|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Dadının çocukları
Dadı ile Türkiye'nin en çok tanınan 'çocuklar'ı haline gelen Sinem, Gökçe ve Yaşar, hem ustalarla aynı sahneyi paylaşıyor, hem de okula gidiyorlar...
Dadı deyince hiç şüphesiz herkesin aklına Gülben Ergen, Kenan Işık ve Haldun Dormen gelir. İzleyiciye TV dizisinden ziyade tiyatro tadı vermesiyle dikkat çekerek, başarılı bir çizgi tutturan Dadı'da Ergen, Işık ve Dormen ünlerine ün katıp kariyerlerini yükseltirken, dizide rol alan çocuk oyuncular da Türkiye'nin en çok tanınan çocuk yüzleri oldular. Belki de gelecekte başarılı birer oyuncu olmak yolunda ilk adımlarını bu dizide attılar. Hani hep derler ya, "Benim sanat hayatım çocuk yaşta başladı" diye... Dadı'nın çocukları bunun en güzel örneği... Dizideki rolleri gereği belki de çabuk büyüyen küçük oyuncuların Dadı'yla birlikte hayatlarında bazı değişiklikler yaşamaları da kaçınılmaz. Doğal olarak her üçü de öğrenci ve diziyle birlikte okullarına da devam ediyorlar. Haftada iki gün olan çekimler de onların okul çıkışına göre ayarlanmış. Akşam 6'dan gece 10'a kadar sette kalıyorlar. Dadı'nın küçük kızı Duygu'yu canlandıran Gökçe Uzuner, 10 yaşında ve ilkokul 4'e gidiyor. En küçükleri olmasına karşın oyunculukta en kıdemlileri. Kamerayla 6 aylık bebekken tanışmış, bugüne kadar Kuzgun ve Demir Leblebi'nin de aralarında bulunduğu 5 dizide rol almış. Gökçe, okulda gördüğü ilgiden memnun ancak, çocuk doğallığından olsa gerek hayatında pek bir şeyin değişmediğini söylüyor. Hey, sen.. tiyatrocu...! Dizinin haşarı çocuğu Tolga'yı oynayan Yaşar Abravaya'nın okuldaki popülerliği Dadı sayesinde artmış. 12 yaşında olan, ilkokul 6. sınıfa devam eden Yaşar'ı Garanti Bankası'nın 'Ağlayan Çocuk' reklamından tanıyoruz. Her Şey Oğlum İçin ve Dar Alanda Kısa Paslaşmalar adlı sinema filminde de rol alan Yaşar, Dadı'da kazanımlarının olduğunun farkında. Kamera arkasında faydalı alışkanlıklar kazandığını, buna da en çok annesinin sevindiğini söylüyor: "Ben hiç domates yemezdim. Sete gelen sandviçler arasında domates yemeye alıştım. Annem de buna çok seviniyor." Yaşar'ın okuldaki lakabı ise "Tiyatrocu." Arkadaşları ona Yaşar ya da Tolga diyorlar ancak, en çok "Tiyatrocu" diye sesleniyorlar. Dilara: Çocuk değilim Dadı'nın büyük kızı Dilara yani Sinem Kobal ise başlangıçta, kendisine 'çocuk' dediğimiz için bozuluyor bize. 15 yaşında olan ve lise 1'e devam eden Sinem, genç kızlığa geçiş dönemini dizide yaşıyor. Ustalarla birlikte oynadığı için şanslı görüyor kendini. İyi bir oyuncu olacağına inanan Sinem, kendini geliştirmeye başlamış bile. Haldun Dormen'in konservatuar derslerine katılarak. Diziden önce bale yapan Sinem, artık sokakta rahat dolaşamadığını söylüyor. Dadılı, uşaklı bir ailenin cazibesi onlar için de geçerli ancak, dizilerin yalan bir hikayeden ibaret olduğunun farkındalar. Bu yüzden dizideki ailelerini sevdiklerini ancak kendi ailelerini hiç bir şeye değişmeyeceklerini söylüyorlar. SEYRİ ŞAHANE
Baykam'ın garip saplantısı Yine Havva Setenay İlhan'dan bir not... "Halit Kıvanç'ın pazar günleri TRT2'de sunduğu programın bu haftaki konuğu 'sıkı devrimci', 'müzbin muhalif', 'köktençağdaş' ressamımız Bedri Baykam'dı. Ünlü ressamın her konuştuğu yerde mutlaka birilerinin taşlamalarından nasibini aldığı malumunuz. Programda, İran'da veya Suudi Arabistan'da yaşasaydı şimdiye dek yaptığı resimlerin hiçbirini yapamayacağını söyleyen Baykam, Çağdaş İran Resminin önemli temsilcilerinin eserlerinin yer aldığı AKM'deki sergiyi görmedi galiba... Dili kadar fırçası keskin midir, bilemeyiz ama saygıdeğer ressamımız çoğunluğu İranlı kadın ressamlardan oluşan sergiyi görseydi eğer, belki temcit pilavı gibi aynı şeyleri önümüze sürmekten vazgeçerdi. Baykam'ın İran sinemasının yükselişinden de haberi yok anlaşılan. Ya Avrupalı tarihçilerin Fars kültürüne, sanatı zirveye çıkaran Doğu toplumu olarak bakmasına ne demeli. Birilerini taşlamadan önce kişinin kendisine bakması lazım..."
|
|
|
|
|
|
|
|