YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Çarpık siyasallaşma...

 
HADEP'li belediye başkanların tutuklanması ve görevden alınması ile son derece sıkıntılı bir gelişmenin kapısı iyice aralanmış oldu.

 

28 Şubat'ın yıldönümünde, 'post-modern darbe'nin bitip bitmediği tartışmalarının Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dolandığı bir aşamada, 28 Şubat'ın omurgasını oluşturan 'demokrasisiz istikrar' dayatmacılığının ülkenin her hücresine sıçradığı bir noktada, siyasal sistem Kürt sorunu temelinde sancılı bir şekilde yeniden kilitlendi.

HADEP'li belediye başkanların tutuklanması ve görevden alınması ile son derece sıkıntılı bir gelişmenin kapısı iyice aralanmış oldu. Fakat bu olayları, hem devlet, hem de HADEP yönünde, birbirini 'tamamlayarak' kuşatan 'siyasal ilişkiler şemsiyesi' daha sıkıntılı gelişmeleri haber veriyor.

Başkanların görevden alınmasını, devletlu bakış, 'Kanunları uygulamayalım mı?' sözünden ibaret bir 'indirgemecilikle' karşılıyor. Oysa meselenin kanunları uygulama düzeyine indirgenemeyeceği, olayların her aşamasının çarpıp döndüğü toplumsal hassasiyetlerin ve uluslararası dinamiklerin vurgusundan açıkça belli oluyor... Buna karşılık HADEP, Kürt sorununu, sözel olarak 'Türkiye'nin en önemli sorunu' olarak dillendirmeye devam etse de, gerçekte 'Türkiye'nin tek sorunu' şeklinde bir 'indirgemecilikle siyasallaştırma' tarzında, devletin bakışının tersinden üretilmesine devam ediyor...

Devletin belediye başkanları ile ilişkilerinin son yıllarda genel olarak 'gerilimli' olması, yerel yönetimlerin devlet bakışına göre sürekli olarak 'güvenlik içerikli' kavramlarla ele alınması, dünyadaki gelişmelerden ve bu gelişmelerin, Türkiye'nin siyasal sistemiyle her geçen gün artan biçimde 'sıcak temas'a girmesinden bağımsız ele alınamaz.

Dünyadaki gelişmelerle, bunların Türkiye'de algılanışı arasında önemli bir fark var: Yerel yönetimlerin öne çıkışı, Türkiye'de algılandığı gibi yerel yönetimlerin, 'devlet iktidarına benzer bir iktidarın imkanlarına yerel düzeyde kavuşmaları' değildir, demokrasi pratikleri açısından; iktidarın demokratik bir nitelikle 'yeniden inşa'sından sonra, yerel yönetimlerin 'taşıyıcı' rollerinin artmasına bağlı olarak işlevlerinin artmasıdır. Yerel yönetimlerin öne çıktığı iktidar biçimi artık, merkezi iktidarın klasik karakterini taşımayan bir iktidardır; merkezi iktidar 'başka bir karakterle' yapılanırken, yerel yönetimler de bu iktidar dizgesinin içinde artan bir role sahip olmaktadırlar.

Devlet bu gidişata inatla direnirken, bunun karşısında, HADEP örneğinde olduğu gibi dünyadaki gelişmeleri doğru okumadan, kendini sadece 'sonuçlarla' kayıtlı sayan kavrayış biçimi öne çıkmaktadır.

Son yıllarda devlet bürokrasisi gittikçe içe kapanırken, belediye başkanları çok çeşitli vesilelerle dünyaya açılmaktadır. Türkiye'nin dünya ile daha paralel davranmaya 'mecbur' olduğu yeni dönemde, merkezi iktidarın bürokratları gittikçe geride kalırken, dünya ile etkileşimi daha güçlenmiş olan belediye başkanları doğal olarak öne çıkmaktadır. Devletin belediye başkanları ile bildik idari işleyiş temelinde değil artık, siyasal temelde ortaya çıkan 'sorunlu ilişkisi' bu noktada doruğa ulaşmaktadır.

Devlet, gittikçe içe kapanan ve dünyadan soyutlanmayı 'milli gurur'unun korunmasının tek yolu zanneden aktörlerin elinde dünyadaki gelişmelere irrasyonel bir tutumla direnerek, 'iktidar'ın işleyişine dair her türlü yenileşme çabasını dışlamaktadır. Böylece devlet, dünyadaki gelişmelerin yansıması olabilecek her türlü 'görünürlüğü' anında tasfiye eden bir iktidar refleksine kendi kendini indirgemektedir. Buna karşılık belediyeler, dünyadaki gelişmelerin Türkiye'de de işler olmasını talep etmektedirler ama, 'süreçleri' kavramaktan uzak bir siyasal tutum içinde 'sonuçlara' endekslenerek...

Devletin belediye başkanlarını tutuklayarak, her türlü iyileşmenin önüne set çektiği bu olumsuz gelişmelere sebep olan iktidar kavrayışının öbür ucunda, aynı siyasal kavrayışı paylaşan, bu siyasal kavrayışı çarpık bir biçimde dünyadaki gelişmelerin 'süreçlerini' görmezden gelerek 'sonuçlarına' sığınarak üreten HADEP'in olmasını içeren siyasal ilişkilere, Türkiye'de AB süreciyle girilen 'yeni siyasal işleyiş'in nasıl olması gerektiği üzerinde kafa yoran herkesin dikkatle eğilmesi gerekiyor.

Kürt sorunu, bu çarpık siyasallaşma yüzünden, hem devletin, hem de HADEP'in tutumu arasında 'sıkışmaya' başlamıştır ve bu, son tutuklamaların doğuracağı sıkıntıları çok aşan bir 'kilitlenmenin' habercisidir.


28 ŞUBAT 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ömer Çelik

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...