T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İstikamet...

Türkiye'ye ne çok gereken şey 'istikamet' konusunda ciddi bir tefekkür. Normal bir ülkede siyasi partilerin yapması kaçınılmaz olan bu işi, bir şekilde gündemleştirmek gerekiyor.

Neden peki bu istikamet üzerinde yoğunlaşmanın gerekliliği? Çok basit. İş becerememenin bir tür 'milliyetçilik' gibi algılanmasından...

Milli geliri giderek düşen bir ülkede yaşamanın 'maliyeti' üzerinde düşünmek bile lüks burada.

Ülkenin her gün biraz daha dibe vurmasının belli bir 'sorumlusu' yok.

On yıllarca uygulanmış politikaların açık başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen, inatla sürdürülmesi için etkili bir 'asabiyet' var hala.

Herşey bir tür 'hamaset' içinde örtbas edilebiliyor kolayca.

O zaman da demokrasi ve hukuk devleti konusunda ne kadar yol alırsak alalım, bütün bunların üstünde ağır bir 'siyasal mistifikasyon' gölgesi olduğu için herşeyin bir anda sıfıra vurması çok kolay oluyor.

Zaten böyle de oluyor her seferinde; 'adam gibi yaşama' konusunda belli bir mesafe katediliyor, herkes artık belli ilkelliklerin geride bırakıldığını düşünürken, Türkiye'nin yöneten aklı birdenbire geri vitese takıyor ve elde var sıfır noktasına dönülüyor...

Tam bu noktada belirlemek gerekiyor işte 'siyasal tefekkür'ün omurgasını...

Sokaklardaki perişanlığın kalkması ile ülkenin iyi yönetilmesi arasına giren mistifikasyon perdesini 'yırtmak' gerekiyor.

Sokaklara 'iyi yaşam' olarak dönmeyen politikanın da, milliyetçiliğin de, 'milli siyaset'in de 'meşruiyet'ini kurcalamak şart...

Bu her zaman gerekli ve zorunlu birşeydi ama 'şu an'da artık siyasi olmaktan önce 'ahlaki' bir zorunluluk bu.

Çünkü daha önce siyasi elitlerle sınırlı ve bir tür 'salon içi tartışma' olarak görünen meseleler, artık sokakların candamarını kesiyor.

Bir bakıma bu topraklarda 'varolma'mızla ilgili bir mesele bu.

'Siyasal varoluş'la 'adam gibi yaşama' arasında kendiliğinden kurulan, söylenmesi gereken bir ton söze ihtiyaç duyurmayan bir durum var önümüzde...

Şehir merkezleri ile varoşları arasında tam bir yaşama tarzı ve asabiyet bölünmesi olan bir ülkede, salt biçimsel düzenlemelerle hiçbir yol alınamayacağını görmek gerekiyor.

Siyasetin bir 'istikamet' kazanması gerekiyor artık...

Siyaset adına iş gören odakların sadece hükümet olmaya endekslenmiş bir örgütlenme tarzının ötesine sarkması gerekiyor.

Hükümet olma arayışları adı altında şekillenen siyasi alan ile Türkiye'nin giderek uluslararası zeminde üzerine oturduğu alan arasında bir irtibat kalmamış durumda.

Oysa son ABD başkanlık seçimlerinin ana teması, dünyada artık iç politika ve dış politika arasında bir ayrışma kalmadığı noktasına odaklandı. Türkiye'de ise bu alanlar giderek birbirinden kopuyor.

Gelinen noktada ise dış politika öncelikleri ile hareket eden bir iç siyasi yapı kurmak Türkiye için hayati öneme sahip.

11 Eylül sonrasında bu durum kaçınılmaz bir gerçek.

O nedenle devlete istikamet vermesi gereken siyasetin bir istikamet kazanması gerekiyor.

Siyasi yapımızın içeride sabitlenerek dışarıya bakma yeteneğinin 'genetik' olduğu su götürmez.

Biraz da tersinden formasyon edinmesi gerekiyor.

Milliyetçiliğe ve milli siyasete bu gözle bakmak şart artık...


10 Aralık 2001
Pazartesi
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED