat Ak da arazi ve toprak konularıyla ilgili insanlar... Harika Avcı konusunu ele aldığımda, "Otelcinin Yargıtay'da bir dâvâsı var mı acaba?" diye sormuştum; Vural Bey, "Adam benim çocukluk arkadaşım, ne iş yaptığını bilmem, sormam da" bilgisini vermişti... Kendisini Ali Şener'le tanıştıran Nevzat Ak'ın 'uzmanlığının' hangi konuda olduğunu biliyor mudur?

Şimdi herkes ağzına biber sürmek için "Hükümeti MGK kursun" cümlesiyle demokrasiyi küçümsediğinden dolayı İstanbul Ticaret Odası (İTO) başkanı Mehmet Yıldırım'ın üzerine çullanıyor ya, aslında Vural Savaş, hem de 'Yargıtay Cumhuriyet başsavcısı' sıfatıyla, kendisine ödül verilen bir toplantıda, çok daha çarpıcı bir cümle sarf etmişti. 1998 Şubat ayı başlarında, gazeteler, "Başsavcı Savaş'tan darbe iması" başlığıyla Vural Bey'in şu sözünü nakletmişlerdi: "Anayasal düzenimizi hukukçularımız korumayı başaramazsa, bu görevi, iç hizmet kanununun gereği olarak, Türk ordusu yapacaktır..." Bu cümlenin de içinde yer aldığı konuşmasını televizyonda izlerken şaşkınlıktan öyle kalakaldığımı hatırlıyorum...

Yargıtay başsavcısının 'militan demokrasi' fikirleri o sıralarda yeni yeni oluşuyordu ve bu cümle on fikirlerin bir ilk örneğiydi.

Telefon arkadaşlığımızın yeniden canlanacağı umuduyla "Sürenin dolmasını bekleme, hemen istifa et" diye yazmıştım ya, Vural Savaş tavsiyem istikametinde davrandı. 2,5 yıl daha Yargıtay üyeliği görevine devam edebileceği halde, "Başsavcılığı teslim edeceğim bir ay sonra devlet görevinden de ayrılacağım" açıklamasını yaptı. Bir dostum, "Seni dinliyor galiba" dedi. Ona bu aklı verirken, şimdiki göreviyle ayrıldıktan sonraki konumu arasında varolan büyük uçurumu düşünmüştüm...

Vural Savaş Türkiye'nin en iyi korunan devlet memuru. İçişleri bakanlığı bazılarını geri almak istediğinde koruma sayısının 10'un üzerinde olduğunu öğrenmiştik. Ailesinin her ferdi, evli olup ayrı evlerde otursalar bile, aynı korumaya sahipler; evlerinin önünde 24 saat karakol var. Yargıtay üyesi olarak küçücük bir oda ve servis aracına binmek zorunda kalacak başsavcının şimdiki muhteşem makamını, makam otolarını göz ardı etmemek gerek...

Ben etmediğim için, "Derhal ayrılmaması, Ocak sonunu beklemesi, özlük haklarını biraz daha iyileştirme niyetiyle ilgili" diyenlere katılamıyorum. Ciddi bir devir-teslim töreniyle görevini bırakmak istiyor başsavcı, bir de FP dâvâsının o tarihe kadar sona ereceğini umuyor...

İçinizde 21 Ocak'ta yapacağı açıklamaları merakla bekleyenler var mıdır? Hiç beklemeyin... Biz gazeteciler iddianamesini silâh gibi kullanan renkli bir bürokratı kaybettiğimizle kalacağız...


21 ARALIK 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Taha KIVANÇ

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...