T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ramazan Konuşmaları (1)

Önce bayramınızı tebrik ediyor, hem Müslümanlar hem de bütün insanlık için daha iyi şartlarda nice bayramlar idrak etmenizi Mevlâ'dan niyaz ediyorum. İnşaallah bayram külfetinden kaçmak için evinizi terkedip bir yerlere gitmemişsinizdir. Evinizde küçüklerinizin ve dostlarınızın ziyaretini beklemektesiniz, sonra siz de büyüklerin ellerini öpmek, dostlara iade-i ziyarette bulunmak için yollara düşecek, ibadet sevabı alacaksınız. Küçükler hep yanınızda ve yakınınızda bulunacak, öz değerlerimizi tanıyacak, resmi kurumlarda alamadığı milli eğitimi alacaklardır.

Camilerde yapılan konuşmalar, radyo yayınları ve gazetelerdeki Ramazan sayfaları da önemli ve üzerinde durmaya değer olmakla beraber daha etkili olduğunu düşündüğüm için televizyonlarda Ramazan konuşmalarını ele almayı ve değerlendirmeyi tercih ettim.

Bir günlük yayının yaklaşık bir saatini dine/İslam'a ayırdıktan sonra diğer yirmi üç saatte İslam diye bir din, bir medeniyet, bir ahlak anlayış ve düzeni yokmuş gibi davranan, bazan bunun da ötesine geçerek -işine gelen belli bir din anlayışını sözde istisna ettikten sonra- İslam'a savaş açan televizyon kanalları ile genel olarak dine saygılı kanalları birbirinden ayırmak gerekiyor. Sözü kısaltmak için birincisine siyah, ikincisine beyaz diyelim.

Beyaz kanallarda artık klasikleşmiş bulunan yayın formatları aynen devam etti. Bunların kısmen yenilenmesinde fayda vardır; yenileştirme işini geniş zaman içinde ele almak, düşünmek, planlamak gerekiyor. Kanal 7'nin yoksulluk ve infak konusuna, STV'nin ihtidalara ayırdığı yayın saatleri hem biraz yeni hem de ilgi çekici ve yararlı oldu. Dini konuşmaları farklı ortamlara taşıma veya -bu mümkün olmuyorsa- olabildiği ölçüde bu ortamları stüdyoya taşıma konusu düşünülmelidir; böyle bir çeşni hem yeni hem de ilgi çekici olacaktır.

Siyah kanallar veya siyah yayınlar Müslümanlar'ın Ramazan neşesine katkıda bulunmak, onları ihtiyaç duydukları konularda bilgilendirmek, İslam dünyasında yaşanan Ramazan'ı yansıtmak gibi yararlı yayınlar yapmak yerine, hazır fırsat bulmuşken uygun ilahiyatçıları bir araya getirerek Müslümanlar'ın kafasını karıştırmaya, huzur ve neşelerini bozmaya, belli bir din anlayışını meşrulaştırıp dayatırken diğer anlayış ve yaşayış tarzlarını insafsız ve bazan edepsiz bir şekilde mahkum etmeye, kınamaya, eleştirme görüntüsü içinde tahkir ve tezyif etmeye yöneldiler. Bu ilahiyatçı beylerin birçoğunda görülen kusur, "çağdaş, evrensel, uygar" gibi yüceltici niteliklere büründükleri Batı değerlerine hayranlık, kendi değerleri konusunda bilgisizlik, inançsızlık ve güvensizlik; tenkit ve değerlendirmelerinde abartı, insafsızlık, ölçüsüzlük, bilerek bilmeyerek Batılı politikalara taşeronluk idi. Her şeyden önce "Batı ve onun dümen suyundaki yerli zinde güçler nasıl bir İslam istiyorlar ve bunu niçin istiyorlar" sorusunu sormuyorlar, bu isteği "kutsal ve tartışılamaz bir talep" gibi benimsemiş olarak onun savunmasına ve meşrulaştırılmasına yöneliyor, bütün birikim ve güçlerini bunun için kullanıyorlardı.

Doğu'da ve Batı'da bilenler biliyor ki, Batı en az iki asırdan bu yana, daha ziyade Avrupa ve Amerika'daki büyük şirketlere ve holdinglere ait bulunan büyük sermayeyi küreselleştirme yoluna girmiş, kapitalizm yeni dünya düzeninin belirleyici unsuru olmuştur. Devletleri de hizmetine alan ulusaşırı sermaye durmadan büyümek, üretmek, satmak, kazanmak ve bunu hep tekrarlamak suretiyle -özellikle geri kalmış ve sömürülen dünyayı- hem çevre şartları hem de insanların maddi ve manevi ihtiyaçları bakımından üzerinde yaşanamaz hale getirmiştir. Bu gidişe dur demek üzere, ortaya çıkmış bulunan komünist blok, kapitalistlerin de önemli katkılarıyla çöktükten sonra bu büyük canavara "dur" diyecek bir tane din (İslam) ve onun (olabilirlerse) mensupları olan Müslümanlar kalmış, bunun böyle olduğu da bir Amerika başkanının onu düşman ilan etmesiyle tescil edilmiştir. Bu "vicdansız, ahlaksız, dinsiz dünya düzeni"nin patronları, önlerinde potansiyel, bazan fiilî engel olarak gördükleri Müslümanlar'ı ortadan kaldıramayacakları için dinlerine müdahale etmeye, onu dişleri sökülmüş, terbiye edilmiş, itaatkâr hale getirilmiş, engel olmaktan çıkmış bir "liberal İslam" haline getirmeye karar vermişlerdir.

(Ramazan geçti ama biz sohbetine devam edeceğiz, inşaallah!)


16 Aralık 2001
Pazar
 
HAYRETTİN KARAMAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED