T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Emekli ettiniz peki sonra ne olacak?

Türkiye'yi daha önce uygulattığı "istikrar programları" ile tam bir "bataklığın" içine atan IMF, 10 milyar dolarlık "ek kaynak" için Türkiye'yi "işsiz kalmış, ne yapacağını bilmez halde dolaşan emekliler" ülkesi yapma peşinde.

"Sana 10 milyar dolar ek borç veririm ama sen de küçülme ve tasarruf önlemlerini acilen almalısın" diyen IMF'nin bu isteğini karşılamak için ilk elde, yaklaşık 1 milyar dolara ihtiyaç var. Zaten "meteliğe kurşun atan bir ülke" olarak bu yaklaşık 1 milyar doları yeni bir borç almadan bulmamız zor.

Klasik "para bulma" yöntemimiz olan "vergi salma" yolu artık işleyecek halde değil. Halkın değil yeni vergileri karşılaması, eskilerini bile ödemesi mümkün değil.

"Devlet kadrolarının arpalık olmaktan çıkarılması" kesinlikle yapılması gereken bir gerçek. Ama bunu Türk hükümeti, önü sonu nereye varacak diye hesap edip, ondan sonra kararını ve bu kararın getireceği sorunları karşılayacak önlemleri de alarak yapmalıydı, başkasının dayatması ile değil.

Maalesef olmadı. Siyasi partilerimiz "iktidar nimetlerini" sonuna kadar kullanmakta pek hassas oluyorlar. Son bir haftadır gazetelerde, "iktidar nimetlerinin nasıl ballı ekmek" haline getirildiğini okuyup, şaşırıyoruz. Bakanlığın tepesine geçenler, bakanlığın nimetlerini hem kendi yandaşlarına, hem de kendilerine "peşkeş" çekiyorlar. Bu "vurgunlara dur" demek herkesin görevi. Muhalefette "devlet arpalıklarından" dem vuranlar, iktidar olduklarında arpalıkları daha da çok kullanıyorlar.

IMF'nin "KİT'lerden 100 bin kamu personeli emekli edilsin" isteğine, ilk etapta 30 bin başvuru yapıldı. Bu başvuru karşısında emekli edilecek her işçiye, ücreti karşılığında 25- 30 milyar kıdem tazminatı ödenmesi gerekiyor.

Bu para önemli bir para ama bu para bulunabilir. İşin asıl önemli olan yanı "sosyal çalkantı" yanıdır. Zaten bu hükümetin "beceriksizliği" yüzünden daralan reel kesimden çıkarılan ve halen "işsiz işsiz dolaşan" 1 milyondan fazla insanımız var. Bu insanlarımızın bu koşullarda "yeni bir iş" bulması imkansız. "işsizler ordusuna" katılmışlar ve gerçekten "son direnişlerini" yapıyorlar. Çünkü birkaç hafta sonra, bunların kıdem tazminatları bitmiş, dost komşu yardımları da kesilmiş olacak. Çünkü herkes kendi başının çaresine bakmak durumunda.

Şimdi "devlet küçülecek" diye hiçbir önlem almadan yıllarını ülkesine adamış 100 bin kişi daha sokaklara salınacak. 100 bin kişi daha "akşam eve ne götüreceğim" diyerek kapı kapı dolaşıp kendisine yeni bir iş yeri arayacak. Ne iş yeri var, ne de iş.

Türkiye'nin kendi krizine kendisinin çare bulması elbette mümkün. Bunun için gerçekten "tecrübe ve kararlılık" gerekiyor. Türkiye'nin "dünyanın yeniden paylaşıldığı" bir ortamda, "ne yapacağını bilmeyen" bir yönetim tarafından yönetiliyor olması, gerçekten üzücü bir durum. İşin kötüsü başımızdakiler "kötü yaptıklarının" bile farkında değiller. Daha doğrusu ne yaptıklarının farkında değiller. Durumu görebilen birkaç iyi yönetici ise bunlar tarafından hemen görevden alınıp bir kenara atılıyor. Vurgunlar, soygunlar, adam kayırmalar, eşi dostu zengin etmeler bütün hızıyla sürüyor.

Böyle bir durumda. Bu hükümetten, emekli edilecek 100 bin kamu personeli ve işsiz dolaşan 1 milyondan fazla Türk insanı için bir program, bir planlama beklenebilir mi?

Sokaklarda dolaşan 1 milyon aç insana şimdi yenileri eklenecek ve Türkiye, "mutlu azınlık" tarafından yönetilen, "mutsuz insanların ülkesi" olacak.


11 Aralık 2001
Salı
 
CAN AKSIN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED