T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tılsımlı sözcük: Yeni

İşbaşındaki hükümetin başarısızlığı, hergün sebep olduğu skandallar, içte ve dışta güven erozyonuna uğradığı herkesçe mâlum, ANAR'ın dün açıklanan Mayıs ayı sonu değerlendirme raporu durumu bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor zaten: Mayıs ayında gösterdiği performansa bakarak, 100 kişiden 1'i hükümeti 'çok başarılı' buluyor; yüzde 5,5 de sadece 'başarılı' olduğu kanaatini ifade etmiş. Yüzde 19.3'e göre ise, hükümet, "Ne başarılı, ne başarısız." Buna karşılık halkın yüzde 54.0'ü 'çok başarısız', yüzde 20.2'si ise 'başarısız' diye mahkum etmekte bu hükümeti... Yüzde 74.2 ülkenin iyi yönetilmediğini düşünüyor...

Bu bir gerçek, ama bir başka gerçek daha var: Bu kadar başarısız, iflâhı mümkün olmayan, doğal ömrünü tamamlamış bir hükümetin şimdiye kadar çoktan işbaşından gitmesi gerekirdi; oysa, krizlerden kriz beğendiren, halkı yarı yarıya fakirleştirmiş, dış politikada temel hedeflerden sapılmasına ve olağanüstü tâvizlerin gündeme gelmesine sebep olmuş iktidar sarsılmıyor bile. Muhalefet partileri meflûç, sivil toplum örgütlerinin kimi gerçek anlamda 'sivil' değil olanlar da sindirildiği için kımıltısız. Geçmişte, böyle tıkanıklıkları açmada devreye giren zorlama da, onu yapacak odakların kendine özgü sebeplerle, bu kez söz konusu değil. İktidarı bugünün politik unsurlarıyla değiştirmek mümkün gözükmüyor.

Oysa, iktidarı değiştirecek bir büyük ve köklü altüst oluş yaşanması, birinin düdük çalması gerekiyor. Bu kez düdüğü halk çalmalı.

Halk, mevcudu beğenmediğini, her ay biraz daha kıstığı oylarıyla belli ediyor. Bugün seçim yapılsa, ANAR'ın bulgularına göre, partilerin oy dağılımı şöyle olacak: FP 8.7, DYP 7.5, MHP 5.5, ANAP 4.3, CHP 4.2, HADEP 4.1, DSP 3.6... ANAR'ın araştırması bir şeyi daha gösteriyor: "Kararsızım" diyenlerin oranının yüzde 14.0'e, "Hiçbiri" diyenlerin de yüzde 38.0 oranına çıktığını... Her iki kişiden biri mevcudu istemiyor...

Mevcut siyasi sistem, şimdiki yapısıyla, halka güven vermiyorsa, bunun yapısal değişimi zorlayacak etkileri olması beklenir. Bizde de, halk, "Beni bundan kurtar" diye âdeta bağırıyor ve bu görevi kimlerin üstlenmesi gerektiğine dair kanaatlerini de her fırsatta ifade ediyor. Mevcut siyasi aktörler arasında sadece ikisi (Cumhurbaşkanı Sezer ve devlet bakanı Kemal Derviş, ama birinci ikinciden çok daha önde olarak) göz dolduruyor. "Yeni bir partiye ihtiyaç yok" diyen 23.9 ile görüş belirtmeyen 9.6'yı çıkartırsanız, halkın 66.5 gibi büyük bir çoğunluğu (kimi sadece sağda -10.6- veya sadece solda -7.9- veya her ikisinde birden -48-) "Türkiye'de yeni siyasi partilere ihtiyaç var" diyor...

'Yeni' denildiğinde, bunu iki biçimde anlayabiliriz: Mevcuttan farklı, yeni bir program ve kadroya sahip veya mevcudun yeni talepler istikametinde dönüştürülmesiyle oluşmuş... Bu benim yorumum, ama halkın eğilimini de yansıttığına inanıyorum: İnsanlar, 'yepyeni'yi arzulamakla birlikte mevcudun kendi taleplerine göre yeniden dizayn edilmesine de ses çıkartmayacaklardır...

Aslına bakılırsa, halkta varlığı sezilen, kamuoyu araştırmalarına da yansımış 'değişim özlemi' ile, o özleme cevap vermeyi amaçlayan hareketlilik arasında bir bütünlük söz konusu. Merkezin sağı ve solunda partileşmeyi amaçlayan hazırlıklar göze çarpıyor.

Her 'yeni' olanın özleme cevap teşkil edeceğini düşünmek elbette aşırı iyimserlik olur; önümüzdeki dönemde hızlanacağı anlaşılan partileşme çalışmalarının dikkat etmesi gereken nokta bu işte. 'Yeni' oluşumların, 'eski' ile arasında fazla fark bulunmaması, 'küçük olsun, benim olsun' anlayışını yansıtması hayal kırıklığına yol açacaktır. Dar çıkarları temsil eden, eski yapının üzerine oturmayı amaçlayan oluşumların 'yeni' kabul edilmesi çok zor. Halkın nabzı, kitlelerin kendini içinde bulabileceği, geniş bir ortak payda üzerine oturan oluşumlardan yana atıyor.

"Düdüğü bu defa halk kendi çalmak istiyor" derken kast ettiğimiz, 1946 şartlarında ifadesini "Yeter, söz milletindir" sloganında bulana benzer, bütün yanlışlıkları elinin tersiyle itebilecek, siyasette halktan daha büyük bir güç bulunmadığını fiili olarak ifade edebilecek, sadece hükümete değil gerçekten iktidara da tâlip bir çıkıştır... Böyle bir çıkışın günümüzde yeterli somut şartları var.

Tabii, 'yeni' olma iddiasıyla ortaya atılacakların halkın verdiği mesajı doğru algılamaları şartıyla... Onlar neler mi? Öğrenmek için yarını bekleyeceksiniz...


4 Haziran 2001
Pazartesi
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Yeni Şafak'a Yeni Okur ol !!! - Abone ol !!!
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED