T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
"Hayal"i gerçek gibi almak!

Ben yarım saat kadar izleyebildim; tamamını izleyen bir arkadaş "Biraz daha gayret edilse, 'Ateş Hattı'nın performansının yakalanması işten bile değildi!" diye özetledi programı... Kanal 7'de Ahmet Hakan'ın hazırlayıp sunduğu "İskele-Sancak" adlı programın sonuncusundan söz ediyorum... İzleyenler hatırlayacaktır, gecenin konusu Türkiye'de "misyonerlik" faaliyetleriydi. Ben ekran karşısındayken, özellikle şu üç konuşmacıyı dinleme imkânı buldum: Bir milliyetçi, bir "mistik" televizyon programcısı/sunucusu ve bir öğretim üyesi. Ertesi gün, "öğretim üyesi"nin "Din sosyolojisi" hocası olduğunu öğrendim. İtiraf etmeliyim ki bu "hoca", gerek üslubu gerekse dile getirdiği "fikirleri" itibariyle bir "sosyolog"tan çok bir "istihbaratçı"yı andırıyordu... "Hoca"nın elinde internetten indirdiği bir gazete haberi vardı. "Hoca" konuşmaya başlar başlamaz, yorumladığı haberi hemen hatırladım! Evet evet o haberdi! Giresun Jandarma Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Baki Onurlubaş'ın yöre halkını "Pontusculuk faaliyetleri" karşısında dikkatli olmaya çağıran konuşmasıyla ilgili haber... Programın dinleyebildiğim diğer konuşmacıları da (milliyetçi ve "mistik" konuşmacılar) fena değildi ama ille de "din sosyoloğu" olan "hoca"...

Şimdi "İskele-Sancak"ı burada terkedip, generalin programa kadar taşınan açıklamalarına göz atalım: Tuğgeneral Onurlubaş, yöre halkına kapıya dayanmış öyle bir tehlikeden söz ediyor ki, etkilenmemek mümkün değil. General'e göre, Trabzon merkez olmak üzere Karadeniz bölgesi "Pontusculuk hayali"ni gerçekleştirmek isteyen odakların tehdidi altındadır. Yunanistan'ın Trabzon'da konsolosluk açması, Yunanlı işadamlarının "çevrecilik" adı altında yöreye yaptıkları ziyaret, "Yunanistan'dan yörenin muhtelif yerlerine, turizm adı altında yapılan tur organizasyonları", yani özetle aklınıza ne gelirse, "bu konudaki bazı misyoner çalışmalara yardımcı olmak için düzenlenmiştir." General "Pontusculuk hayali"nin işi azıttığından o kadar emin ki, "Pontusculuk faaliyetleri konusunda yöre insanımız daha dikkatli ve uyanık olmalıdır" diyor ve "156 Jandarma İmdat telefonu"nun gerekli "ihbarlar" için hazır tutulduğunu hatırlatıyor. Herhalde şu tür "ihbarlar" için: "Alooo... Jandarma İmdat mı? Dün bizim köyde akşam karanlığında eve dönerken, 'Pontusculuk hayali'ne benzer bazı gölgeler gördüm, ihbar ediyorum!"

Yani özetle, ne güzel bir memlekettir bu Türkiye...

Gazetede yer alan "pontusculuk hayali" çok yerinde kullanılmış bir ifade. Çünkü bu olsa olsa ancak bir "hayal" olabilir. Trabzon'u düşünün, Karadeniz bölgesinin diğer yörelerini gözünüzün önüne getirin... Fiziki coğrafyası güzel mi güzel, yeşil mi yeşil; beşeri coğrafyası zengin mi zengin... İnsanları çalışkan mı çalışkan, mütedeyyin mi mütedeyyin... Rize zamanında Şevki Yılmaz gibi bir siyasetçi çıkarabilmiş, Saadet Partisi ve AK Parti yörede güçlü mü güçlü... Ve bu fiziki ve beşeri coğrafya, eğer süratle önlem alınmaz ve "Jandarma İmdat"a "ihbarlar"da bulunulmazsa "Pontuscu" olacak! Yani yöre halkı önce Hıristiyanlaştırılacak ve hemen arkasından da "Pontus hayali" gerçekleştirilecek! Bu dünyada her şey olur da bu olabilir mi? Bundan daha büyük bir boş "hayal" var mıdır? Geçim telaşında olan Karadenizliler bundan böyle bir de bu "korku" ile mi yaşayacaklar? Gözlerini açmaz, teyakkuz halinde olmazlarsa bir gün gelip "Pontuscu" olabilecekleri gibi bir korkuyla mı yatıp kalkacaklar? "Hayaller"in bu kadar "gerçekçi" yorumlandığı başka bir memleket var mıdır acaba?

Konu açıldığı için, gazetemizin başyazarı Ahmet Taşgetiren'in 8 Aralık tarihli yazısına değinmeden de geçemeyeceğim. Taşgetiren (sağduyusu, fikirleri ve samimiyeti haklı olarak hemen her cenahtan okur-yazarlar tarafından ilgiyle izlenen o Taşgetiren), "Misyoner faaliyetleri ve MGK" başlıklı yazısında beni belki de ilk kez hayal kırıklığına uğrattı, dersem yalan değil. Başyazarımız Sabah gazetesinde yayımlanmış "Misyoner alarmı" başlıklı bir haberi aktararak "Misyoner faaliyetleri"nin MGK'nın Aralık ayı gündemine sokulmasını "anlamlı ve doğru" buluyor: "Ancak Türkiye'de gündeme gelen olayın, kimlik değişiminin çok ötesinde bir 'güvenlik sorunu' niteliği kazandığı ortadadır. Ya da şöyle: Türkiye'de bir insanın Müslüman oluşu veya bir başka dine geçişi, kimlik meselesi kadar bu ülkenin güvenliği ile de ilgili bir konudur. Onun için konunun MGK gündemine alınması anlamlıdır ve doğrudur."

Bu konunun MGK gündemine alınması gerçekten de "anlamlı ve doğru" mudur? "Anlamlı" olduğu muhakkak! Demek bugüne kadar üzerine vazife olmayan konulara karıştığı için eleştirdiğimiz MGK, bundan böyle milletin dininden uzaklaştırılması gibi bir "hayal" hakkında da söz sahibi olacak! Demek bugüne kadar İslam konusunda "farklı" yorumlarıyla tanıdığımız MGK, şimdi de bizi "Hıristiyanlık" tehlikesinden koruyacak! Bu öyle olmayacak, olmaması gereken bir iş ki, doğrusu benzeri zor bulunur... Daha açık söylemek gerekirse, eğer bu konu giderek MGK gündeminin değişmez ana maddelerinden biri olursa, bir MGK açıklamasının "Sizin dininizi de biz koruyoruz!" gibi bir cümleyle son bulmasından da korkarım! Benim kanaatim, Trabzonlular'ın söz konusu "hayal"le -zaten bir "hayal" olduğu için- çok kolay başedebilecekleri istikametinde... Hani biraz "Gölge etme..." benzeri bir durum yani...


11 Aralık 2001
Salı
 
KÜRŞAD BUMİN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED