T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Hem nasyonal, hem sosyalist bunlar!.

İçimizdeki öfkeleri, saplantıları, şovenlikleri, kırıcı şekilde açığa koymaya, ne kadar yatkınız..

Önceki gece "Ceviz Kabuğu"nda, sanki bir "Hitler Dönemi" mahkemesi, yahut "Stalin Dönemi"nin, Leningrad Duruşmaları vardı..

Kendini "Milliyetçi" olarak görenler, "Varlık Vergisi Ayıbı"nı savunmayı, bir marifet gibi sunuyorlardı..

Kendilerini "solcu" zannedenler de, TRT'ye dönük takıntılarının rüzgarında, bir sinema filminin yargılanmasına çanak tutuyorlardı..

Sonunda "solcu" kimliğini kullananlar da, "milliyetçi"lerin trenine bindiler..

-Varlık Vergisi'ni almak doğruymuş..

-Zaten azınlıklar, istifçilikten kâr sağlarmış..

Böyle saçma sapan, hem akla, hem insanlığın kurallarına aykırı, "Nasyonal-Sosyalist" fikirler seslendirilmeye başlandı..

Utanç verici bir ortamdı..

O dönemde (1941-42) İstanbul'daki "Siyasi Komiser", rahmetli Suat Hayri Ürgüplü'ydü..

Ürgüplü, babamın da arkadaşı olduğu için, ben de içtenlikli konuşmalar yapacak kadar yakın olmuştum.. "Cumhuriyet"teyken, onunla yaptığım söyleşilerim vardı..

Birgün sormuştum Suat Hayri Bey'e..

-Ne diyorsunuz Varlık Vergisi'ne?

Demişti ki..

-Ayıp bir olaydı.. Birgün, odama bir badanacı geldi.. Boya, kovası ve fırçası vardı.. Sordu bana.. "Beyefendi benim mesleğim ne" diye sordu.. Ben, "sen badanacısın" dedim.. Adam, "Hayır.. Bana vergiciler, Boya Tüccarı diye, inanılmaz bir vergi tarhetmişler" cevabını verdi..

Ben de sormuştum Ürgüplü'ye..

-Herhalde o badanacının işini halletmişsinizdir?

Ürgüplü şu cevabı vermişti..

-Hayır, hiçbir şey yapamadım.. Sonunda badanacı, vergiyi ödeyemediği için, Aşkale'ye sürgün gitti..

Önceki gece, Ceviz Kabuğu'nda, "Millet Adına", Salkım Hanım'ın Taneleri'ni ve filmin senaristini yargılamaya kalkışanları dinlerken, bunların şu anda içinde bulundukları "3'lü Koalisyon"u da, aynı kafayla, neden yargılamadıklarını düşündüm..

Bunların güçleri, Etyen Mahçupyan'a falan yetiyordu anlaşılan..

Bu kafanın, Sadi Somuncuoğlu'nun aracını da, "Töre" adına tekmelemesini görmemiş miydik?.

Ama iş İMF'ye gelince, hepsi "Kuzu Milliyetçi" oluyorlardı..

Ya, adı "sol"a çıkmış kripto-faşistlerin, "Varlık Vergisi"ni savunup, ırkçılık yapmalarına ne demeliydik?

Utanç verici bir geceydi..

İncir çekirdeğini doldurmayan düşüncesizlikler, Ceviz Kabuğu'nu doldurmuştu..

ŞAKA

Devlet değil ki..

Rahmi Koç, 72 yaşına geldiği için, Koç Holding'deki görevini, oğlu Mustafa Koç'a devrediyor..

Bu işler böyle..

Koç Holding, "Devlet" değil ki..

"Değişim"e uymazsa, batar..

Koç Holding'in de "para basma" ve "kamu adına borçlanma" yetkisi olsaydı, Rahmi Koç, 100 yaşına kadar işbaşında kalmaz mıydı yani?

DEĞİŞİM Mİ?

Bu Keçeciler de garipleşti..

12 Eylül'e neden olarak gösterilen kişilerden biriydi Konya Belediye Başkanlığı'nda..

Özal, onu ANAP'ın içine aldı, ama 12 Eylül'cülerin vetosu yüzünden, uzun süre bakan falan yapamadı..

Birgün beni aramıştı rahmetli Özal.. Şöyle demişti..

-Sizden ricam var.. Mehmet Keçeciler'le tanışın, konuşun.. Onun öyle gerici bir adam olmadığını, hiç olmazsa siz anlayın.. Fransa'da idare okumuş, akıllı bir adam bu Keçeciler..

Şimdiki Mehmet Keçeciler'e bakıyorum..

Onu 1980'lerde damgalayan "Statüko"nun bekçilerinden biri..

Ne toplumla, ne halkla, ne de muhafazakar kesimlerle bir teması var..

Halktan uzak - Mesut Yılmaz'a yakın..

Dün de Konya'da, patronları gibi konuşmuş..

-Seçimin lafı bile, ekonomiyi krize sokar, demiş..

Hiç olmazsa sussa olmaz mı?

Yani bu tutum da mı "Değişim"in bir parçası?


10 Aralık 2001
Pazartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED