|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Müslümanı Müslüman olmayandan ayıran farikalardan biri de onun bayramıdır. Günlük yaşantısının içsel bir özelliği durumuna gelmiş olan namaz, oruç, hac gibi ibadetlerinin yanında, bayram da ona özellik kazandıran bir uygulamadır. İcraî olan bu uygulamaların yanında faiz, içki, zina, fuhuş gibi kaçınılan uygulamalar da, onun kimliğinin ayırıcı özelliklerini belirler. Bayram, yabancı bakışla sanılabileceği gibi, bir keyif ve eğlence zamanı değildir. Bayram belki bir saadet ve sürur zamanı olarak telakki edilebilir. Ama bir karnaval eğlencesinin taibatını Müslüman bayramında görmek mümkün olmasa gerek. Bayram kutlaması, insanların birbirinin gönlünü aldığı, kırgınlıkların giderildiği, duaların yoğunlaştığı vaktin adı olmak gerekiyor: bu kadar basit! Ama özel olan durum ve bir bakıma Müslümana kimliğini kazandıran ya da ona bir kimlik oluşturan durum da, işte bu basitlikten neşet ediyor. Bu telakki tarzını özümsemek gerekiyor. Bir gün, bir bayram arefesinde karşılaşıp bayramını tebrik ettiğim bir arkadaşım, bana: "Biz bayram kutlamıyoruz" demişti. Sebebini sorduğumda da: "Altmış yıldan beri emperyalizmin baskısı altında bulunan bir ülkede bayram kutlanmaz!" cevabını vermişti. Ben de ona: "Hiç bir emperyalist baskı Müslümanın bayramını onun elinden alamaz!" dedim. İmdi, eğer bayram, bir faşing, bir karnaval, bir yılbaşı eğlencesi kabilinden düşünülüyorsa, ortada kutlanacak bir şey bulmak mümkün olmaz. Ama nasıl ki, emperyalist baskı veya savaş, Müslümanın öteki ibadetlerini ifa etmemesinin mazereti değilse, bu ve benzeri durumlar bayram için de geçerlidir. Demek ki, farkına varmadan, zaman içinde, biz, bayramlarımızı da farklı görüngülere oturtmaya başlamışız! Oysa sözü geçen eğlence türleriyle Müslümanın bayramı arasında uzaktan, yakından bir nisbet mevcut bulunmuyor. Bizim bayramımız affın ve mağfiretin, kemalin, sulhun, sükûnun, huzurun, vicdan ve nefs muhasebesinin vaki olduğu günlerin adıdır. Allah'a yönelişin yoğunlaştığı anlardır. Rikkatin, merhametin, şefkatin yaşandığı ânların adıdır. Müslümanın duasının, yaşanan bu duygularla şayanı kabul sayıldığı zamanlardır. Bu itibarla bir yandan kendi nefsimizin kurtuluşu için duaya yönelirken, bir yandan da bütün dünya Müslümanlarının, dahası insanlığın kurtuluşu için dualarımızı yoğunlaştırmamız gerektiğini düşüneceğimiz sayılı günlerdir. Bütün dünyadaki kardeşlerimizin sulha, sükûna, huzura, istiklâle kavuşması için; Allah'ın Müslümanlara akıl, fikir, feraset, basiret, İslâmî bilinç bahşetmesi yolunda dualarımızı çoğaltmamız için Cenabı Allah'ın lûtfettiği fırsatlardan biridir. Anlayana mübarek olsun!
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |