T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

A K T Ü E L

Mekanlara standart geldi

TSE'nin yaptığı standardizasyon özellikle kamu binaları ve halka açık yerleri kapsıyor. Kamu binalarında tam bir kargaşanın yaşandığı ülkemizde bu standartlara kaç kurumun uyum göstereceği merakla bekleniyor

Türk Standartlar Ensitütüsü, kamu binalarındaki mekan kargaşasına son verecek mekan standardı hazırladı. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı verileri ve dünyanın çeşitli ülkelerindeki örnekleri dikkate alan TSE; sekreter odasından, mutfağa, okul dersliklerinden morga kadar her mekanın standardını çıkardı.

Kamu binalarındaki mekan yetersizliğini dikkate alarak ortak bir standart belirlemeye çalışan TSE, standardizasyon uygulamasını bununla sınırlı kalmayarak kamuya açık alanların da standardını belirledi. Bu çerçevede, spor salonları, büfeler, otoparklar, saunalar, sergi salonları, kütüphaneler ve okulların da standardı belirlendi. İşte TSE'nin belirlediği bazı mekan standartları:

HUZUREVLERİ: Sosyal servis odası, çok amaçlı spor salonu, oturma salıno, yemek salonu, mutfak, çamaşırhane, misafir odası, büfe, ibadethane, boş zamanları değerlendirme atölyesi, berber salonu, terzi, ayakkabı boyama ve tamir salonu, ölü muhafaza odası, kurban kesim odası, hemşire ikamet odası, personel ikamet odası, bakım ünitesi, hemşire istasyonu, kat ofisi, doktor, muayene ve bekleme odası ve açık alanları bulunmalı.

MÜDÜR ODASI: en az 24 metrekare olmalı, dosya dolabı, kitaplık ve 4 kişilik toplant ımasası bulunmalı 2-3 ziyaretçi kabul edilebilmeli.

SEKRETER ODASI: 16 metrekare olmalı. Çalışma masası, bilgisayar, yazıcı masası ve dosya dolabı bulunmalı. 3 kişilik ziyaretçiye imkan tanımalı.

OYUN SALONU: Kişi başına 1.50 metrekare esas alınmalı. Salon masa tenisi, bilardo ve satranç oynanmasına imkan vermeli

DERSLİK: Kişi başına 2 metre kare alana sahip olmalı ve Güney-Batı yönünde planlanmalı.

KUAFÖR SALONU: En az 16 metre kare alanı olmalı. Kullanım kapasitesine uygun olarak bir kadın ve 1 erkek olmak üzere 2 kişinin çalışmasına imkan vermeli.

ÖĞRETMENLER ODASI: 24 veya 16 metrekare esas alınarak düzenlenmeli. İçiçe geçmeli iki oda şeklinde düzenlenmeli. Odalardan birinde 8-10 kişilik toplantı masası olmalı.

MASAJ SALON: 24 metrekare olmalı.

HAKEM ODASI: 24 metrekare alan içinde, VC+lavabo+duş alanı olmalı ve spor müsabakasının yapılacağı salonla aynı katta yer almalı.

SAUNA: Duş,VC+lavabo+duş bölümü, masaj bölümü, soyunma ve giyinme bölümü olarak içi içe geçmeli ve 56 metrekare alan üzerine kurulmalı.

KANTİN: Yüksekliği 3.50 cm olmalı kişi başına 1.50 metrekare alana sahip olmalı. Deposu bulunmalı.

BÜFE: En az 8 metrekare alana sahip olmalı. Oturma salonu ile irtibatlı olmalı. Deposu bulunmalı.

MORG: En az 16 metre kare olmalı. Soğuk hava tertibatı olmalı ve garajla doğrudan irtibatlı olmalı.

KURBAN KESİM ODASI: En az 16 metrekare olarak düzenlenmeli, kesim yeri, askı, yıkama ve temizleme imkanına sahip olmalı.

MÜZE: Sergi alanları, rezerv depo, çok amaçlı salon, fuaye, çalışma atolyesi, teksir ve fotokopi odası, fotoğrafhane ve istirahat salonları bulunmalı.

YEMEK SALONU: Self servis olduğu takdirde kişi başına 1.20 metrekare, masalar servis yapıldığı takdirde kişi başına 1.40 metrekare esas alınarak planlanmalı.

BASIN TOPLANTISI ODASI: En az 24 metrekare şeklinde planlanmalı.

 
ULTRASON, BEBEĞİN BEYNİNİ ETKİLİYOR
İngiltere'de yayımlanan The Sunday Telegraph gazetesi, yapılan araştırmalarda, hamile kadınların ultrasonla muayenesinin doğacak bebeğin beynini etkilediğine dair bulgulara rastlandığını yazdı. Bu konuda yapılan araştırmaların en kapsamlısında elde edilen sonuçların kısa bir süre sonra Edinburgh'da yapılacak bir konferansta açıklanacağı belirtilen haberde, bilimsel çevrelerde konuyla ilgili acil olarak yeni araştırmalara başlanmasının istendiği kaydedildi. Haberde, 1990'lı yıllar boyunca ultrasonun doğmamış bebekleri etkilediğini ortaya koyan pekçok araştırma yapıldığı, son olarak İsveçli bilim adamlarının yaptığı araştırmanın, 1970`li yıllarda doğanları kapsadığı bildirildi. Haberde, hamilelik boyunca ultrasonla izlendikten sonra 1970'lerde doğan 7 bin kişi ile aynı yıllarda doğan ve ultrason dalgalarıyla karşılaşmamış 170 bin kişi üzerinde yapılan karşılaştırmalı araştırmalarda, annesi ultrasona girmiş kişilerde solak sayısının dikkat çekici biçimde yüksek olduğunun belirlendiği kaydedildi. Habere göre, özellikle 1975 yılından sonra doğan çocuklarda bu oranın yüzde 32'lere kadar yükseldiğini belirten bilim adamları, bunun nedeninin, tıbbın ultrasonu hamileliğin son aylarında da kullanmaya başlaması olduğunu savunuyor. Araştırmalarının sonuçlarını Epidemiology adlı bilimsel dergide de yayımlayan bilim adamları, hamileliğin son aylarında hamile kadının ultrasona girmesinin birçok ülkede rutin hale geldiğine işaret ederek, kadınların ultrasona girmeyi reddetmemesini de istedi.

10 Aralık 2001
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Ramazan| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED