T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Filistin: Adaletsizliğin sembolü

Filistin-İsrail ilişkilerinde terörü tartışırken "tavuk mu yumurtadan çıktı yoksa yumurta mı tavuktan?" şeklinde bir kısır döngüye girebilirsiniz. Acaba önce Filistinliler mi intihar eylemlerinde bulundular, yoksa İsrail askerleri Filistinli çocukları mı öldürdü? Her gün peşpeşe gerçekleşen, birbirini tırmandıran karşılıklı eylemler gerçeği bulma noktasında karartılmış bir zemin oluşturuyor.

Oysa başa döndüğünüzde emperyalist güçlerin ikramıyla işgal edilmiş bir vatandan söz etmek ve bu vatanın Filistinliler'e ait olduğunu, onların kendi vatanlarını kurtarmak için mücadele etme hakkını teslim etmek zorunda kalırsınız.

İşgal zaman içinde derinleşmiş, genişlemiş ve devlet olmuş.

Filistinli kendi toprağından sürgün edilmiş, toprağında kalanlar da boğazında işgalcinin pençesi, tam bir esaret hayatı yaşamaya mecbur bırakılmış.

Bugün ortada ne var: Dişine kadar ve en modern silâhlarla donanmış, arkasına dünyanın tek süper gücünü almış bir İsrail devleti ve buna karşılık ekonomik bakımdan bitirilmiş, buna rağmen, garip biçimde onur, haysiyet gibi değerleri ayakta kalmış, bağımsızlık iradesini kaybetmemiş, çocukların sapanlarında sembolleşmiş bir Filistin halkı...

Deniyor ki, devlet olması hasebiyle İsrail'in her türlü şiddet eylemi meşru kabul edilsin, Filistinliler'inki ise terör saldırısı olarak nitelensin.

Üstelik 11 Eylül sonrasında oluşan terör karşıtı uluslararası mutabakat sebebiyle Filistinli'nin boynu, eli-kolu, on kere daha şiddetle kırılsın. İsrail'in her türlü boyun kırma eylemi meşru kabul edilsin.

Böyle bir denklemde adalet var mı?

Evet Filistin halkı adına, zaman zaman gönüllü intihar (onlar istişhad diyorlar) eylemleri yapılıyor ve bu eylemlerde kimi siviller ölüyor. Filistin'de yaşanan çaresizlik -tıkanma duygusu- içinde istisnasız her İsrail'li "savaşın parçası" olarak görülüyor ve eylemin meşruiyyet gerekçesi bulunuyor, ben "olmamalı, diyorum, her şeye rağmen çocuklar, kadınlar özetle siviller ölmemeli." Ama çocuk-kadın-erkek sivil ölümleri oluyor. Gene tekrar ediyorum, bunlar olmamalı. İslâm'dan yola çıkan hiçbir insan, grup, sivilleri öldürmemeli.

Hoş Filistin-İsrail ilişkisinde İsrail'in askerî hedeflerine karşı girişilen eylemler de "terör saldırısı" olarak niteleniyor, çünkü İsrail meşru yapılanma, Filistin örgütleri ise yasadışı örgütler muamelesi görüyor.

Oysa Filistin'de yaşanan tıkanma duygusunu da anlamak lâzım. Yıllarca kuşatılmışlığı reddetmek ve vatanlarına sahip çıkmak için sadece taş attı bu insanlar... Kimse seslerini duymadı.

Üstelik vahşice kol kırma görüntüleri karşısında duyarsız kalındı. Bugün bakın Filistin'e karşı İsrail'in tavrına? Filistin'de sözümona bir özerk yönetim kurmuşsunuz, başına düne kadar "terörist" diye damgaladığınız, ama şimdi ismini temizlediğiniz Arafat'ı getirmişsiniz, ve onun 30 metre yakınına kadar sağını solunu bombalıyorsunuz.

Bir fotoğraf vardı hatırlayın. Silâhlı İsrailli askerler arasında bir Filistinli çocuğu gösteriyordu. Kollarından karga-tulumba edilmiş... Çocuğun pantolonu yarı yarıya ıslanmış görünüyordu.

Sağı solu bombalanmış bir Arafat'ı da o dramatik görüntüye sürüklemek istemiş olmalı İsrail. Yani isteseydik seni büronda, masanın başında avlardık mesajı veriliyor. (Sokaklarda kaç Filistinli lider avlandı bugüne kadar nokta operasyonlarla) Sonra bu tehditle Arafat Filistinliler'in üzerine salınıyor. Hamas'ın babası Şeyh Yasin evinde göz hapsine alınıyor. Filistin polisi (?) tarafından çocuklar-delikanlılar toplanıyor evlerden... Filistin bölgesinde sokaklarda İsrail tankları, namluları evlere çevrilmiş.

Bush, taa Washington'dan fetvasını veriyor: "Vurmak hakkındır! Ben de vuruyorum."

Şaron da vuruyor!

İsrail'deki çocuk ölümlerine ağlamalı, Filistin'deki çocuk ölümlerini "teröre karşı meşru mukabele"nin kurbanları olarak görmeli... Afganistan'da da sivil ölümlerini öyle görmemiz istenmedi mi?

Adalet mi bu?

Filistinli inanmalı mı Amerika'nın bu adaletine?!!

Bir kasap var İsrail'in başında! Elinde modern savaş makinası Filistin'i biçiyor.

Bunun adı Filistin dramı.

Amerika bugüne kadar İsrail konusunda "Eli mahkûm" rolü oynadı. İsrail lobisi tarafından esir alınmış bir yönetim görüntüsü sergiledi. 11 Eylül sonrasında, Üsame bin Ladin'in Filistin'i gündeme getirmesi üzerine dilinde bir süre farklılaşma oldu Bush'un... "İslâm dünyası bizden neden nefret ediyor?" sorusuyla meşgul oldu azıcık. Bu noktada Filistin takıldı kafasına. Bir de Afganistan konusunda koalisyon oluşturmak ve bunun için İslâm ülkelerinin ağzına bir parmak bal sürmek gerekiyordu, onun için "Filistin'in devleti olmalı" yı seslendirdi. Ve şimdi "Filistin'e vurabilirsin" diyor Sabra - Şatilla kasabına...

Böyle diyor ve Filistin bir kere daha "İslâm dünyasına karşı oluşan global adaletsizliğin sembolü" olarak dünya gündemindeki yerini alıyor.

Üsame bin Ladin seslendirmese de Filistin ukdesi İslâm coğrafyasının boğazına düğümleniyor.


11 Aralık 2001
Salı
 
AHMET TAŞGETİREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED