![]() |
![]() |
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Hukuktan uzaklaşmaÇarşamba günü İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi "Denge Hukuk Kulübü" Başkanı Kadir Zorlu'nun davetlisi olarak öğrencilerle "Globalleşen Dünyada Medeniyetlerin Hesaplaşması"nı tartıştık. Hukuk'un pek önemsenmediği, bütün kurum ve kuruluşlarında dayatmacılığın ağır bastığı bir ülkenin hukuk öğrencileriyle, dünyadaki gelişmeleri karşılıklı bilgi alışverişi içinde tartışmaktan büyük mutluluk duydum. "Hukuk, adalet süzgecinden, devlet de hukuk süzgecinden geçtikten sonra elde edilen şey, hukuk devletidir, hukukun üstünlüğüdür" diyen Doç. Dr. Sami Selçuk'un konuşmasının önemini tekrar vurguladık. Medeniyetlerin hesaplaşmasında, üstünlük, adalette kusursuzluğa erişmeye çalışanların olacak. Adalette mükemmelliğin peşinden koşmayan kültürler, global dünyada varlıklarını koruyamıyacaklar. Adaletten uzaklaşan bir ülke, hangi medeniyet havzasına mensup olursa olsun, sınırların önemini yitirdiği bir dünyada, ekonomik ve kültürel alanda hiçbir üstünlük gösteremez. Aynı şekilde, adalette mükemmelliği yakalamış olan bir toplumun önünde de hiçbir kültür ve medeniyetin varlık göstermesi mümkün değildir. Ekonomik ve kültürel üstünlük adaletteki kusursuzluktan kaynaklanır. Adalet özürlü ülkelerin güçlü olması düşünülemez. Toplumların çözülmesinin kaynağında, adaletten uzaklaşmanın getirdiği haksızlıklarla hız ve yoğunluk kazanan yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet ve soygun vardır. Tarih Roma'dan Osmanlı'ya kadar bu tezi doğruluyan örneklerle doludur. Bütün medeniyetlerde Alaaddin'in lambasındaki Cin gibi, adaletin üstesinden gelemiyeceği hiçbir sorun olamaz. Çünkü adaletin kaynağını dünden alan metafizik bir boyutu vardır. Adaletin hayat ve güç kaynağı bu boyuttur. Bu yüzden, adaletin kestiği parmak acımaz. İster kamu, ister özel, isterse gönüllü olsun, bütün kurum ve kuruluşların yolunu aydınlatan ışık adalettir. Adaletin ışığının sönmesiyle bütün kurum ve kuruluşlar, Türkiye'de olduğu gibi, büyük bir karanlığa gömülür. Bir toplumda adaletin kusursuz işleyebilmesi için, hiçbir kimseye zarar vermeden, herkesin durumunu daha iyiye götürecek adımların atılması gerekir. Hukuk karşısında herkes eşittir. Kimseye kötülük yapma hakkı verilemez. Bizim kültürümüzde, hem bireysel, hem de toplumsal düzeyde kişi ve kurumların önde gelen görevi, iyiliklerin yolunu açmak ve kötülüklerin de önünü kesmektir. Herkes kötülükleri önlemeyi kendine görev edinmezse, hiçbir alanda adaletten söz edilemez. Bir ülkede bütün bir toplum, her çeşit kurum ve kuruluşuyla, kişisel ve toplumsal düzeyde, görülen bir haksızlığı gidermeyi vazgeçilmez bir hedef haline getirmezse, orada adaletten söz edilemez. Adaletin gücü işte bu mistik hedefte gizlidir. Hedef şaşırılırsa çöküntü kaçınılmaz olur.
ngurdogan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|