|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
11 Eylül saldırılarının hemen ertesinde yazdığım ilk yazıda, dünyanın "demokrasi hattı'nda tehlike çanları çalıyor. Telaffuzu bile insana acı veriyor ama, galiba yüzyılların birikimi olan demokrasi; hukuk, medeniyet projeleri 'ikiz kuleler'in enkazına gömülmek üzere..." diye bir tesbitte bulunmuş ve oluşmakta olan yeni dünyaya ilişkin endişelerimizi belirtmiştik. Şimdi gelinen noktada, bu endişelerin biraz daha derinleştiğini, demokrasinin ve insan haklarının kan kaybettiğini, diktatörlerin ise kazanmak üzere olduğunu görüyoruz. İki ay önce Usame Bin Ladin ve Taliban için Afganistan'a saldıran Amerika, şimdilik mutlu sona ulaşmış bulunuyor. Amerika'nın desteği ile işbaşına gelen Taliban, 5 yıllık bir maceraya yine aynı Amerika ile noktayı koydu. Taliban gitti ama, bölgedeki diktatörler de güç kazandılar. Çünkü Amerika için, çıkarlarına hizmet ettiği sürece "iş tuttuğu" ülkelerin rejimlerinin demokrasi ya da diktatörlük olmasının hiçbir önemi yoktur. Nitekim, ülkesini adeta "açık hapishane"ye çeviren Özbekistan diktatörü Kerimov, şu anda Amerika'nın en önemli iş ortaklarından birisi haline gelmiş bulunuyor. Amerika "sonsuz özgürlük" sloganıyla başlattığı saldırıda mutlu sona erişirken, diktatörlerin "demir yumrukları" da demokratların tepesine inmeye başladı. Özbekistan'ın değerli aydın ve demokratı Muhammed Salih, Prag'da demir parmaklıkların ardında "kara günler" yaşıyor. Diktatör İslam Kerimov'un Çek İnterpolü'ne yaptığı iade başvurusu sonucu Prag'da gözaltına alınan Muhammed Salih, ya Kerimov cehennemine geri gönderilecek, ya da özgür kalacak. Bundan sonra, Batı'da Muhammed Salih'le ilgili olarak izlenecek tutum, özgür dünyanın vicdanı açısından da büyük bir sınav olacak. Eğer uluslararası insan hakları kuruluşlarının gücü, Muhammed Salih'i demir parmaklıkların ardından çıkarmaya yetmezse bilelim ki, "yeni dünya" demokratlar için daha zor bir dünya olacak. Eğer bir aydın ve demokrat olan Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Havel'in bile Muhammed Salih'i Özbekistan'ın kızıl diktatörü Kerimov'a teslim etmemeye gücü yetmezse, bilelim ki "yeni dünya"nın yeni kralları diktatörler olacak... Muhammed Salih'i demir parmaklıkların ardından özgürlüğe çıkarmak için, Uluslararası Af Örgütü, Helsinki Yurttaşlar Meclisi ve Human Rights Watch gibi uluslararası sivil toplum kuruluşları büyük bir çaba sarfediyorlar. Ancak, diktatör Kerimov'un eli daha güçlü gözüküyor, çünkü arkasında Amerika var. Çünkü, Afganistan saldırısı sırasında Kerimov Amerika'nın en iyi "diktatör arkadaşı" oldu. Bu arada, uluslararası sivil toplum kuruluşlarının Muhammed Salih'le ilgili çalışmaları sürerken, Türkiye'nin adeta sessizliğe bürünmesi, galiba tarihe "kara" bir sessizlik olarak geçecek. Şu MHP'nin "Türk dünyası" kahramanları nerelerde kaldı acaba? Orta Asya deyince mangalda kül bırakmayan "Türk büyükleri"ni Muhammed Salih için meydana bekliyoruz... Gerçi onlar bugünlerde, "Salkım Hanım'ın Taneleri"ne takılıyorlar. Bu kadar önemli bir vatan meselesi varken, Muhammed Salih'in özgürlüğü gibi işlerle uğraşmak doğrusu bu "Türk büyüklerimiz"e de yakışmazdı doğrusu... İşin daha vahimi, böylesine demokrat bir Özbek aydınının bugünlerde "çirkin" bir muameleye maruz kalmasında Türkiye'nin büyük sorumluluğu olmasıdır. Çünkü Muhammed Salih, Kerimov'un zulmünden kaçtığı zaman ilk olarak Türkiye'ye sığınmıştı. Ancak Türk hükümeti, hepimizin yüzünü kızartan bir davranışla Muhammed Salih'i Türkiye'den kovdu... Ve Muhammed Salih şimdi, demir parmaklıkların ardında bilinmeyen bir geleceği bekliyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |