|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bayramınız 'şiir' olsun
Bayramınız kutlu olsun. Tüm bayramlarınız ömrünüz boyunca çocukluk bayramlarınız gibi geçsin. O saflıkta, o çoşku ve tazelikte. Hepsi şiir gibi güzel geçsin. Şiir gibi geçen bayramlarınıza katkı olsun diye şiirli bir bayram haberi hazırladık bizde size. Evrenin güzelliklerinin en güzel şair duyarlılığıyla tanımlanabileceğinden hareket ederek bazı şairlerimize, bayramın kendileri için ne ifade ettiğini sorduk. Tabii şiir ve bayram ilişkisini sormayı da ihmal etmedik...
Bayram teraneleri ve yas müziği"Ne kadar şair vardır ki bayramlar karşısında berbat derecede duygusuzdur, ne kadar şair olmayan vardır ki şair olan birinden bayram karşısında daha çok duygulandırır" diyen Hüsrev Hatemi, şiirle bayram arasında bir ilişki kurulamayacağını düşünenlerden. Tevfik Fikret'in günümüzde unutulan, "Bayram teraneleri yas müziğine benzer, o kimsesiz ve ruhsuz çocukların" mısrasıyla başlayan şirinin çocukluğundan beri kafasına kazındığını ve ünlü şairin bayramda yardımlaşmaya çağrıda bulunduğu bu şiirini çok sevdiğini belirten Hatemi, bu bayramı içsel huzuru yakalayarak, sükunet içinde ve İstanbul'da geçireceklerden.
İlle de çocukluk bayramları!Hatemi, neden hep eski bayramların sevildiğini ise kendi çocukluk yıllarından yola çıkarak şöyle açıklıyor: "40'lı yılların bayramlarının önem kazanması, o günlerin bayramlarının özelliğinden çok algılayan beynin yaşıyla ilgili. Çünkü 70'li yıllarda çocukluk geçirenlerle şimdi konuştuğumda bakıyorum şimdi 20-30 yaş arasında bulunan o insanlar da, benim 40'lı yıllarda geçirdiğim bayramları kendi çocukluklarında algılamışlar. Yokluk ve büyük zenginlik yaşatmayan orta halli bir ailenin çocuğu olarak Kurtuluş-Feriköy'de bayram geçirdiğim için, 40'lı yılların bayramları benim için daha renkli, insanın içini daha ferahlatan bayramlardı. Sonrakiler de çok şükür kötü olmadı. Bayramın güzelliklerini belirleyen bayramı algılayan yaşın özellikleridir. Bayram diye bir olgudan çok toplumun terbiyesi, yetiştirme tarzı, bayramı uygulaması önemli bence."
"Bayramlar bayram olsun"
"Aşk deyince kalem elden düşüyor / Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor / Lambada titreyen alev üşüyor" sözlerinin geçtiği ünlü 'Mihriban' türküsünün ozanı Abdurrahim Karakoç, bayramı hüzünlü geçirecek şairlerimizden: "Şu anda Türkiye'de bir bayram yaşandığını sanmıyorum. Gerek tebriklerimde gerekse yazılarımda 'Bayramlar bayram ola' derim hep. Bayramlar istenilen şekilde dostluk, kerdeşlik, gönül birliği ifade etmiyorsa o bayram ha gelmiş ha gelmemiş pek önemi olmaz." Karakoç, ülkenin yarısından fazlası açlıkla boğuşurken varlıklı insanların gönül rahatlığıyla bayram yapamayacağını söylüyor: "Bayramların hiç olmazsa yoksulluğu, açlığı, zulmü, haksızlığı asgari orana indirmesini temenni ediyorum ama malesef bunu göremiyorum. Bu acıyı her zaman hissediyorum. Acaba pazar günü bayram mı olacak? Kime bayram olacak, kime figan olacak? İşte bunu ayırt etmek zor." Bayramı evde ziyaretine gelen dostlarıyla sohbet ederek geçireceğini söyleyen Karakoç, bayramların topluma güzel duygular yaydığını ancak toplumsal gerçeklerin bir yerde yüreğini bıçakla kanattığını ifade ediyor. Dünyanın her yerindeki yoksul ve mazlum insanların içinde bulunduğu durumu düşündükçe bayramın tadını alamadığını, yıllardan beri bayram temennilerini anlatmak için hep 'Bayramlar bayram ola' başlığıyla söze giriş yapan yazılar ve şiirler kaleme aldığını kaydeden ozan, "Ya bayramlar bayram olsun kurtulsun, Ya takvimler cayır cayır yırtılsın.' mısrasıyla, bütün insanlığın mutlu olmadığı sürece salt takvimde yazan tarihlere bakarak bayramların idrak edilemeyeceğini not düşüyor. Türkiye'de ve dünyadaki gelişmelerden ötürü karamsar bir havayla bayramı idrak edeceği anlaşılan Abdurrahim Karakoç, her halukârda bütün Müslümanlar'ın Ramazan Bayramları'nı daha güzel geçirmelerini diliyor.
'Bayramlar, çocuksu yanlarımız'
"Bayramlar, toplumların çocuksu yanlarıdır. Beraberinde yaşlılara ve hastalara bile bir dinçlik, bir şakraklık getirir. Ve bu, bayram namazını şaşırmak kadar doğaldır" diyen şair İbrahim Tenekeci, bayramla şiir arasındaki ilişkiyi, kendi açısından sevincini çoğaltan yönüyle ele alıyor. Şöyle betimliyor İbrahim Tenekeci: "Yeni bir şiir bitirdiğimde adeta bayram yapıyorum. Benim için, şiirle bayram arasındaki en büyük bağ bu. Ayrıca insanların temiz giysiler giymesi, saçlarını güzelce taraması ve büyük bir özenle yanakların öpülmesi de şiire çok benziyor." Ülkemizde insanların sadece bayramlarda birbirini ziyaret etmeye gittiğini ve bütün bir yılın hasretini üç güne sığdırmaya çalıştığını düşünürsek, Tenekeci de Hüsrev Hoca gibi bayram ziyaretleri için yollara dökülmek yerine, huzuru evinde aramayı tercih edenler arasında yer alıyor: "Bayramı her bayram olduğu gibi, kâh odalarda dolanarak kâh pencereden bakarak geçireceğim. Belki bir de Mustafa Kutlu'yu ararım." Ramazan Bayramı'nı dostları, akrabaları ve torunlarıyla bayramlaşarak ve kabir ziyaretleri yaparak geçireceğini söyleyen usta şair Erdem Beyazıt, bayramların kendisine Yahya Kemal ve Fuzuli'nin şiirlerini anımsattığını söylüyor. Her bayramın toplumu biraraya getiren ve kardeşlik duygusunu körükleyen bir yanının olduğunu belirten Beyazıt, Ramazan Bayramı'nın kendine has güzelliklerini sonuna kadar yaşayacaklar arasında bulunuyor.
BAYRAMLAR SAKLI KENTLER
Bugün bayram erken kalkın çocuklar / Giyelim en güzel giysileri / Üzmeyelim bugün annemizi.. / Bugün bayram.." diye devam eden Barış Manço şarkısını bilmeyen var mıdır? Yoktur. Hatta şu an bu metni okurken bile, içinizden şarkıyı söylemeye devam ediyorsunuz değil mi? Tamam. Böyle daha iyi. Fonda Barış Manço olsun, biz haberimize devam edelim. Bayramlar, ruhumuzda kendini iyiliğe adayan saklı kentler gibidir. Haset, kıskançlık, bencillik, maddi-manevi cimrilikle geçen bütün bir yılda sadece birkaç gün ortaya çıkıp, iyilik kentinin bütün kapılarını sonuna kadar açarlar. Birkaç günde yılın tüm sıkıntısını attığımız o tatlı kaçışlar, ne yazık ki saklı kentin daha sonra gizlere karışmasıyla buharlaşıp gider elimizden. Bayram süresince istesek de kötü bir insan olmayız. Çünkü saklı kentin iyiliğe aşık melekleri, ruhumuzun en kuytu köşelerine kadar rahmani güzelliklerle kutsar bizi. Bu nedenle arife gecelerinde verilen hediyelerin, bayram günlerinde gizli gizli aşırılan baklavaların, içimizdeki ruhsal dinginliği dışa yayan yeni ve temiz bayram elbiselerinin, komşu pencerelerde çocukların bayram şekeri için kapısını çalmasını bekleyen iki çift nemli ihtiyar gözün üzerimizde bırkatığı tesiri hayat boyu unutamayız. Keşke saklı kentler her zaman kapılarını açsa bize... Ne kadar da çok ihtiyacımız var böyle Nebevi düşlere...
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv Bilişim| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |