| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bizi bölmüşler kardeşim
Bizi bölmüşler kardeşim. Aramıza sınırlar koymuşlar. Karlı, yüksek dağlar yetmemiş, bir de duvarlar örmüşler ve uzaklaştırmışlar seni benden, beni senden. Yoksa böyle mi olurdu?.. Aramızdan biri, evet sadece birisi zulme uğrayınca, diğerleri hep birlikte onun yardımına koşmalı değil miydi? Peki neden böyle olmuyor? Neden sen orada can pazarındayken, biz burada rahat uyuyabiliyoruz? Bu nasıl kardeşliktir böyle? Acaba bunun suçu sadece başkalarında mı, yoksa kendimizde de kusur aramalı mıyız? Yani bilinir ki "kış kışlığını yapar..." Düşmana, "düşmanlık" yaptığı için kızabilir miyiz?
Kolleksiyon çeşitleri
Tapu, ruhsat ve nakit para biriktirenler konumuza girmiyor. Döviz alım-satım fişi biriktiren, tren, uçak ve otobüs biletlerini atmayan, kredi kartıyla alışveriş fişlerini saklayanlar da kolleksiyoncular arasında sayılmalı. Gazeteci arkadaşımız Salih Zengin'in de 'pul biber' kolleksiyonu olduğunu duyduk. Çocukken pul kolleksiyonu varmış, büyüdükten sonra 'pul biber' biriktirmeye başlamış, acılısından. Doğru mu, değil mi, tetkik etmek lazım.
Der mi der
Putin'in küstahlığı karşısında sus-pus olanların yerinde bugün Atatürk olsaydı ne yapardı? "Getirin benim putinlerimi" demez miydi? Derdi. (İtalya ile çizme benzetmesi gibi...) Putin gelince de "Bana bak, putin misin potin misin her neysen, ayağını denk al, ayrıyeten ağzından çıkanı da kulağın duysun, yoksa şimdi seni ayağıma giyerim!" demez miydi?
Meclis'in iradesi
Çekirge, darbe, düğün, bayramla ilgilenmektedir
- Hocam...
İki yüz
Abraham Lincoln, dikkat çekecek kadar çirkin bir yüze sahipmiş. Fakat çirkinliğini bile yeri geldiğinde espri konusu yapmaktan çekinmezmiş. Rakibi Douglas bir konuşmasında Lincoln'ü iki yüzlülükle suçlamış. Lincoln da bir seçim konuşmasında ona cevap vermiş: - Eğer benim Bay Douglas'ın iddia ettiği gibi iki yüzüm olsaydı, şu gördüğünüz yüzü hiç kullanır mıydım?
İbre Demirel'e kayıyorYakın zamana kadar Demirel'in tekrar seçilmesini isteyenlerin sayısı pek azdı. Yapılan anketlerde halkın, yorumlarda ise yazanların çoğunluğunun, Demirel'e karşı olduğu görünüyordu. Zaman içinde ne olduysa oldu, ibre yavaş yavaş Demirel'e doğru kaymaya başladı. Bu noktada kabahati ibreye yükleme eğilimi gösterip "Vay ibre vay!.." diyerek işin içinden sıyrılamayız. Çünkü işin sırrı "zaman içinde ne olduysa oldu" kısmında gizli, ibrede değil! Vahşet içimizde
Yoksulluk İçimizde koymuştu bir hikâye kitabının ismini Mustafa Kutlu. Yoksulluk gibi, vahşet de içimizde. İçimizdeki vahşeti geçenlerde, bir tv haberinde çok iyi gördük. Haber konusu kurtlar. Muş'un bir köyüne kurtlar dadanıyor. Köylüler, kendilerine zarar veren kurtlar için sürek avı başlatıyor. Bir kurdu vuruyorlar. Yaralanan kurdu bir süre kovalıyorlar. Kurt yorgun düşünce, olduğu yerde kalıyor. Bu yetmiyor vatandaşlarımıza. Yaralı kurdun üzerine köpekleri salıyorlar. Bitkin düşmüş yaralı kurt bir de köpekler tarafından hırpalanıyor. Ardından, vatandaşlar saldırıyor kurda. Tam bir vahşet!. Zavallı hayvanın kafasına bir kurşun sıkıp bırakmak varken, işkenceyi yeğlemek, elbette içimizdeki vahşeti gösteriyor.
Hacker'ık tuttu beni; tuttu da kuruttu beni. * * * Demek ki neymiş...
mseker@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|