|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Tam anlamıyla "dağ fare doğurdu" ve KDV oranları sadece otomotiv ve beyaz eşyada yüzde 26'dan yüzde 18'e indirildi. Sadece iki aylık bir süre için bu uygulama geçerli. Oysa "piyasanın canlanması" için bütün sektörlerde yüzde 50 indirim ve sürenin de 6 ay olması öneriliyordu. Hükümet IMF ve Kemal Derviş "korkusu" ile ancak iki aya yakın bir süre için otomotiv ve beyaz eşya sektöründeki "stokları eritecek" bir karar almış oldu. Eksik ve piyasayı canlandırma etkisi olmayacak bir karar. Piyasanın canlanması ve ekonominin "işler" hale gelmesi için, maalesef hükümet hiçbir girişimde bulunmuyor. Gerçekten "üzerine ölü toprağı serpilmiş" gibi hareketsiz kalıyor. Sadece "ekonomiyi ve devleti küçültme" adına bazı önlemler almaya çalışıyor. Oysa yapılacak şey "ekonominin yeniden üretir ve istihdam sağlar" hale getirilmesidir. Buna da IMF izin vermiyor. IMF'nin derdi, dış borçların "ödenebilir" hale gelmesi. Yoksa esnafın, işçinin, küçük ve orta boy işletmelerin piyasaların canlanmasıyla bir ölçüde rahatlaması hiç umurunda değil. Geçenlerde DYP Genel Başkanı Tansu Çiller açıkladı. Esnafın çiftçinin derdi "300 milyon dolarlık" bir destekle çözümlenecek halde. Esnafın ödenemeyen faiz borcu 75 trilyon lira civarında. Bütün çiftçinin Ziraat Bankası'na ve kooperatiflere borcu 200- 250 trilyon lira. Yani 35 milyon insanın, esnafın, çiftçinin sıkıntısını 300 milyon dolarla halletmek varken, IMF korkusu, Kemal Derviş "şantajı" yüzünden, bu paralar bu kesime aktarılmıyor, esnafın, çiftçinin haciz altında inlemesine meydan veriliyor. Buna karşılık el konulan 13 bankaya "mali sektörü kurtarma" adı altında "dış borçların ödenebilmesi" için 15 milyar dolar vermekten kaçınmıyorlar. Dahası, Afganistan'a asker göndermemizin karşılığı, borç olarak verilmesi telaffuz edilen 13 milyar doların da yine "mali sektöre" aktarılacağı söyleniyor. Görüldüğü gibi "bizi bizden başkası kurtaramaz" noktasına geliyoruz. Kaçınılmaz olarak böyle. "IMF reçeteleri" bize yaramadı. Çünkü "teşhisi" yanlış koydukları için "tedavi" de gerçekleşemiyor. Oysa yapılacak şeyler yok değil. Bir ara Reklamcılar Derneği "dünya kriz tarihiden" örneklerle hükümete yol göstermiş, piyasaların canlanması için önerilerde bulunmuştu. Bu önerilerden bir "KDV indirim" gerçekten yapılmış olsaydı işe yarayacak bir öneri. 1929 dünya ekonomik bunalımından sonra ekonomiyi yeniden yapılandırmayı amaçlayan ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt'in, "Ulusal İdarenin Yeniden Yapılanması" projesinin başına getirdiği Hugh Samuel Johnson'un, "Buy Now" (şimdi al) kampanyası şu sıralar bizim için "biçilmiş kaftan" gibi olacaktı. Reklamcılar Derneği Başkanı İzmir Tolga, "Roosevelt döneminde uygulanan ve Hugh Johnson'un liderliğinde yürüyen "Buy Now"la desteklenen programı örnek alalım. Biz de böyle bir kampanya yapalım" dedi ama bu hükümet sayesinde sözleri "havada" kaldı. Oysa Amerika'da bu kampanya sırasında, ülkenin içinde bulunduğu durum en açık bir şekilde anlatılmış, öneriler iletilmiş, halka umut aşılanmış ve tüketim talebi yeniden canlanarak kriz aşılmıştı. Tüketimi artırmak ve piyasayı işler hale getirmek hükümetin görevidir. Ama bizim hükümette böyle bir hareket yok. Onlar biten "itibarlarını" ve her geçen kendilerine karşı artan "güvensizliği" gidermek için "Ecevit'i kurban verip" iktidarlarını biraz daha uzatmanın peşindeler. Onlardan bir şey beklemek abesle iştigal olur. "Buy Now" yani "şimdi al" kampanyasını hiç olmazsa, "halka da güven vererek" KDV indirimi almış olan "şanslı şirketler" yapmak zorundadır. Sadece "stok eritmek" olmaz. Stoklar erirken, "reklam kampanyaları" ile halka gerçekleri anlatarak "güven" aşılama işini de yapmalılar.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |