YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Sezer, Menderes, Yılmaz

Yasal bir zorunluluk bulunmamakla beraber, cumhurbaşkanı adaylarından Sayın Sezer'in istifasını siyasal ve hukukî bir polemiğe dönüştürmek arzusunu taşıyan bir çevrenin varlığı gözlerden kaçmıyor. Bu fikri ilk olarak sayın Menderes dile getirmiş olsa bile, kendilerinin bütünüyle dışında, daha başka bir merkez tarafından bu meselenin kurgulanmış olabileceğini düşünüyoruz. Ayrıca sayın Menderes'in şahsî mütâleaları ile, o mübhem merkezin alâkasının bulunabileceğine de asla ihtimal vermiyoruz. Dolayısıyla Aydın Menderes parantezini, ortadaki yaygın sızlanmalardan ayırmak gerekmektedir.

A. Necdet Sezer ve Meclis'i tahrik

Basında ve parlamentoda gerek FP'nin kapatılması davasını, gerekse sayın Sezer'in beş lider tarafından ortaklaşa teklifini gerekçe gösteren çevrelerin; diğer adaylara ve meselâ sayın Yıldırım Akbulut'a aynı istifa şartını ileri sürmedikleri görülüyor. Kaldı ki arzu edildiği takdirde, Yıldırım Bey için de benzer gerekçeler üretmek asla zor değildir.

Burada, hadiseyi uzaktan izleyerek ulaştığımız bir kanaati sizlerle paylaşmak ihtiyacını duyuyoruz.

Ahmet Necdet Sezer'in adaylığı, ilk günü Meclis'te hayli infiale yol açmıştı. (5+5) meselesinde ciddi bir sınav veren TBMM'nin, bu tür duygulara kapılması kadar tabiî bir şey olamaz. İşte o anda, TBMM'de hasıl olan karamsarlık psikolojisini yeni bir siyasî manevra ve kaosa dönüştürmek isteyen bir merkez harekete geçmekte gecikmedi. Bu merkez, hem sayın Sezer'in demokratik ve tutarlı kişiliğinden endişeye kapıldı, hem de "lider sultasını" bahane ederek, Meclis'i yeni bir ayaklanmaya davete yeltendi. Daha daha ötede, doğacak bir kriz karşısında hükümeti zora sokmak hesapları yatıyordu. Bu noktada (DSP-MHP) eksenini esas alanların maksadı, ANAP'ı ve Yılmaz'ı hükümet dışına itmeye kadar uzanıyordu. O anda da MHP olayı patlayıverdi.

ANAP'a muhalefetin geleceği

Fakat işte görüyoruz ki, bu sinsi plan amacına ulaşmadı ve ulaşacağa da benzemiyor. Ayrıca beklenenin tam aksine, DSP ile MHP'nin cumhurbaşkanı adayı konusunda içine düşer gibi olduğu ihtilâfın, ANAP lideri tarafından tamir edildiği de ortadadır. Reel şartlarda daha başından beri cumhurbaşkanlığı şansını imkânsız gördüğümüz Mesut Yılmaz, bu saplantıdan kendisini kurtarır kurtarmaz; koalisyondaki asıl fonksiyonunu hatırlayıverdi.

O fonksiyon, her an doğması beklenebilecek (meselâ APO'nun idamı meselesinde olduğu gibi), DSP-MHP ihtilâfında katalizörlük rolü değil de nedir? Bize göre mevcut hükümeti ayakta tutan gizli ve hayatî mehver asıl burada yatmaktadır. Büyük bir ihtimalle, FP davası sonuçlanana ve bu parti kendi üzerindeki komplekslerden sıyrılana kadar ANAP'ın bu fonksiyonu devam edecektir.

Burada kaydetmek gerekir ki, önümüzdeki aylarda başvurulacak anayasa değişikliği paketlerinin hazırlanması safhasında, ANAP'ın bu rolü daha iyi anlaşılacaktır. Sayın Necdet Sezer cumhurbaşkanı seçilse bile, bu alandaki hazırlıkların lokomotifliğini ister istemez hükümet yapacağı, DSP ve MHP'nin karşılaşacağı kriz anlarında ANAP'ın teşvik, ısrar ve arabuluculuk fonksiyonuna hemen bütün çevrelerin ihtiyaç duyacağı aşikâr değil de nedir?

Hal böyle olduğuna göre, önümüzdeki zamanlarda, Yılmaz ve ANAP'a yönelik önyargılı muhalefetlerde bir hayli kırılmalar bekleyebilirsiniz. Yani bu muhalefet, bir vade içinde, kendini boşlukta hissetmeye başlayabilir.

Huzursuzluğun kaynağı ve DYP

İşte Türkiye'de, siyasetin stabilize olmasını içine asla sindiremeyen dahili bir çevre ile, bazı dış mihraklar bundan rahatsızlık duyuyor. Aynen "Küskünler" meselesinde olduğu gibi, devamlı sakim yollar gözlüyorlar. Dolayısıyla son istifa spekülasyonu da bu bağlamda düşünülmek durumundadır. Hadise bir krize dönüşsün, TBMM bunu bir onur meselesi olarak algılasın ve asıl asıl mesele, Yıldırım Beyle Mesut Yılmaz kavgası yeni baştan körüklensin. ANAP içinde yeni ihtilâflar üretmek değil de nedir burada yatan arzu?

Büyük söylemeyelim ama, bu spekülâtif tutum bizi, "Ben insanı anasından doğduğuna pişman ederim" adresine kadar taşıyabilir.

Süleyman Demirel'in Köşk'ten inmesinden sonra, kendilerine yeni bir mevzi edinmek peşinde koşan bazı sınıflar var ki, bu sinsi plan işte onların marifetidir. Tahmin ederiz ki bu karanlık grupların iğvâsına, ne Yıldırım Bey itibar eder, ne de DYP içinde küçük bir nüve teşkil eden ve Demirelci geçinen kriptolar...

Bunun dışında, birbirine zıt "iki uç çevrenin" manipülasyonları daha var ki tam da âlemlere şenlik!.. Yani yılanın başı ve kuyruğu birbirine değmek üzere. İnfilâk ederse sakın şaşırmayın. (NOT: Saldırgan milletvekillerini Bahçeli ihraç etmezse başı asla dertten kurtulmaz.)


29 Nisan 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...