|
|
 |
Gökten yere indirilen şehir Kudüs
Osmanlı döneminde Kudüs'te görkemli binaların yapılmamasının nedeni, Kubbetü's-Sahra'nın kentteki silüetinin ezilmemesiydi.
Sanat Tarihi etkinlikleri kapsamında Aksanat Kültür Merkezi'nde "Osmanlı Döneminde Kudüs" konulu bir konferans düzenlendi. İstanbul Üniversitesi ve Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi bölümü öğretim üyelerinin birlikte hazırladığı konferansa Prof. Dr. Baha Tanman ve Dr. Kayahan Türkantoz konuşmacı olarak katıldı. Kayahan Türkantoz, Kubbetü's-Sahra ve Mescidü'l-Aksa'nın Musevi ve Hıristiyanlar'ın kutsal kentinde İslam'ın bir simgesi olduğunu, Haçlı Seferleri sırasında Kubbetü's-Sahra'nın kiliseye çevrildiğini, Kubbetü's-Sahra'nın, Kudüs'te en görkemli dinsel simge olarak tek başına yeterli olduğunu belirtti. Türkantoz, Kudüs'ün tek tanrılı dinleri bünyesinde toplayan bir kent olduğunu ve Osmanlı döneminde Osmanlıların Kudüs'e bıraktığı en önemli katkının Kudüs çevresendeki surlar ve yeni yapılan kapılar olduğunu sözlerine ekledi.
Kudüs'teki Osmanlı etkilerini dia gösterimi eşliğinde izleyicilere anlatan Baha Tanman, Tanzimat Dönemin'den sonra Kudüs'ün bağımsız mutasarrıflık haline getirildiğini, Memlüklülerden sonra kente yapılan bedevi saldırıları sonucu Kudüs'ün gelişmediğini ve tarım şehri olarak kaldığını, Osmanlı ve Memlük döneminde Kudüs'ün önemli bir merkez olamadığını, Kahire ve Şam gibi şehirlerin gölgesinde kaldığını ifade etti.
Tanman: "Müslümanların ana hac yolu bu kenten geçmediği için kent geriledi. Osmanlı döneminde Osmanlı yönetiminin sağladığı güvenlik sayesinde çevrede verimli ovalar olmadığı halde tarım devam etti. Kavalalı Mehmet Ali Paşa, kentte yeniden güvenliği sağlamayı başardı. Güvenliğin sağlanmasıyla Hıristiyanlar kiliselerini tamir etmeye başladılar. 1917'de İngilizlerin kente girmesiyle birlikte surların içindeki kent eski durumunu korumuş, ancak kentin sur dışında kalan kısımlarıysa Avrupa'dan gelen yabancıların gözdesi olmuştur. Bu nedenle sur dışındaki yapılanmalarda Alman, İngiliz, Fransız etkilerini bugünde hâlâ görüyoruz."
Memluk dönemi daha verimliydi
Mimari yapılanma açısından Memlüklüler Döneminin Osmanlı döneminden daha verimli olduğunu belirten Tanman, Harem-i Şerif'in Osmanlı zamanında da kentteki her türlü kültürel faaliyetin merkezi konumunda olduğunu, Osmanlı'nın kentte çok sayıda sebil, namazgah, çeşme, mescid, şadırvan yapıldığını ancak bu yapıların İstanbulda'ki Osmanlı mimarisinden daha basit ve sade olduğunu söyledi.
|
 |
|