YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Gündem

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 


'PKK köleleştirdi'

İDAMA mahkum edilen PKK'nın üst düzey sorumlularından Şemdin Sakık, pişmanlık başvurusu üzerine yapılan duruşmada PKK'yı köleleştirme hareketi, Öcalan'ı da ruh hastası olduğunu söyledi.

DİYARBAKIR- Diyarbakır DGM`ce hakkında verilen idam cezası Yargıtay`ca onaylanan terör örgütü PKK'nın üst düzey sorumlusu Şemdin Sakık için Pişmanlık Yasası`ndan yararlanmak için dilekçe vermesi üzerine duruşma yapıldı. Diyarbakır 1 No`lu DGM`de dün yapılan duruşmada ifadesini okuyarak, mahkeme heyetine verdi.

Sakık, Öcalan'ı kastederek, ruh hastası bir köylü parçasını önder bellediğini belirterek, "kendimi her koşul altında Öcalan`ın emrine vermemden dolayı utanç duyuyorum. Bireysel ya da toplumsal sorunları silahla çözmeye kalkışmayı gaflet olarak değerlendiriyorum. Hem suçlusu hem de mağduru olduğum kavgadan zarar gören herkesten özür diliyorum" dedi. Sakık, köylüleştirme ve köleleştirme hareketi olarak nitelediği PKK`nın, bütün ideoloji ve inançlardan daha tehlikeli olduğunu söyledi. Sakık, bir kesim insana yararlı olabilir düşüncesiyle, yaşadıklarını özetleyerek, duygularına yenik düşmüş kimselerin kendileri için sonuç çıkarması amacıyla itiraflarda bulunduğunu belirtti.

'İtiraf, yanlıştan dönmektir'

Sakık, itiraf etmenin yanlıştan dönmek ve medeni cesaret olduğunu kaydederek, şöyle devam etti: "Bedeli ne olursa olsun yanlışların itiraf edilmesi medeni bir cesarettir. Örgütün, komünizmin, milliyetçiliğin en tutucu, en bağnaz, en gerici ve de en radikal yanlarının bileşkesidir. Dolayısıyla bütün ideoloji ve inançlardan daha tehlikedir. Bu uğursuzluğunu sürdürmektedir. Komünizmden esinlenen yönü diktatörlükle yönetilmesidir. Dini yönü ise, örgütten çok tarikatı andırmasıdır. Kürt ırkçılığı değil PKK ırkçılığı egemendir. Tamamen köylüleştirme ve köleleştirme hareketidir."

Kendime mazosişt, dışarıya sadist

Sakık, örgüt içinde üst düzeye yükseldiğini ve emri altında binlerce militan ile yüzbinlerce doların olduğunu da hatırlatarak, "Örgüt içerisinde çok şeye sahip oldum. Ancak, hiç bir zaman bedenim ve ruhum sağlık görmedi. Öldürmenin hırçınlığı ve ölmenin korkusuyla yaşadım. Hiçbir zaman kendim olamadım. Vicdanımın sesini dinleyemedim. Duygusal bir insan olmama karşın süreç içerisinde kendime karşı mazoşistleşirken, dışarıya karşı da sadistleştim" itirafında bulundu.

Keşke ömrüm cezaevinde geçseydi

Sakık, cezaevinde de olsa ilk kez yaşamla buluştuğunu ve doğruları öğrenme fırsatı bulduğunu da kaydederek, ifadesini şöyle sürdürdü: "Dağın hayvanlaştırıcı havasını tenefüs edeceğime; keşke ömrüm cezaevlerinde geçseydi. Yakıp yıkmayı meslek edineceğime, mesleksiz kalsaydım. Halkını maceraya sürükleyen milyonların açlığına neden olan bir kahraman olacağıma, hainlik, korkaklık, bitmişlik yaftası yemiş olsaydım. Örgütün en başarılı militanı ben isem, başarısızları varın siz düşünün. Onlar çoktan toprakta çürüdüler; belki de benim kadar acı çekmedikleri için şanslıydılar."

"Savaş Ağası Öcalan, ordusunu sattı"

Sakık ifadesinde, 1979-80 yıllarında, yoksuluk içinde didinerek, sigara satarak, hırsızlık yaparak liseyi bitirdiğini, iş umuduyla gittiği her yerden eliboş döndüğünü, olup bitenlere tepki göstermek için dağa çıktığını ve böylelikle hayatının en büyük hatasını yaptığını anlattı. Sakık, ifadesini şöyle sürdürdü: "Saf insanları dağlara süren savaş ağası Abdullah Öcalan; Kenya`da ortaya çıktı. Tarihte benzer örneği görülmemiş bir biçimde ordusunu terk eden sözde başkomutanla karşılaştık. Taşlar yerinden oynadığında görüldü ki; Abdullah Öcalan`ın kürtçülüğü yokmuş... Döktüğü kanın tek nedeni, kendisini Şam`da yaşatmakmış... Şu anda kendisini yaşatmak uğruna örgütünü de, taraftarlarını da, bir çırpıda satabileceğinden bir kuşkum yoktur. Alıcı kim olursa, ona satar. Silah ve savaş çığırtkanlığı yapan diğer örgüt şeflerinin her birisinin Batı Avrupa ülkelerinde birer köşe kaptıklarını ve kendilerini riske atmadıklarını, biliyoruz. Çünkü, dökülen kanın rantı sayesinde yaşadıklarının bilincindedirler. Bunlara kalırsa çark böyle dönmelidir."




Kağıda basmak için tıklayın.

MEB yine zehirledi
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullarda dağıtılan fındığın yolaçtığı zehirlenme olaylarına bir yenisi daha eklendi. Dün üç ilde, toplam 1012 öğrenci daha zehirlenerek hastaneye kaldırıldı.
Biri öldürdü biri satıyor!
Ataköy'de 3 günlük bebeğini gömmeye çalışan kadın suçüstü yakalandı. Bursa'da geçim derdi doğmamış bebeği sattırıyor.
Kızılay suçunu sahiplendi
KIZILAY Genel Kurulu'nda konuşan Genel Başkan Ertan Gönen, Kızılay personelinin yaptığı yolsuzlukları savunarak, gözaltıları, "Kızılay'ı hedef alan mihrakların saldırısı" diyerek savundu
Öğrencisizlik bunalttı
TÖSEN İstanbul Başkanı Kamber, "Meslek lisesi öğretmenleri öğrencisizlikten bunalıma giriyor. Eskiden sınavla öğrenci alırken, şimdi neredeyse zorla çocuk toplayacağız" dedi.

'Hibe silahlar' satın alınmış
ANKARA- Ankara 6. Asliye Ceza Mahkemesi, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin'i, "Hospro Şirketi'nce Emniyet Genel Müdürlüğü'ne hibe edilen malzemeler arasında bulunan tabancalar ile bu tabancalara ait susturucuların kaybolmasında görevini ihmal ettiği" gerekçesiyle, 1 yıl hapis cezasına mahkum ettiği davanın gerekçesini açıkladı. Gerekçeli kararda, şöyle devam edildi: "İbrahim Şahin'in, İkmal ve Bakım Dairesi Başkanlığı'na, 'Daireniz Depo Şube Müdürlüğü'ne teslim edilen üç kamyonluk hibe malzemelerinin orijinal ambalajları bozulmadan, Antalya'da devam eden kursta kullanılmak üzere sevki gerekmektedir. İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı'ndan temin edilen kamyonlara yüklettirilerek malzemenin şoförlere zimmeti ile anılan yere sevkinin sağlanmasını arz ederim' şeklinde yazı yazdığı anlaşılmaktadır. Kararda, bilirkişi raporu incelendikten sonra "Hospro Şirketi'nce gönderilen silahların para karşılığı satın alındığı, ancak bunun hibe olarak gösterildiği, tanık Tinar'ın ifadesinde belirttiği gibi pazarlık sonucu söz konusu malzemelerin 50 milyon dolara satın alınmak üzere anlaşıldığı, 1. parti için 12 milyon 500 bin doların peşin ödendiği, bir ay sonra 12 milyon 500 bin doların ödendiği, diğer taksitlerin ödemelerinin zamanla aksadığının" anlaşıldığı bildirildi.


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV


Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED
Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...