T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

A K T Ü E L

Kürekli kadırga hangi sultanın?

Kürekli Kadırga'nın geçmişini araştıran arkeologlar, teknenin Fatih Sultan Mehmed'e mi yoksa, 4. Mehmed'e mi ait olduğunu çözemedi

Arkeoloji dünyası, Beşiktaş'taki Askeri Deniz Müzesi'nde 36 sultan kayığı ile birlikte sergilenen kürekli kadırganın, bilinmeyen öyküsünü araştırıyor. 1885 tarihli bir fetvada tekne, "Fatih Sultan Mehmet'in kadırgası" olarak geçerken, 1911 yılına ait bir belgede de 4. Mehmet'e atfediliyor. Belçikalı arkeolog Lucien Basch ise kadırgadaki ejderha figürlerinden yola çıkarak kadırganın son Bizans İmparatoru Constantin Dragazes'e ait olduğunu, ondan da Fatih Sultan Mehmet'e geçtiğini iddia ediyor.

Bugüne kalan tek örnek

Kadırgada inceleme yapan Teksas A&M Üniversitesi Sualtı Arkeoloji Bölümü doktora öğrencisi Erkut Arcak, inşa edilme şekli ve kürek çekme sistemlerine dayanarak, kadırganın 17. yüzyıldan daha önce inşa edilme ihtimalinin güç olduğunu kaydetti. Erkut Arcak, 23. Uluslararası Kazı, Araştırma ve Arkeometri Sempozyumu'nda "Sultan'ın Kadırgası" konulu bir bildiri sundu. Arcak, Beşiktaş'taki askeri müzede bulunan kadırganın, dünyadaki tek orijinal örnek olduğunu söyledi. Osmanlı sultanlarının boğazda kısa gezintiler ve seremoni amaçlı kullandıkları kadırganın, "Akdeniz'de yaklaşık 4-5 bin yıllık tarihi bulunan bütün kürekli gemiler içerisinde kalan son örnek" olduğunu vurgulayan Arcak, bugüne kadar bulunan tek kadırganın, İtalya'daki Garda gölünde kazısı yapılmış olan 16. yüzyıla ait Venedik Kadırgası olduğunu ancak bu teknenin de güverte bölümüyle ilgili fazla parçası kalmadığı için bilgilerin sınırlı olduğunu anlattı.

5 Mehmet'ten hangisi

Erkut Arcak, geminin hangi tarihte inşa edildiğinin tam olarak bilinemediğini, kadırganın halen Deniz Müzesi envanterinde, 17. yüzyıla tarihlendirilerek Sultan 4. Mehmet'e, atfedildiğini kaydetti. Arcak, bunun nedeninin geminin köşk kısmında yazılı bulunan bir şiirde "Sultan Mehmet" adının geçmesi olduğunu ancak bunun Osmanlı hanedanındaki 5 Mehmet'ten hangisi olduğunun bilinmediğini söyledi.

Minyatürdeki kadırga mı?

Kadırganın 40 metre uzunluğunda, 5 metre genişliğinde olduğunu belirten Arcak, geminin köşk bölümündeki sedef, gümüş ve kaplumbağa kabuğu üzerine yapılan işlemelerin, 16. yüzyıl Osmanlı sanatının özelliklerini taşıdığını söyledi. Arşivlerdeki minyatürleri de araştırdıklarını belirten Arcak, bir minyatürde rastladıkları Sultan 2. Osman'ın 1622 tarihinde kullandığı kadırga resminin, Deniz Müzesi'ndeki kadırgaya çok benzediğini anlattı. Arcak, 17. yüzyılda İstanbul'a gelen Hollandalı seyyah Vitsen'in bir resminde yer alan 4. Mehmet'in annesine ait kadırganın da bu kadırga ile ciddi benzerlikler gösterdiğini kaydetti.

Kürekleri şifa niyetine...

Kadırga ile ilgili olarak rastladıkları en eski belgelerden birisinin de 1861 yılına ait Ceride-i Havadis gazetesi olduğunu anlatan Arcak, haberde, "kadırganın bakımından sorumlu olan bostancıların, kadırganın küreklerini keserek, şifa niyetine İstanbul halkına dağıttıkları"nın yazılı olduğunu söyledi. Arcak, bu haberden halkın Fatih'le özdeşleştirdiği kadırgayı 'efsunlu' sayarak küreklerinin kesilip satıldığının anlaşıldığını ifade ederek, kadırganın belki de bu yüzden hiç küreği bulunmadığını belirtti. Arcak, sürekli her parçası yenilenmiş olan kadırganın henüz tam olarak hangi döneme ait olduğunun tespit edilemediğini de söyledi.

 
EVİNDE 'RAVZA' MAKETİ YAPTI
Aydın'ın Nazilli ilçesinde Hulusi Akşit isimli vatandaş evinin içine Peygamber Efendimiz'in Ravza-i Mutahhara adı ile anılan kabrinin maketini yaptı. Yenimahalle 177. Sokak No:13'te ikamet eden Hulusi Akçay (78), hacca gidip geldikten sonra aklının oralarda kaldığını söyleyerek, kendi evinin içine Ravza-i Mutahhara'nın maketini yapmak istediğini ifade etti. Bu sayede Efendimiz'i hiç unutmayacağını kaydeden Akçay şöyle konuştu: "1985'te ailemle birlikte Hacca gittik. Çok şükür ki vazifemizi yerine getirdik. Peygamber Efendimiz'in yaşadığı yerleri görünce içimde derin bir haz oluştu. Döndükten sonra aklımız fikrimiz hep oralarda kaldı. Yavaş yavaş uygun malzemeleri temin ederek Ravza'nın maketini bugün bu duruma getirdim. Seviçliyim, mutluyum..."
Bush'tan diploma alan teğmen geldi
ABD Deniz Harp Okulu'nu üçüncülükle bitiren ve diplomasını ABD Başkanı George Bush'tan alan Teğmen Fatih Emre Ülger, memleketi Kayseri'ye geldi. Ülger'i, Erkilet Havaalanı'nda yakınları ve arkadaşları karşıladı. Ülger, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'yi, ABD'de de başarıyla temsil etmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi. İlk ve orta öğrenimini Kayseri'de tamamladıktan sonra Deniz Harp Okulu'na girdiğini belirten Ülger, "Burayı da ikincilikle bitirerek Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nca ABD'ye gönderildim. Diplomamı ABD Başkanı George Bush'tan almamın da, hem benim hem de ülkem için büyük gurur olduğunu düşünüyorum" dedi.

4 Haziran 2001
Pazartesi
 
Künye
Temsilcilikler
Reklam Tarifesi
Abone Formu
Mesaj Formu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED