|
|
|
|
Daum'un gidip gitmeyeceğini doğrusu bilmiyoruz. Ancak şu mahkeme meselesinin kendisini hayli tedirgin ettiği muhakkak. Neticeyi kestiremediği için bir ayağı üzengide bekliyor. Ara sıra "gidebileceğini" ima eden sözler sarfediyor. Açıkçası Daum'un durumu muallakta. Buna mukabil Beşiktaş, artık şampiyonluktan koptu denilen bir zamanda [İşte futbolun güzelliği bu sürprizlerle dolu oluşundandır], masallardaki "Açıl susam açıl!.." misali bir dua etti galiba. Birden, bir hafta içinde dokuz puan yazdırdı hanesine. Böylece yarışa yeniden dahil oldu. Aslında bunu hakeden, lakin iki yıldır, bir türlü bir takım olma hüviyetini yakalayamadığı için Beşiktaş'ın ligdeki durumu adına ve kapasitesine yakışmıyordu. Kumaş "usta terzi" elinde kendini gösterir. Daum sendeleyip, tökezleyip, uçurumun kenarına gelen takımı, ensesinden yakalayıp yukarı çekti. Bunda yapılan transferler ile [İlhan, Tümer, Ali Eren'in kazanılması, kaleci meselesi vb.] yönetimin de dahli vardır elbet. Beşiktaş Seba döneminden son kalan Şifo Mehmed'i de yolcu ettikten sonra, artık yenilenmiş bir takımdır. Zengin bir kadrosu yok, ama genç ve hırslı futbolculardan oluşuyor. Daum gitmeyip kalırsa ve Beşiktaş bu arada bir hoca meselesi yaşamaz ise yakaladığı şansı sonuna kadar götürebilir. Aksi takdirde yine bir boşluğa düşecektir. Herkes Fenerbahçe'yi eleştiriyor. Takımı koşmadığı için, bir sistem içinde oynamadığı için, gol kısırlığı çektiği için yerden yere vuruyorlar. Eleştirilerin odak noktasında Mustafa Denizli yer alıyor. Denizli bu eleştiriler münasebeti ile bir süre önce ekrana çıkıp "Ben bu işi biliyorum, buradayım ve burada kalacağım" demişti. Ve ilaveten geçen yıl da bu senenin ilk yarısındaki gibi eleştiriler aldığını, ancak ikinci yarıda ipi göğüsleyenin kendisi olduğunu vurgulamıştı. Doğrudur. Geçen yıl Fenerbahçe kötülerin iyisi olarak şampiyon oldu. Bu yıl da aynı futbolu oynuyor. Peki niçin eleştiriliyor? Şu sebeple: Fenerbahçe imajı "mükemmel" çizilmiştir. Takım bu hali ile bu imajı dolduramıyor. Avrupa kupalarından sıfır puan ile dönüyor. Rüştü sayesinde ayakta duruyor. Üfürsen yıkılacak gibi. Ne futbol kamuoyu, ne yorumcu-yazarlar, ne taraftar bu "sönük fener"i beğeniyorlar. Bir silkinme, bir parlama, bir alev lazım. Bu da pek tabi Anderson'la, Lazetiç'le falan olmaz diyorlar, herkesin aklından Hakan Şükür ile Okan o sebepten geçiyor. Denizli'nin en zor iki maçı önümüzdeki iki haftadadır. Yönetim ve camia şimdilik arkasında ama futbolun cilveleri tükenmez. Avrupa'daki Galatasaray ile yerli sahalardaki cim-bom farklı iki takım gibi. Nerede Barcelona maçı, nerede Ankaragücü karşılaşması. Futbolcular herhalde Avrupa tribünlerine oynuyorlar. Baksanıza her kupa maçından sonra birine ikisine transfer teklifi geliyor.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Ramazan | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |