YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Gündem

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 


Tartışma alevleniyor

Uğur Dündar, Emin Çölaşan ve Melih Aşık, Yalçın Pekşen'in daha önce dile getirdiği 7 milyon dolarlık rüşvet iddiasından çark etmesini Taha Kıvanç aleyhinde malzeme olarak kullanırlarken, Yalçın Pekşen ise çevir kazı yanmasın türünden yazılarına devam ediyor.

Basında rüşvet tartışmalarına her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Ancak Yalçın Pekşen'in 12 Ekim tarihli yazısında dile getirdiği, daha sonra da suspus olduğu 7 milyon dolarlık rüşvet olayı tartışmaların gölgesinde kayboluyor. Pekşen ortalığa bomba gibi düşen sözkonusu iddiayı dillendirip kendi deyimiyle suspus olduktan sonra oklarını başka bir iddiayı not olarak düşen meslektaşı Taha Kıvanç'a yönelterek aradan sıyrılmaya çalışıyor. Nezih Demirkent'in bir bankanın içinin medya tarafından boşaltıldığını, bazı gazetecilerin iş takipçiliği ve aracılık yaptığını yazmasından sonra Necati Doğru da holding patronu ve banka sahibi gibi yaşayan, yatlarda ıstakoz yarıştıran, porshe ve jaguarlara binen üst düzey gazetecilere atıfta bulunarak medya kirlenmesine veryansın etmişti köşesinde. Basın ahlakı tartışmalarına önceki gün de Hürriyet yazarı Zeynep Atikkan da dahil oldu.

Gazeteciliğin öncelikle bağımsız olmayı gerektiren bir iitbar mesleği olduğunu kaydeden Atikkan, "İlginç değil mi, istikrar programına en fazla destek verenler, banka skandallarında en çok sessiz kalanlar oluyor. Her gün yeni bir skandalın ortaya çıktığı böyle bir bankacılık sektörünün ekonomiye maliyetinin ne olduğu nedense sorulmuyor. Oysa bugün için hayati olan soru bu değil mi? Bankalarla irtibatlı 'yazarlığın' kelepçeleri bunlar. Banka personeli mi, gazeteci mi? Karar vermek gerekiyor. Gazetecilerin 'haber personeli' olmadıklarını çok iyi kavramak koşuluyla" diyerek noktalıyor.

400 bin dolarlık daire

Basında rüşvet iddialarına bağlı olarak medya etiği tartışmalarına epeydir sessiz kalan Cumhuriyet de dahil oldu. "Gazeteci konuşuyor Etik üzerine" başlıklı yazısında Oral çalışlar, "Cumhurbaşkanı'nın başdanışmanı mıydı, gazeteci miydi, zaman zaman birbirine karışıyordu.. Bir başka gazeteci konuşuyor. Kendisi mi konuşuyor, yoksa bir üniformalıdan aldığı bilgileri mi aktarıyor, karışıyordu.. Etkili bir gazeteci. Basın mensubu mu devlet büyüğü mü belli olmuyor" şeklinde yazıyordu. Çalışlar, Yunanlı bir gazetecinin, "Üzülmeyin, diktatörlük ve baskı dönemlerinde basın olağanüstü yozlaşıyor. En kötü özellikteki kişiler en öne geçiyorlar. Demokrasi döneminde onlar yok olup gittiler" şeklindeki sözlerini de aktarıyor. Çalışlar umutlu değil yine de, "Bozukluk bizim gibilerde mi, onlarda mı anlayamıyorum."

Çölaşan Pekşen'e niye sormuyor?

Medya kirlenmesi üzerine tartışmalar yapılırken Uğur Dündar, Emin Çölaşan, Yalçın Pekşen ve Melih Aşık da Yeni Şafak'tan Nazlı Ilıcak ve Taha Kıvanç'a yüklenmeyi tercih ettiler.

Taha Kıvanç'ın yazdıklarını üzerine alınan Uğur Dündar, 7 milyon dolarlık rüşvet iddiasını sütununda dile getiren Yalçın Pekşen'in daha sonra çark ettiği yazısına atıfta bulunarak, "Haydi bakalım bundan böyle çamurlarını atarken arkasına saklanmaya çalıştığı dürüst kalem Yalçın Pekşen'in adını yalan ve iftira kusmak için yaratılmış ağzına alsın da görelim" diyordu. Aynı gün Emin Çölaşan da ilginç bir tesadüfle Uğur Dündar'ın yazısında dile getirdiği iddialara yer vererek Nazlı Ilıcak ve Taha Kıvanç'a yükleniyordu. Çölaşan, yazısında Uğur Dündar gibi Yalçın Pekşen'in ortaya attığı iddiadan son anda vazgeçmesini Taha Kıvanç'ın aleyhinde kullanma malzemesi yapıyordu.

Çölaşan'dan Pekşen'e sitem

Çölaşan, Pekşen'e, "Kardeşim niye attın bu iddiayı ortaya? Madem inanmıyordun, neden yazdın? Laf olsun diye mi?" sorusunu sormuyordu nedense! Milliyet'ten Melih Aşık da "Rüşvetten beter" başlıklı yazısında Taha Kıvanç'ın yıllar önce yazdığı bir yazısında kendisine yönelik sözlerini gündeme getiriyor.

Aşık, işadamı Oğuz Çarmıklı'nın Uğur Dündar'a yazdığı mektuba atıfta bulunarak Taha Kıvanç'ın üzerine hamle yapmayı tercih ediyordu. Yalçın Pekşen ise "Medyanın etiği ve ne ettiği" başlıklı yazısında medyanın kirlenmişliğinden söz ediyor.

TV'lerin hepsi zararda

Pekşen, "Ülkemizde 50'ye yakın TV kanalı kuruldu. Bunların içinde kar eden tek bir kanal yok, hepsi zararda. Ticari kuruluşlar hangi amaçla vatana millete zararına hizmet veriyorlar" sorusunu sorduktan sonra Kanal-D televizyonunda iptal edilen bir programa değiniyor. Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında medya de etik konusunu tartışmak için davet edildiğini yazan Pekşen, bazı isimlerin katılmaktan vazgeçmeleri üzerine programın iptal edilmesini "İşte medanın etiği ve ne ettiği" sözleriyle eleştirecekti.

 


Kağıda basmak için tıklayın.

 

 

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...