|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
9. Kur'an-ı Kerim
Hem lafzı (dili; harf, kelime ve cümleleri) hem de manası Allah'a ait bulunan; yani Allah tarafından Son Peygamber'e (s.a.) vahyedilmiş olan Kur'an-ı Kerim ümmetin bir başka şiarıdır ve Arapça'dır. Onu başka bir dile çevirdiğimiz zaman ortaya çıkan metin Kur'an değil, onun çevirisidir; yani manasının bir kısmının başka bir dilde ifadesidir; "bir kısmının ifadesidir"; çünkü hiçbir tercüme Kur'an ayetlerinin ihtiva ettiği geniş ve derin manaların tamamını -tercüme tekniğinde- bir başka dile aktaramaz. Onu gören, okuyan ve dinleyen Kur'an olarak telakki etmez (onu Kur'an olarak kabul etmez), Kur'an çevirisi olarak bilir; çevrildiği dili bilmeyen -başka ulustan- Müslümanlar ise böyle bir kitabı gördüklerinde veya içinden bir parçayı duyduklarında onu Kur'an çevrisi olarak da bilmezler ve anlamazlar. Durum böyle, gerçek de bundan ibaret olunca ulaşılan sonuç şudur ki: Bütün İslam âlemi için bir Kur'an-ı Kerim vardır; bu da Hz. Peygamber'e (s.a.) Arapça olarak vahyedilen ve asırlardır noktası değiştirilmeden nakledilen Kur'an'dır. "Hepiniz birden Allah'ın ipine sarılın ve asla ayrılığa düşmeyin" (3/103) mealindeki ayette emredilen "birlikte sarılma" da ancak tek olan Kur'an'a sarılmakla gerçekleşir. Bir Müslümanın, dünyanın neresine giderse gitsin, hangi ulus ferdinin elinde görürse görsün ve kim tarafından okunursa okunsun kendi bildiği ve okuduğu Kur'an'ı görmesi ve dinlemesi, Müslümanlar arası birlik, dayanışma ve kaynaşma için eşi bulunmaz bir bağdır, vasıtadır, durumdur ve saiktir. Kur'an-ı Kerim Mekke ve Medine'de Arapça olarak vahyedilmiştir; ancak -belli dönemlerde de olsa- Mısır'da en güzel okunmuş, Osmanlı ülkesinde en güzel yazılmıştır. Yavuz Sultan Selim Mukaddes Emanetler'i İstanbul'a getirdiği zaman bunları yerleştirdiği özel dairede, birisi kendisi olmak üzere kırk hafıza Kur'an tilaveti başlatmış, "burada Kur'an ve minarelerde Muhammedî ezan" okunduğu müddetçe devletin payidar olacağına inanılmıştır. İslam şiârı olan Kur'an Arapça Kur'an'dır, ibadette (namazda) okunacak Kur'an Arapça Kur'andır; çünkü başka dilde Kur'an yoktur ve olamaz. Ancak bu, hususları anlamak ve yaşamak için Kur'an'ın manalarını başka dillere çevirmeye, o dillerde âyetleri açıklamaya engel değildir. Her Müslüman ulusun bilenleri, Kur'an-ı Kerim'i kendi dillerinde açıklarlar, aslını anlamayanlar da bu meal ve açıklamalardan yararlanır; kendi kabiliyetleri ve bilgileri çerçevesinde anlar ve istifade ederler. Lakin bu arada bir şiâr olarak Kur'an'ın tekliğinin korunması ve ibadet dilinin Kur'an dili olması zaruridir; İslam birliği için, ümmet bütünlüğü için, ibadette okunan şeyin Kur'an olması için, eda edilen ibadetin (namazın) sahih olması için zorunludur.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan| Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |