|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ABD'ye yapılan saldırının ardından CNN dahil bütün TV'lerin yayınladığı, Hollywood'un hayal dünyasının bile ötesine düşen görüntüler arasında tek bir ceset görüntüsünün olmayışı, iki yıl önceki deprem sırasında TV'lerin döndüre döndüre yayınladığı kolu bacağı kopmuş, enkaz altından yalvaran gözlerle kameralara bakan vatandaşların dramını hatıra getirdi. Binlerce ölümle sonuçlanması dolayısıyla benzerlik gösteren bu iki olayı, iki ülke medyasının yansıtış biçimi de, ekranlardan, satırlardan hiç düşürülmeyen 'uygarlık, çağdaşlık' mefhumlarına yaklaşabilmek için, medyamızın daha kırk fırın ekmek yemesi gerektiğini gözler önüne serdi... Olayın boyutları yalnızca dramatik, zaafiyet belirten görüntü yayınlamak ya da yayınlamamak meselesiyle sınırlı değil tabi ki... Terörist saldırıdan sonra Bush'un 'Bütün müslümanları suçlu kabul edemeyiz. Sorumluları bulacağız' şeklindeki açıklamaları, ABD TV'lerinde de yansımasını buldu. Yayınlarında 'hedef göstermemeye' dikkat eden TV'ler, duyarlılığı körüklememeye çaba sarfetti. Şüpheli isimleri çıkarlarının gereklerine göre, suçlu veya masum ilan ediveren, bir anda hem yargıç, hem infazcı olabilen medya, 'temiz' kisvesini de üzerinden hiç çıkarmıyor. Hemen bütün kanallar olayın ilk günü ABD'den bile henüz bir açıklama yapılmadan, Amerikan medyasını geride bırakarak, isimler ve ülkelerden bahsetmeye suçlunun ya da suçlu ülkenin - ülkelerin peşine düştü. Geçtiğimiz gün, Kanal D ise, 'bütün televizyonları sorumlu yayıncılığa davet ediyoruz' şeklinde anonslarla temizlik çağrısı yaptı... Bu ne perhiz... Neil Postman, Alvin Toffler ve Jean Baudrillard ABD medyasını yerden yere vurmakta pek de haklı değil galiba... Bir de Türk Medyası'nın hali pür melalini görselerdi, dağlara taşlara vururlardı herhalde...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |