T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Tekelci medya ve iktidar karteli

Şu RTÜK Tasarısı kanunlaşsın diye, iktidar ortağı üç "sözde lider"in ısrar etmelerini anlamıyoruz..

Ama bu tasarı kanunlaşırsa, bundan "haklı çıkar" sağlayacak ve devlet ihalelerine girecek "Tekelci Medya Sermayesi"nin tasarıyı desteklemelerini de, hiç anlamıyoruz..

Erzurum'da bir halk-deyişi var..

Şöyle:

-Adı, kulağına değdi..

Bir kişi veya bir kesim, toplum vicdanına çok aykırı bir iş yapar ve bu yanlışla birlikte adı çok tekrar edilmeye başlarsa, bundan hayır çıkmaz..

Bu açıdan "RTÜK Tasarısı"na can havli ile sarılan sözde liderlerin tutumu da, bu tasarıdan çıkar sağlamayı bekleyen 2-3 medya patronunun bekleyişi de, çok fazla dikkati çekmeye başladı.

Belli ki, iktidar partisi milletvekilleri de, sözde liderlerin baskısı ile tasarının maddelerine oy veriyorlar..

Ama akılları da, vicdanları da rahatsız..

Üçüncü haftaya giriyor RTÜK görüşmeleri.. Her fırsatta TBMM salonundan kaçıyor milletvekilleri ve yeterli karar sayısı toplanamıyor..

Düşünün ki, iktidar milletvekilleri 340 dolayında. Ama oylamada, sadece 114 lehte oy çıkıyor..

Yani tasarı kanunlaşırsa, bu, sözde liderlerin baskısı ile olacak..

RTÜK Tasarısı için Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Özkan, medya tekelinin patronları ile, belki bir pazarlık yaptılar.. Kendilerinin, Tekel Medyası manşetleri ile ayakta kalabileceklerini ve medyanın onların fiyaskolarını unutturabileceğini sanıyorlar.

Peki ama, bu pazarlıkta MHP'nin ve Bahçeli'nin yeri ne olabilir?

Tasarıya ümit bağlayan "Tekelci Medya Sermayesi"ne gelince..

Her gün Meclis televizyonundaki canlı yayında, onların isimleri, geçmişte aldıkları kamu ihaleleri seslendiriliyor..

Banka boşaltan medya patronlarının yaptıkları hatırlatılıyor..

Bütün Türkiye bunları duyuyor, izliyor..

Değer mi, kamu vicdanında böylesine "kötü şöhret" olmaya?

Genel siyasi tabloya ve toplumun gözlemlerine, beklentilerine gelince..

Zaten, bu 3'lü koalisyonun, pek itibarı yok.. Seçim olsa, bunlar barajı geçebilir mi, belli değil..

Ayrıca, Kemal Derviş'in konumu ve gücü, bunları gülünç duruma düşürdü.. Halk arasında bu iktidarın tanımı şöyle..

-Kemal Derviş yönetimindeki Ecevit Hükûmeti!

Derviş'e dil uzatan bakan, kabineden kapı dışarı ediliyor..

Hani bindiği dalı kesen Nasreddin Hoca yere düşünce, herkes gülmüş..

Hoca da, "Ben zaten ağaçtan inecektim" demiş..

Yüksel Yalova da, sanki istifa etti..

İşte öyle birşey..

Yahu.. İktidarda kalabilmek için, bu kadar fazla patrona bağımlı olmaya değer mi?

Hükûmette Derviş'e ve İMF'ye bağımlı olacaksın.. Siyasette de, Tekel medyası patronlarına bağımlılığı kabullenip, çağ-dışı bir RTÜK yasası için nefes nefese çabalayacaksın..

Hani, elinde yalan taşıyan Temel'e sormuşlar bunun nedenini..

-Denize düşersem sarılmak için yılan taşıyorum, demiş Temel.

Bunlar da, "seçim olursa Tekel medyası belki bizi pompalar" diye, RTÜK tasarısı taşıyorlar ellerinde..

Tekel medyası da, şimdilik, "enerji soruşturmaları"nı, "Egebank ve Etibank'ın siyasi uzantıları"nı görmezden geliyor.

Ama ya sonra?

Halkın tutmadığı, ekonomiyi iflas ettirmiş, adı kokuşmuşluğa karışmış bir kadroyu, hangi medya tutabilir?..

Neticede "şeriatla mücadele" gerekçesi bile, Etibank-Sabah yönetimini ceza hukukuna karşı koruyamadı..

Yani bu "RTÜK ayıbı", hem sözde liderleri, hem Tekelci medyayı aşağıya çekiyor.

ŞAKA

Hâlâ oynuyorlar!.

Önce "okuyucu"yu, "müşteri" olarak gördüler..

"Promosyon" adı altında, KDV'siz taksitli satışlara başladılar..

Sonra, "medya" ile bankacılığı, müteahhitliği karıştırdılar..

Şimdi de, kendileri için özel imtiyaz kanunu çıkartıp, "egemenlik Tekel medyasınındır" demeye hazırlanıyorlar.

Devlet ve millet de, yıllardır bu oyunu tribünlerden izliyor..

İşin garibi, bu oyunu oynayanlara değil, "artık yeter" diyenlere kırmızı kart gösteriliyor..

KUTAN-ÇİLLER

Böyle iktidara, böyle muhalefet!..

Recai Kutan'ı da, Tansu Çiller'i de anlamak mümkün değil..

Ecevit, titrek bir sesle "bu koalisyonun alternatifi yok" derken ve DSP milletvekilleri hıçkırıklar içinde ağlayıp, Ecevit'i alkışlarken, aklı başında herkes olayı görüyor.

Ecevit, kendi koalisyonlarının alternatifini, sadece koalisyonun "üç parti"si içinde aradığı için, "alternatifimiz yok" diyor..

Oysa Meclis'te "beş parti" var..

Ama Ecevit, onları yok sayıyor..

Bunu da, "Tekel Medyası"na dayanarak yapıyor.

Ve hâlâ Recai Kutan da, Tansu Çiller de, kendi partili milletvekillerini, RTÜK Tasarısına karşı "topyekûn" direnişe geçirmediler..

RTÜK Tasarısı, vicdan ve akıl sahibi birkaç milletvekilinin mücadelesi ile durduruluyor..

Kabul edilen bazı maddelerde muhalefet tam kadro hazır bulunsaydı, bu maddeler de geçemezdi. Bir maddede sadece 114 "lehte" oy çıktı..

Bu bakımdan Recai Kutan'ı da, Tansu Çiller'i de anlamıyoruz..

"İktidar" ve "Tekel Medyası", onları yok sayacak..

Çiller ve Kutan da olayı "uzaktan" izleyip, sadece 80 muhalefet milletvekilini Meclis'te hazır bulunduracaklar..

İktidar olabilmek, muhalefet olabilmeye bağlıdır.

Kutan ve Çiller, bu hafta RTÜK'le mutlaka ilgilenmelidir.


4 Haziran 2001
Pazartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Yeni Şafak'a Yeni Okur ol !!! - Abone ol !!!
Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED