![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Sezer'den çok şey beklemiyoruz ki!Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in cumhurbaşkanı olmasını, neden istiyoruz? Aslında Sezer, bir ümittir.. Geçen yüzyılda, Türkiye gerçekten büyük değişimleri yaşamıştır.. "Cumhuriyet", "demokrasi", "serbest piyasa ekonomisi" gibi olguların her biri, Anadolu toprakları üzerindeki tarihî dönüm noktalarıdır.. Şimdi önümüzde, bir büyük hedef daha var.. -Avrupa Birliği'ne üye olmalıyız!.. Ahmet Necdet Sezer'in, "hukukun üstünlüğü"ne inanan ve tarafsız bir yüksek yargıç olması, önümüzdeki hedefe ulaşmak için gereken "devlet kimliği"ni de simgeliyor.. Evet, Cumhuriyet'i kurduk, yaşattık.. Ama bunu "hukuk"a tam olarak bağlayamadık.. Elbet "devlet"in (veya cumhuriyetin), kendisini koruma hakkı vardır.. Ama bu hak, devletin, hukuku ve kanunları çiğnemesine dayandığı zaman, karşımıza "devlet" değil, "örgütlenmiş şiddet" çıkar.. Faili meçhul cinayetler, Susurluk'la simgelenen çeteleşmeler, rutin dışı olan ama doğal görülen davranışlar, "devlet"i de "Cumhuriyeti" de, hem içte, hem dışta yaralar.. Ahmet Necdet Sezer, "Devletin başı" olarak, hukuksuzluğa "hayır" diyebilecek bir kişi konumunda bulunacaktır.. Aynı şekilde "demokrasi" de, "serbest piyasa ekonomisi" de, ancak hukukun üstünlüğünün kabul edildiği ortamlarda sağlıklı gelişir.. Demokrasi, sadece "seçim" değildir.. Seçimle, yalnızca ülkeyi kimlerin yöneteceği belli olur.. "Hukuk Devleti"nde ise, yönetenlerin iktidarları ve hakları kadar, bireylerin hak ve özgürlükleri de önemlidir.. Eline iktidarı geçirenler veya çoğunluğa sahip olanlar, ülkeyi ve toplumu diledikleri gibi kasıp, kavuramazlar.. Bunun gibi, "teşebbüs gücü" de, kural tanımayan, kanunlara uymayan bir olgu değildir.. Hukuk devletinde, tüketicilerin aleyhine çalışan, rekabet ortamını yok eden ve devleti ortaklarıymış gibi gören, "karteller", "monopoller" olamaz.. Eğer demokrasi sadece yönetenlerin belirlenmesi olsaydı, mafyalar da, kabileler de, totaliter rejimler de, birer demokrasi olurdu. Eğer serbest piyasa ekonomisi, sadece "girişim gücü"nün sınırsız egemenliğine dayansaydı, uyuşturucu ticareti de, silah kaçakçılığı da, bu kavramın kapsamına girerdi.. Ahmet Necdet Sezer'den çok şey beklemiyoruz.. Zaten cumhurbaşkanlarının kanun koyma gücü yok. Ama Çankaya'da, devletin başında oturan kişi, sürekli "evrensel doğru"ları seslendirsin.. Bu bile bize yetecektir!.. Biz "Cumhuriyet"in, "Demokrasi"nin ve "Serbest Piyasa Ekonomisi"nin, hukuka, insan haklarına ve evrensel ölçütlere dayalı olarak, konsolide edilmesini istiyoruz.. "Şiddet"e dayanmayan "düşünce", suç olmamalıdır.. "Serbest rekabet ortamı", hem kurumlar, hem kişiler için, temel bir değer olarak alınmalıdır.. "Para gücü", "siyasi güç" veya "devlet gücü", hukuktan daha güçlü olmamalıdır.. Devlet de, kendi yaptığı kanunlara uymalıdır. Kanunlar, evrensel hukuk normlarına uyumlu olmalıdır.. Ahmet Necdet Sezer, sürekli bu kavramları tekrarlayıp, devletin ve toplumun bütün kurumlarına bunları telkin etsin.. Bu bile yeter.. Şu "ahbap-çavuş kapitalizmi"ne, bir dur diyelim artık.. "Mafya-Medya-Siyaset üçgeni"ni bitirelim.. Politikada "şaibe" kavramı, Çankaya'da ayıp görülsün.. Ayıplılar, "Çankaya da bizim gibi" diyemesin.. Devletin kurumları, devletin yapılanması içinde kendi yerlerini, yetkilerini bilsin.. Kimse, meşruiyet sınırlarını zorlamasın.. "Meşruiyet" ile "hukukluluk" kaynaşsın.. Ahmet Necdet Sezer, bunları Çankaya'ya taşıyıp seslendirse, Türkiye'nin beklentisi yerine gelecektir.. ŞAKA
Yarın yarındır!
Şimdi Demirel'e ait bütün haberler "son yapacağı" işlerin listelenmesine dayanıyor.. -Demirel son defa bir yabancı devlet başkanını ağırladı.. -Demirel son defa MGK'ya başkanlık etti.. Bu Demirel'in, bir ay sonraki haberlerini tahmin edebiliyor musunuz? -Demirel ilk defa, ülkede istikrar bulunmadığını söyledi.. -Demirel ilk defa, koalisyonun istifa etmesini istedi.. Bekleyin, görürsünüz.. YİNE BİR GÜLNİHAL
Güntekin'in maratonu!..
Mehmet Güntekin'in hazırlayıp sunduğu "Yine Bir Gülnihal" programı, Kanal 7'deki 100'üncü yaşgününü kutladı geçen gece.. Kalitesizliği ödüllendiren özel televizyonculuk için, böyle bir programın ömürlü olması, adeta bir mucizedir. 100'üncü program, yaşarken efsaneleşen tanbur üstadı Necdet Yaşar'ı konuk ederek, hepimizi duygulandırdı.. Kemal Niyazi Seyhun'un Hicazkâr Saz Semaisi ve Tanburi Cemil Bey'in Şedaraban Saz Semaisi, Necdet Yaşar'ın da katılımı ile, bir başka derinlik kazandı. Mehmet Güntekin, sadece sıcak kişiliği ile değil, müzik bilgisi ve repertuar oluşturma yeteneği ile de, tam not alan bir müzisyen.. Ve "Yine Bir Gülnihal"le, geniş kitlelere, Göksel Baktagir çapındaki bir kanun virtüözünü ve Eda Karaytuğ gibi üstün bir yorumcuyu da tanıttı Mehmet Güntekin.. 100'üncü programda Eda Karaytuğ'un yorumuyla dinlediğimiz Erdoğan Yıldızel'in Hicaz şarkısı, gerçekten etkileyiciydi.. "Anlatılmaz bir dert ile geçiyor çileli ömrüm Bir vefasız kederinden eriyor garip gönlüm." Mehmet Güntekin'i, Türk müziğini sevenlere nefes aldıran programlarından ötürü kutluyoruz..
mbarlas@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|